" Mutlu son yokmuş..."
Kelebeği öyle yerde gördüm bir anda . Ne oldu benim kelebeğim e ? Gerçekten de atladı mı oradan yoksa ben mı rüya görüyorum? Mert 'in sesiyle kendime gelebildim. O toprağın yanına koştu bende kelebeğin.
"K-kelebek sen ne yaptın? Sen ne yaptın? Şimdi bana bak sakın ölme tamam mı sakın beni bırakma daha sen anne olacaksın hadi.
Gözlerini aç lütfen duy beni "
Gözlerini açtı hafif. Yüzü kan revan içindeydi. Mavi gözleri benim gözlerimle buluştu. "Ben... Ben uçtum maviş. " Dedi tebessümle. " Ben yaşayamam. Bak benim istediğim oldu. Ölüyorum. Sonsuza kadar mutlu yaşayamayız. Hayalini kurduğun mutlu son da ben yokum... " Sesi öyle kötüydü ki . Gerçekten de ölecekti sanki. "Bana bak kelebek bana bak! Sen ölmeyeceksin. Biz o mutlu sonu yaşayacağız" yutkundu. Hafiften Akmaya başladı gözyaşlarım.
"Toprak... Nasıl? " Diye sordu. Giderken bile kendini değil başkasını düşünüyordu. "İyi olacak. O da sen de iyi olacaksınız. Sen yeter ki bırakma onu da beni de . "
Gözyaşlarımı sildim. " Hadi hastaneye gidelim. Yoksa gerçekten de öleceksin" dedim. Tam kucağıma alacakken " b-ben seni çok özleyeceğim" deyip kapattı gözlerini kelebek. Ne kadar seslensem de açmadı. Öldü. Yine üç gün yaşayıp öldü. Ama bu sefer geri dönmeyecek...
Pes etmeyip kucağıma aldım. "Yardım edin!" Mert toprağı kucağına almış hastaneye gidiyordu. Son kez seslendim kelebeğe " aç gözlerini yalvarırım aç ! Ben seni çok seviyorum be ... Mutlu son hayallerim de sen vardın . Şimdi gidiyorsun. " Ama anladım ben bu sefer çok iyi anladım. Yutkundum zar zor. "Mutlu son yokmuş kelebek ! Mutlu son yokmuş !"
" S-seni " kelebeğin sesiyle ona döndüm. Gözleri hafif açıktı. "Sen! Sen yaşıyorsun!" Dedim gözlerim den akan yaşlara eşlik eden gülümseme ile. "Beni hastaneye götür maviş toprağın yanında olmalıyım"
🦋🦋 ( 4 Gün sonra )
Kelebek dört gündür uyuyordu. Herşey iyi denilmişti ama hala uyuyordu. Yüzünde ki yaraların aynısı benim kalbim de de vardı sanki. Onun kalbi siyah ya hani , onu böyle gördükçe benim ki de siyaha dönüşüyordu.
Yine odasına girdim. Yanında ki sandalyeye oturdum. Elini tuttum sımsıkı. "Sen eğer ..." Derin bir nefes alıp toparlamaya çalıştım cümlemi ve " eğer sen uçup gitseydin kelebek bende ardından gelirdim ve yine biz mutlu sona ulaşırdık. Sana şunu söylemeliyim ki ikimiz den birisi tek başına giderse bu mutlu son olmaz. İkimiz birden gidersek bu mutlu son olur... Seni çok seviyorum üç günlük kelebeğim" deyip elinden öptüm.
Evet . Eğer o gitseydi ve ben hala hayatta olsaydım mutlu son diye birşey olmayacaktı
Ama şimdi ikimiz de hayattayız ve mutlu sonu yaşayacağız ben buna inanıyorum.
"Eee sonra ?" Kelebek? İki çift mavi gözle buluştu gözlerim. Sanki hayat vardı gözlerin de . " Uyandın..." Dedim. tarifsiz bir mutluluk sesiyle. Dört gün koskoca dört gün uyuyordun be! " Toprak, toprak nasıl ? İyi mi ? Umut ... Toprak nasıl dedim !" Yutkundum. Boğazım da düğümlendi sözler. Gözlerim doldu. Burnum da ki o sızı... Kelebek " benim toprağın yanında olmam lazım. Nerede o ? " Deyip kalkmaya çalıştı.
Durdum onu . " Kelebek... Sakin ol . Toprak " derin nefes aldım. " Toprağı kurtaramadık. O hastaneye gelmeden önce ölmüş-"
" Sus! Ölmez o ! Yaşıyordur. Siz bilemezsiniz onu . Şaka yapmıştır o yine . Aklı sıra beni korkutuyor" deyip güldü. İnanmıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÜZEL SEVEN ADAM
Fantasía" Yanılma ben hâlâ senin kalbindeyim. Biliyor musun ? Burada çok güzel çiçek bahçeleri var ..." 🖤 Umut & Kelebek 🖤
