"Tamam anladım " jes'le birlikte bir yandan yürüyüp bir yandan konuşuyorduk.Bana neler yapmam gerektiğini anlatıyordu. Bayan kate'in ofisine gidiyorduk aynı zamanda senaryoya bakıyordum.Klasik sayılacak derecede bir dizi değildi.aşk intikam gibi şeyler asıl kız -yani ben- sevdiği çocuğun ailesinden intikam almak için onu kullanıyordu yani ilginç olabilirdi ve konu daha sonra gittikçe gelişiyordu.
Bunları düşünürken çoktan bayan kate'in odasına gelmiştik. Kendimi garip hissediyordum ilk defa böyle bir ortamdaydım hatta ilk başta kaçmayı bile düşündüm.
"Ah! tatlım nerede kaldınız?" bayan kate telaşlı bir ses tonuyla bana sarıldı ve jes'e sinirli bakışlarını attı."Üzgünüm bayan kate biraz geç uyandım" bayan kate sıcak ve içten bir gülümseme ile bana dönerek güven verici ses tonuyla konuştu "Bana lütfen kate de tatlım" pekala diye mırıldandım umarım duymuştur.
"Pekala, peki sen senaryoya biraz bakabildin mi zoe?"
"Ah, evet aslında senaryoyu okudum"
"Bu iyi ,peki nasıl buldun?"
"Aslında beğendim değişik geldi"
"Ah tatlım! bende, bende.Dahice!"
Daha sonra jes'e döndü ve "Peki nick ne zaman gelir? Onu aradığını söyle bana" jes gergince gülümsedi ve "Aslına.." diye başlayacak oldu ama kate sözünü kesti."Düşündüğüm şey olmasın" "Ben belki zoe ile onu ofisinde ziyaret ederiz diye düşünmüştüm, hem böylece çalışmalara hemen başlarlar" yalan söylediği her halinden belli olan jes kızardı. Ve ben o an onu savunmam gerektiğini hissettim."A aslında doğru söylüyor kate sanırım çalışmalara hemen başlamam iyi olabilir" kate önce yumuşadı sonra hemen eski neşesine döndü ve "Pekala, iyi fikir ama önce sözleşmeyi halledelim.Sen rahatına bak" gülümseyerek jes'le odadan çıktılar. Bende bu sırada ofisi inceleme fırsatı buldum.Beyaz deri koltuklar, cam ince bir masa , ve arkasında ofisin nerdeyse bir duvarı cam olan bölümünden harika bir manzara.İşte bu kadardı sade ve şık.Beğenmiştim.
Hemen sonra sözleşmeyi imzalamış, ellerimizde kahve harika fransa manzarası eşliğinde bayan kate'in ofisinde neredeyse onunla dedikodu yapma aşamasına gelmiştik.Garipti onun gibi kadınların hep işkolik bir manyak olduklarını düşünürdüm ama işin diğer tarafı onunla konuşunca hiçte öyle hissetmiyordunuz neredeyse mayışmıştım.Sıcak bir ofis,kahve ve yumuşak deri koltuklar.Bir an için acaba bu deri koltuklara kahve döksem ne olur diye düşünmedim değil ama anında bunu aklımdan sildim.Bu sevimli bayanı kızdırmaya değmezdi hemde aramızdaki samimiyete bakılırsa.
"Eee kate sen ,sevgilin falan var mı?" bunu öyle ani sormuştu ki acaba yarım saat süren sessizlik boyunca bunu düşünüp şimdi pat diye ortaya attı mı diye düşünmedim değil.Hafifçe gülümseyerek cevap verdim."Hayır yok" gülümsedi sanki rahatlamış gibi bir gülümsemeydi bu anında diğer soruyu sordum "Neden ki" koltuğunda doğruldu ve sanki çok önemli bir sır veriyormuşcasına bana doğru eğildi "Şey bilirsin bu meslek biraz karışık sorun çıkmasını istemem" "Ah anlıyorum ama bir problem yok"Sonra bende, arkama yaslandım.
"Nasıl biri?" bu soruyu jes'e yönelttmiştim bana baktı daha sonra arabayı sürmeye devam ederek"Çok sinirli, disiplin manyağı ve mükemmeliyetçi" bunları duyunca gözlerim faltaşı gibi açıldı."Neee?" bir an sonra jes kahkalara boğuldu "Hey hey niye gülüyorsun, hadi amaa kes şunu " kolunu yumruklamaya başladığımda anca durabilmişti."Aman tanrım sen bir kaçıksın" kaşlarımı çatıp ona baktım gülmemek için kendini zor tutuyor gibiydi anlamadığımı düşündü ki konuşmaya devam etti."Sadece bir şakaydı" "Acayip komikti(!) nasıl korktum biliyor musun?" "Evet yüz ifaden bunu ele verdi" "Peki şakayı bırak ve soruma cevap ver.Gerçekten" "Tamam şöyle yapalım söylediklerimin tam tersi. Nick mükemmeldir emin ol "
Gerçekten mükemmel biriydi aynı jes'in söyledği gibi tanışma faslının ardından konuşmuştuk ve gençti yani oyuncu koçu olamak için yeterince genç bana koçluk yaptığı insanlarla olan anılarını anlatırken neredeyse içeceğimi püskürtüyordum -zaten çok gülen birisiyim- bu ise ekstra komikti.
"O zaman bebeğim yarın görüşürüz"
"Olur nick ama bilirsin ben biraz uykucuyumdur"bunu söylerken nick sırıtmıştı.
"Ben seni uyandırırım sende parıltı görüyorum Grace" sonra göz kırptı ve bizde arabaya bindik.
"Sana demiştim" gözlerimi tam devirmek üzereyken bunu durdurdum çünkü bunu şu sıralar sık yapmaya başlamıştım."Birdaha sana inanmamayı öğrendim" jes kıkırdadı."Olabilir hala yarı menajerinim" "AH evet işte bu doğru".
Sonra jes beni eve bıraktı ve yarınki provayı hatırlattı.Eve kendimi attığımda nerdeyse akşam olmak üzereydi bu kadar olmuşmuydu cidden.Sıcak bir duş almak istedim ama sonra kendimi televizyona kaptırdım.Hadi ama bu How ı met your mother'dı.Bu diziye bayılırdım.
Sabah kalktığımda kendimi koltukta buldum ve lanet saydırarak kalktım her yerim tutulmuştu.Ne harika bir gün değil mi?Çalan telefonum bütün düşüncelerimi çekip almıştı-o nasıl oluyorsa-."Efendim ah nick evet, pekala hemen çıkıyorum, gerçekten üzgünüm" Sanırım anladınız o zaman ben giyinmeliyim.
Jet hızıyla üstüme birşeyler geçirdikten sonra çıktım.Ve bir taksiye atladım.adresi verdikten sonra çok geç kalmamış olmayı diledim ilk provaya geç kalmak iyi bir izlenim olmazdı .Gerçi nick'in sorun edeceğinden değil ama.Olsun işte.
Geldiğimde saat 7:40 'dı.Geç kalma kraliçesiydim ben kesinlikle.Hızla içeri girdim ve nick'i buldum "Özür dilerim özür dilerim özür dil..." özürleri sıralarken beni durdurdu ve kahkaha attı."Hey sakin ol anlıyorum hiçbirimiz dakik değiliz Grace"İşte bu adamı seviyordum!
"Pekala pekala iyi iş çıkarttın ama biraz daha duygu istiyorum" "Nick bunları söylerken çoktan dış kapıya yönelmiştim bile "Grace! istersen biraz daha romantik film izle!" bu dediğine kahkaha atarak kapıdan çıktım çıkarken el sallamayı da unutmadım tabii.
Eve dönüş yolunda telefonumu çıkarıp müzik dinleyecektim ki Gelen cevapsız aramaları gördüm hey hey o düşüncelerinizden kurtulun! Kesinlikle zayn değil.Arayan tanımadığım bir numaraydı herneyse diye tekrar müzik açmaya yönelirken tekrar çalmaya başladı.Aslında açmazdım ama bendeki merak duygusu ağır bastı.
"Alo"
"Merhaba ben elounor. Sen zoe olmalısın"elounor, elounor ,elounor kafamdaki tüm elounorları taradım ama kayda değer birşey yoktu kızın sesi ise ağlamaklıydı.
"Aa evet ben zoe ama sizi tanıyamadım"
"Ben louis'in kız arkadaşıydım gerçi hala öyle mi emin değilim"louis mi louis loui..Pekala bunu hemen buldum. Ama bir sorun var bu kız beni neden arıyor.
"Şu an seni neden aradığımı merak ediyorsundur ben sadece..." ve birden hıçkırmaya başladı çok kötü ağlıyordu.
"Hey hey hey sakin ol ben sorunu anlayamadım ama? Yardımcı olabilirim"
"O zaman şöyle söyleyeyim One direction'un fransada'ki konserini duymuşsundur bende bu yüzden fransadayım.Ve şu an yardıma ihtiyacım var numaranı lou dan almıştım"Vay be one direction'un burada konseri vardı ve benim haberim yoktu demekki zayn'i çoktan unutmaya başlıyorum bu iyi birşey.
"Pekala tabii ki olur nerdesin tarif et seni bulabilirim sanırım?"Daha sonra daha önce hiç görmediğim bir kızı bulmaya çalıştım.
Evett kısa bir bölüm olduğunun farkındayım ama bu kadar yazabildim yazılılarım başlayacak ve bu yüzden hızlı bir şekilde yetiştirmeye çalışıyorum.Ama yılbaşı için sürprizim olabilir.Bu arda yorum yapınnnnnn Pleaseeee!!!!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Designer
FanfictionYollarının kesişmesi, biraz aşk birazda acı.Bazen birbirlerinden nefret edecekler bazen ise birbirlerinden kopamayacaklar.Bazen intikam almak isteyecek bir taraf,bazense herşeyden vazgeçmek .İşte ,bu sadece bir fanfiction değil .Bu benim duygularım...