Artık beceremediği şu hareket... Durum daha da kötüleşmişti. Ne zaman? Hatırlamıyordu. O hareket artık bir gölgeden başka bir şey değildi.
Anladı. Duvara doğru gitmeyi denedi ama sadece kafasındaki bir yöndü bu artık ve gürültünün nereden geldiğini görmek için çenesini kaldırdığında...
Yeniden o soğuk, sırtında, kürek kemikleri arasından aşağı doğru, o kadar soğuktu ki; sonra da yakıcı. Düştü, düşerken kalçasını çarptı. Yere kaydı. Destek alacak hiçbir şey yoktu.
Bir ses duydu.
Benim sesim bu. Beni çağırıyor. O, benim. Anlıyorum. Şimdi bir şey olmadığı zamanlardaki gibi. Bundan kurtulmak imkansızdı.
Ne olduğunu anladı.
Bırak beni.
Defolup git.
Anlıyorum. Soğuğu hissediyorum, bacağıma bakıyorum ama hangi bacağa? onu görüyorum. Işık kuvvetli burada. Daha önce böyle değildi ama soğuk başlayınca ışık yandı, dışarıdaki kadar güçlüydü; dışarıda, gece hüküm sürüyor.
Bir araba duyuyorum, uzaklaşıyor. Kimse durmaz burada.
Defolup git Uzaklaş.
Rahat bıraksalar, kendi başının çaresinde bakabilirdi hala, odayı baştan başa kat edebilir ve kapıya ulaşabilirdi. Adam içeri girmiş, bazı eşyalar almak için tekrar çıkmış ve geri gelip kapıyı kapamıştı. sonra, gece... Müziği hala duyuyordu ama belki de kendisinden geliyordu müzik, içinden. Affet dinlemişlerdi CD'nin şehirdeki nehrin o yakasında yer alan bir semtin adını taşıdığını biliyordu.
Uzak bir yer değildi. Bu türden birçok şey biliyordu.Nedenlerden biri de buydu.
Müziği yeniden duydu, daha güçlü, uğultusuz.
Işık hala oradaydı. Canı acımaya başlıyordu.
Acıyı hissetmiyorum. Yorgun değilim. Ayağa kalksam, çekip gidebilirim. Bir şey söylemeye çalışıyorum. Bir süre geçti. şimdi, tam uykuya dalmak üzereyken sıçrayarak uyanıp derin bir kuyuda kendi kendini aramak gibiydi. O an başka hiçbir şeyin önemi yoktur. İnsanı korku basar, yeniden uyumakta zorlanır. Neredeyse kımıldayamaz bile. Harekete geçmek ister ama bu imkansızdır.
Sonra pek düşünmez oldu. Sanki beyin bağlantıları kesilmiş de düşünceleri kafasının içine dökülüp saçılmaya, sonra da kanla birlikte dışarı akmaya bırakılmıştı.
Bunun kan olduğunu, benim kanım olduğunu biliyorum. Anlıyorum. Şu soğuk dalgayı hissetmiyorum, belki de bitti artık. Gelecek şeyleri düşünüyorum.
Doğrulduğumu biliyorum, bir dizim havada, diğeri yerde. Işığa bakıyorum ve duvara, gölgelere doğru sürünüyorum.
İçime bir şey giriyor ve uzaklaşıyorum. Başarabilirim belki.
Bir yerlerde onu bekleyen sığınağa ulaşmaya çalıştı, müzik yükseldi. Etrafında hareketler oluyordu, birden düştü ve yakalandı, yukarı kaldırıldığını hissetti. Tavan ve duvarların yaklaştığını gördü, neyin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamak olanaksızdı. Sonra, müzik kesildi.
Son tel de koptu, düşünceler yerlerini düşlere ve yanında sükunete götürdüğü birkaç anı kırıntısına bıraktıklar. Ve sandalyeye dayalı cılız cesedinden uzaklaşan ayak sesleri duyuldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ceset Torbası
Mystery / ThrillerIspartalı bir genç Paris'teki bir pansiyon odasında öldürülür. Benzer bir cinayet ingiltere'de işlenir. İki olay bir birinden bağımsız gibi görünse'de işleniş biçimlerindeki benzerlik dikkat çekicidir. Başkomiser Tolga Arslan katili bulmak için Par...