İnsan her kötü duyguya alışabilme
potansiyelinde sanırım.Fakirliğe,mutsuzluğa,agresifliğe belki başka bir çok şeye..Ama adaletsizliğe gerçekten alışamıyor.Belki doğası belki vicdanı belki içgüdüsel bir şekilde ket vuruyor ona.Tabi bu adaletsizlik kendisine ve kendisinden gördüğü insanlara yapılınca.Sevmediği,hor gördüğü,dışladığı insanlara yapılanları bir şekilde görmezden geliyor.İlginçtir bazen o adaletsizliği savunabiliyor.Halbuki benzer adaletsizlik kendi gibi gördüğü insana yapılınca tavrı farklı oluyor.Tersi bir durum da mevcut.Adaletsizliği kendinden olan yapınca hoş gören karşıtı yapınca fırtına kopartan.
Aslında adalet terazisi bu kadar değişken değildir,sorun bizim objektif bakamayaşımız ve insan olmamızdır.Kusurlu zihinlerimizde kendimizi evrenin göz bebeği,en değerli ve zeki canlısı olarak görmemiz.Bu düşüncenin alt tabakası olarak kendimiz gibi düşünenleri değerli görmemiz gelir.
Bu sebebten adil bir hukuk olmazsa olmaz iken hakimlik,savcılık mesleği eleştirilebilir nitelikte.Adaleti dağıtmakla görevli binlerce hakim,savcı var iken ve insanın bu kadar değişken bir canlı olması düşünülünce mutlak bir adaletten bahsetmemiz sanırım imkansız.Amacımız kusursuza en yakın yere varma isteği olmalı ama bu bir çok ülke dolayısıyla insan için mümkün görünmüyor...
