Farklı

50 10 1
                                    

Normalde olduğundan daha farklı şeyler olmaya başlamıştı. Renkli kapıların olduğu oda neredeydi? Biz nereye gelmiştik? Kapının üzerindeki yeşil zümrüte alıp gold renkteki torbaya koydum. Her şeyi düşünmem gerekiyordu. Bunları tekrar yaşamak istemezdim. O yüzden her şeye, heryere dikkat etmeliydim. Arkamı döndüm. Her şey çok güzeldi.huzur doluydu. Bütün gün burda tek başıma oturabilirdim. Gökyüzü masmaviydi. Etrafta rengarenk çiçekler vardı. Çiçeklerin ortasında ise betondan bir yol vardı. Yoldan yürümeye başladık. Etrafta çok güzel bir koku vardı.Heryer, her şey çok güzeldi sadece bir şey vardı. Çiçekler, çiçekler çok garipti. Yolun bir yanında 60 tane çiçek vardı. Bu çiçekler, normal rengarenk ve çok güzellerdi.Diğer yandada 60 çiçek vardı. Ama 60 çiçekten 6 tanesi tanesi farklıydı.6 çiçekte mordu ve her birinin içinde birer değerli taş vardı. Buraya gelmeden 2 ay önce taşlara merak sarmıştım. Bu değerli taşlarında özelliklerini biliyordum. 1.çiçek kristal kuvars:kainatın sonsuz gücünü ifade eder.
Turkuaz: sadakat ve dostluğu ifade eder.
Kaplan gözü:bağımsızlığı ifade eder.
Azurit:enerjiyi ifade eder.
Akik:iletişim ve dili ifade eder.
S

adece bir tanesini hatırlayamıyorum.
Aşk taşı. Huzur, mutluluk, canlılık ve enerjiyi ifade ederdi. En sevdiğim taştı. Ama adının ne olduğunu hatırlayamıyorum. Teker teker her çiçekteki değerli taşın ismini ve neyi ifade ettiğini söyledim. Her söylediğim çiçekte parlamaya başladı. Sadece sonuncu değerli taşın adını hatırlayamıyorum. Bora"Açelya, gözlerin..."
"Ne var gözlerimde?"
"Gözlerinin içinde sanki bir şeyler var, Sınıfımız, arkadaşlarımız..."
Bora gözlerimin içine bakıyordu. Bende onun. Neler olduğunu anlamaya çalışırken onun gözlerinden kendimi, kendi gözlerimi gördüm. Bu o gündü. Taşları araştırdığım gün. Teker teker taşların görevlerini yazmıştım,isimlerini yazmaya başlamıştım. O taşın ismini yazarken görüntü yavaşladı :
''A M E T I S T''
-Evett işte buuu ametist!!
Son değerli taşın adı ametist!!
Ametist taşıda parlamaya başladı. 5 taşın bulunduğu çiçekler yavaşça kapandı. Ametist taşı hala parlıyordu. Havalandı ve bana doğru gelmeye başladı. Yavaşça elime indi. Onuda alıp torbanın içine yerleştirdim. Çiçeklerin arasındaki yoldan yürümeye başladık. Sanki hep aynı yerde yürüyorduk.Normal bir şey olamaz mı? artık!
Bastığımız yerlerde ayak izlerimiz çıkıyordu. Aynı yerde olduğumuz içinde silinmiyordu.Birden durdum. Boradan kenara çekilmesini istedim ve ayak izlerimize baktım.Bir şeyler çizilmişti sanki. Bunlar Doruk, Arya, Ahu ve Ersindi.Onlara baktıkça daha gerçekçi olmaya başlamıştı. Neler olduğunu anlamamıştık.Otobüs durağındaydık.Otobüs bekliyorduk. Her şey başamı dönmüştü? Yoksa buda oyunun bir parçası mıydı?

************************************
Ahu"Açelya sen bu gece hiç uyumadınmı? Gözlerinin hali ne?"
"Bi gecedir Mi?
"Evet, ne bekliyorsun?"
"Ama, o yaşananlar."Bora sözümü keserek"Onca şey, nasıl olur..."
Alara"Neyden bahsediyorsunuz?Ne onca şeyi? "
" Uzun hikaye."dedim.
Otobüs gelmişti.Hemen bindik ve sınıfa girdik. İlk defa erken gelmiştik sınıfa. Derste hep başımıza gelenleri düşündüm. Teneffüste hemen Bora'nın yanına gittim ve
"Bora, neler oluyor? Şimdi eski yaşantımıza gerimi döneceğiz? Hem o kadar şey, bu zaman aralığında yaşanmış olamaz"dedim.
"Bilmiyorum Açelya, gerçekten anlayamıyorum. Neden biz? Bunlar nasıl yaşandı? anlayamıyorum",dedi ve yanımdan ayrıldı.
Ardından Ahu yanıma geldi.:
-Açelya,ojelerim nasıl?
-Çok güzeller. Bir o kadar da farklı.
Siyah renktelerdi,Kalınlardı ve parlıyorlardı. Çok güzel görünüyorlardı.Bana bir şeyi anımsatıyordu.Her şey anlaşılıyordu, neden burda olduğumuz.
''ONİKS TAŞI!! '' herkes bana bakıyordu. Taşa dokundum ve daha fazla parlamaya başladı. Etrafımızdaki herkes sanki buharlaşmış gibi birden beyaz bir görüntüyle yok oldu, Bora dışında. Ahu hala karşımda you bana bakıyordu."Noluyo Açelya herkese noldu?"Demek ki Ahu da artık bizimleydi.Ona olanları anlattım. Oniks taşları düz birer siyah ojeye dönüşmüştü sadece bir tanesi dışında...
Son oniks taşı Ahu nun işaret parmağındaydı.Bora"Açelya, işaret parmağına Bak!"Üçümüzünde işaret parmağında oniks taşı vardı. Ama birbirlerinden farklılardı.Bildiğim kadarıyla siyah, kahverengi, gri, beyaz gibi birini vardı. Hepimizin arkasında ayrı bir manzara vardı. Bora'nın arkasında bir orman vardı. Heryer de ise yoncalar.
Ahu nun arkasında gün batımı vardı. Benim arkam ise bembeyaz de bomboş düz beyaz bir oda. Bunlardan birisi oniks taşını temsil ediyor olabilirdi. Oniks şans taşıydı.Ama şans... Buldum.
4 yapraklı yonca şansı temsil eder. Ahu'un ve benim tırnağımdaki oniksler kaybolmuştu. Boranınki ise hala duruyordu hemde daha fazla parlamaya başlamıştı. Bora ormana doğru ilerledi. Haliyle bizde onu takip ettik. Heryer de yoncalar vardı ve yine o ince, kadife ses ''Şansın hangisinde olduğunu bulun ve bu bölümü tamamlayın''
Ahu"Bizden 4 yapraklı yoncayı bulmanızı istiyor olabilir bu güzel ses." Hemen 4 yapraklı yonca bulmaya koyulduk. Burası çok büyüktü. Küçücük yoncayı nasıl bulacaktık? Bundan sonra neler olacaktı?...

ÇIKIŞHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin