'Üst üste biriken kar taneleri kadar eminim ki
Bana yaşama cesareti verdin'
~
goldenbill:
jimin!
o kadar mesaj attım,
niye bakmıyorsun?
bana kızgın mısın?
seni inciticek bir şey mi yaptım yoksa?
gayet mutlu ayrılmıştık oysaki
bir şey yaptıysam özür dilerim.
jimin lütfen
daha bu kadar yeni kavuşmuşken sana,
bu kadar çabuk kaybedemem
neredesin sen hemen geleyim
yanlış bir şey yapmadım değil mi?
canını yakmadım?
eğer canını yakıcı en ufak bir şey yaptıysam kendimi affetmem
jimin, iyi misin?
mochii:
affedersin kook ama telefonumun bildirim yazılımını siktin.
ve sakin ol tavşancık,
tuvaletteydim
goldenbill:
ah üzgünüm.
bir saniye
sen
bana
tavşancık
mı
dedim
?
mochii:
körsün galba?
goldenbill:
saat 7.00'da hazır ol
beni gaza getirdin küçük maymun
mochii:
anlamadım?
goldenbill:
diyorum ki saat 7.00'de hazır ol
akşam yemeğini beraber yiyelim
çok açım.
ama akşama kadar bekliyeceğim
ve boş midemi tıka basa tavukla doldurucağım.
sonuçta hesap senden :)
mochii:
itirazım yok
sonuçta minik tavşanımı beslemeliyim ki,
bir an önce büyüsün.
goldenbill:
Senden sadece 9 ay küçüğüm!
lütfen
ve hatırlatıyım,
senin minik tavşanın senden 1 karış uzun falan falan
mochii:
kes kesini kook!
~
çok mu sevimli oldu?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
patient | jikook
Fanfiction❝kiraz rengi dudukları yerini yorgun mora bırakmıştı.❞ jikook, angst
