YENİ AİLEM

80 6 3
                                    

   Korkuyordum. Korkuyordum. Ne yapıcağımı bilemedim. Öğretmenim ,arkadaşlarım  herkesin gözü üzerimdeydi. Kimseyle göz göze gelmek istemiyordum ve bu yüzden de bir duvarlara bir ellerime tuhaf bir şekilde bakıyordum. O an deli olduğumu düşünmeleri yüksek ihtimaldi. Bir yanım çık ve kendi kendine yaşayabileceğini söyle onlara diyordu. Ama bunu yapmak gerçekten saçma olurdu. Buna kim inanırdı ki benden başka. Diğer yanımda kaç diyordu. Ama bu da saçma bir seçenekti. Çünkü nereye kaçıcaktım ki? Beni her türlü bulurlardı. Napıcam diye düşünürken birden ayağa kalktım. Ne yapıcağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Tamamen olayları akışına bırakmıştım. Sanırım pes edicektim. Sonra bir anda deli bi cesaret geldi ve "gelmiyorum, beni hiçbir yere götüremezsiniz." Diye nerdeyse yan sınıfın bile duyabileceği biçimde birkaç damla gözyaşıyla bağırmıştım. Napıyorum ben? Hıçkırmaya başladım. Adamlar bana doğru yaklaştı. Her adım attıklarında bir adım geriye gittim. Kadın olaya müdahale etmesi gerektiğini düşünerek ciddi ama sert bir tavırla " kendin yaşayamazsın. Gel sana devlet baksın. Bu senin için daha iyi olur. Orda arkadaşların ve öğretmenlerinle aile sıcaklığı içinde büyürsün." Dedi. Bu kadın deli. bana yurttaki aile sıcaklığından bahsediyor. Bu hiç aynı olabilir mi? Bir aile sıcaklığıyla, yurttaki yaşam aynı olabilir mi? Kesinlikle hayır. Yüzümü buruşturup başımı hayır anlamında salladım.
    O an düşünüp de söyleyemediğim şey "biri bana yardım etsin."  diye haykırmaktı. Kadın bana hala yurttan söz ediyordu, vazgeçmeyeceğimi bilmiyordu.  Dediklerinin çoğunu dinlemek yerine burdan nasıl kurtulabileceğimi düşündüm. Kadın şimdide yalnız olduğumu sürekli vurgulayarak beni ikna etmeye çalışıyordu: "Başka kimsen yok kimde kalmayı planlıyorsun küçük kız? bizden başka kimin var ki sanki?" Kadın gittikçe beni daha çok sinirlendiriyordu ve kalbimi daha çok kırıyordu. O an şeytan "şu kadını sustur!" dese de hiçbir şey yapmadım. Çünkü kadın haklıydı . Kimim var ki benim?Bu durumu kabullenmem gerekiyordu.Bir an hocayla göz göze geldik ve hocaya yalvaran gözlerle bakıyordum. Ceren hoca bunu hissetmiş olacak ki bana doğru yaklaştı. Yanıma geldi ve biranda kimsenin aklına  gelmeyeceği, beni ve aynı zamanda sınıftaki tüm öğrencileri  çok şaşırtan o sözler çıktı dudağından: " Ben VARIM. Ben onun annesi olurum. Ne işlem gerekiyosa yapın. Güneş'in koruyucu ailesi olmak istiyorum." Dedi. Ben şoktaydım. İşte bu hocayı çoook seviyorum. Kadın adamlara bir işaret yaptı ve sınıftan çıktılar. Konuşamıyordum. Çok şaşkındım.
  O günün sonuna kadar hocayla hiç konuşmadık. Son dersin çıkışında çantamı topladım ve tam sınıfın kapısından çıkacakken ceren hocanın sesini duydum."Güneşcim biraz durur musun? Konuşalım." Dedi. Heyecanlanmıştım. Ne söyliycekti ki? Büyük ihtimalle bundan sonra nasıl bir yaşam süreceğimiz hakkında konuşacaktık. Hocanın yanına gittim. Tüm sınıf boşalana kadar bekledik ve herkes gidince hoca konuşmaya başladı: " Bugün olanlar... ben seni zaten kızım olarak görüyordum. Herkesten farklı bir yerin var bende. Aileni kaybettiğini duyunca çok üzülmüştüm. Ve annen olmayı gerçekten istiyorum. Eğer sende istersen senin koruyucu ailen olmak istiyorum. Sana çok iyi bakarım. Biliyorsun benim bi çocuğum yok. Ve ve..." noldu şimdi ne güzel konuşuyordu hoca niye sustu? " Bir şey mi var hocam? " dedim merakla. Ceren hoca derin bir iç çekti ve " benim yani bizim. Eşimle benim bir çocuğumuz olmuyor. Yani eğer sen benim kızım olmayı kabul edersen ilk ve tek çoçuğum olucaksın. Başka kardeşin olamıycak." Bu bugün girdiğim ikinci şoktu. Çok şaşırmıştım. Bu çocuk gibi neşeli hocamızın çocuğu olmuyor muydu? Halbuki onun çocuğu olsa çok şanslı olurdu. Uzun süre sessizlik oluştu ve ne diyeceğimi bilemedim. Yalnızca şunları söyleyebildim. " çok üzüldüm hocam. " Ceren hoca başımı okşayıp " üzülme, sen benim kızım olmayı kabul edicek misin?"dedi. Bu durum karşısında hayır demek olmazdı. Hem ceren hocanın annem olmasını çok isterim. Hemde bi aile sıcaklığı içinde olmayı. Zaten o bu konuda benden daha mutlu olacağa benziyor. Çünkü bir çocuğu olamıyacak.
Yüzüme kocaman bi gülümseme koyup " çok isterim hocam." Dedim. Hoca da benimkinden  kat kat daha büyük bir gülümseme belirtti yüzünde. Ve " hadi şimdi evimize gidelim ve babanla tanış ,yeni yuvana alış KIZIM" dedi. Ceren hocanın ağzından içtenlikle çıkan "kızım" kelimesi kalbimi derinden etkilemişti. Sanki bu kelimeyi duymayalı çok uzun zaman olmuş. Bende " tamam ANNE" diyerek hocaya eşlik ettim.. Bu cevap ceren hocayı çok mutlu etmişti. Ama aslında sadece onu mutlu etmek için söylemiştim. Çünkü ben tabiki de annemi ve babamı hala unutmamıştım unutmuycaktım da. Onlara ne kadar anne ve baba desem de asıl annem ve babamın yeri bende çok ayrıydı.
      Yolda giderken yeni ailem hakkında çok şey öğrendim. Mesela annem ; 24 yaşında, uzun boylu, çocukları çok seven, beline kadar uzanan saçlara sahipti. Babam ise; tıpkı annem gibi güleryüzlü, öğretmen ve 25 yaşındaydı adı da Hakan'dı. 2 yıllık evlilerdi...
    Tüm günü birbirimizi tanımakla geçirdik ve olabilecek son derecede samimiydik birbirimize karşı. Babam ,annem kadar mutlu olmuştu bir kızı olacağını duyunca. Aslında bu durum herkes için iyi oldu. Çünkü ailesi olmayan bir kızın ailesi, çocuğu olmayan bir ailenin kızı olmuştu. Onlara her anne ve baba diyişimde aklıma annem ve babam geliyordu. Bu da beni çok üzüyordu. Ama eminim ki onlar hayatta olsaydı bana doğru yolda olduğumu söylerlerdi. Ayrıca annem ve babamın en çok istediği şeyi gerçekleştiricem. Bir doktor olucam. Bu durumu yeni anneme ve babama da belirttim. Sonuna kadar yanımda olacaklarını söylediler ve bunu gerçekten bana hissettirdiler. Şimdi bekle beni yeni hayat...
      Ertesi gün haftasonuydu, hepimiz evdeydik. Koruyucu ailem olmak için işlemleri bitirdiler. Hiçbir sorun çıkmadan yeni evime alışmıştım ama ne zaman eskiler aklıma gelse elim ayağım dolaşıyor, başım dönüyor, bir anda içime kapanıyordum. Birkaç hafta bunları yaşadım. Annem ve babam bu durumu farketmişler ve bir psikolog çağırmışlardı eve. Psikologla uzun uzun konuşmuştuk. Bana sürekli geçmişi soruyordu. Bu durum hiç hoşuma gitmiyordu. Kalbimdeki yarayı yeniden kanatmasındaki amaç ne? Zaten unutmakta güçlük çekiyorum unuttuklarımı da hatırlıyordum. Sonunda seans bitince derin bir ohhh çektim. Ve odamdan çıkarken psikoloğu annemle ve babamla konuşurken gördüm. Sessizce dinledim. Psikolog  "şu aralar yalnız kalmasına izin vermeyin. Psikolojik travması hala devam ediyor. İstediklerini yapın ve onun asla yalnız hissetmemesini sağlayın." Annem korkmuş gibi görünüyordu. Yanında duran küçük komidinden destek aldı ve " geçicek mi?" Diye telaşla sordu. Psikolog konuşmayı sürdürdü "    Bu gibi travmaların kimisi kalıcı kimisi geçici oluyor. Bunu ilerleyen zamanlarda anlayacağız." Dedi ve daha fazlasını duymamak için tekrar odama çekildim ve düşünmeye devam ettim, annem ve babamı o anları...

***

Yorumlarınızı bekliyorum... :)
   

GÜNEŞ'İN KARANLIK YÜZÜHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin