Zeynep'i kanlar içinde gördüğümde kalbimden bir tel söktüler sanki. Üstümdeki şoku atlatmama vakit kalmadan hemen Zeynep'in yanına koştum ve dizlerimin üstüne çöküp başını dizlerime aldım. O narin vücudunu kan kaplamıştı. Kendimde olmadan "doktor çağırın! Ambulans'ı arayın!" Diye bağırmışım. Bir anda etrafımı insanlar sardı. Luna park'ın ortasında dizlerinin üstüne çökmüş ben , kollarımda kanlar içinde yatan hayatımın kadını. Daha yeni kavuştum ona. Neden hayatımda olan kadınlar benden çabuk gidiyor ki Vücudumu artık yavaş-yavaş hissetmiyordum. Canım çok yanıyordu ama git-gide hissizleşiyordu. Gözlerimi açamıyordum. Sanki göz kapaklarımda tonlarca yük vardı. Sadece kulağıma çalınan Murat'ın sesi. "Dayan Zeynep beni bırakma sakın. Geçicek" diye söylediklerini duyuyordum. Belki de son nefesimi veriyordum bilmiyorum ama bildiğim tek şey , eğer öleceksem de Murat'tan bu lafları duyup da ölecek olmamdı. Yavaş-yavaş bilincim kapanırken Ambulans'ın sirenlerini duydum. Ve ondan sonrası karanlık...
* * *
O gün Muzaffer'in ameliyatı yoktu. Randevu için gelen hastalarla ilgilendikten sonra gün'ün geri kalanını benimle ilgilenecekti. Ben de Muzaffer gelene kadar ortalığı toparladım ve Zeynep için çocukluktan beri çok sevdiği tarçınlı kurabiyelerden yaptım geçen gün istemişdi. 20 dakika sonra fırından gelen sinyal sesiyle anlamıştım kurabiyelerin hazır olduğunu. Telefon'u elime alıp Zeynep'in numarasını çevirdim bir elimde telefonu kulağıma tutmuşum , diğer elimle fırını açtım kurabiyeleri almak için. Telefona o an Murat çıktı. "Murat sen misin? Zeynep nerede?" İçim titreyerek sordum. Sanki hiss etmiştim kardeşimin bıçaklandığını. Murat "Nefise hanım Zeynep bıçaklandı abimin çalıştığı hastaneye getiriyoruz" dedi. Vücudum kaskatı kesilmişti. Elimdeki kurabiye tabağının yere devrilişi ile irkildim ve ağlayarak soluğu hastanede aldım.
* * *
Zeynep'i sonunda hastaneye yetişdirmiştik. Yanından bir an olsun ayrılmak istemiyordum. Elini bırakırsam temelli gidicekmiş gibi hissediyordum. Nefise'nin çığlıklarıyla arkama döndüm. Kendim pek sakin değildim ama Nefise'yi biraz olsun sakinleştirmem lazımdı . En azından abim gelene kadar. Nasıl olsa abim ona iyi gelecekti sakinleştirecekti Nefise'yi. Ya ben?! Beni kim sakinleştirecekti? Sevdiğim kadını hayatımın en kötü zamanında buldum. Ona aşkımı itiraf ettiğim gün mü kaybedecektim? Hastaneye sığamıyordum. O kadar büyük koridorlar bana dar geliyordu. Nefes alamıyordum. Koridorda volta atarken abimin geldiğini gördüm. Hemen yanına koşarak "abi lütfen gir içeri Zeynep nasıl bi bak deliricem ben burda" dedim. Abim haklı olarak "aslanım ben beyin cerrahıyım beni içeri almazlar ki" dedi. Tüm kapılar kapanıyordu üstüme. Yolun sonu mu diye düşünmekten korkuyordum. Onu kaybedersem ne yaparım diye düşünmeden edemedim ama düşünrken de sanki beni karanlık, uçsuz - bucaksız kuyuya atıyordun.
* * *
Muzaffer'in yanıma gelmesiyle biraz olsun sakinleşmişdim. Elimi tutması bile bana güç veriyordu. Muzaffer'in sayesinde kendimi toparlayıp evdekilere haber verdim ve kısa sürede hastaneye geldiler onlar da.
Nefise'nin ailesi de perişan halde hastaneye gelmiştiler. O an anne ve babasının orda olmasına aldırmadan Nefise'min elini bir an olsun bırakmadım. Bence doğrusu da bu... Ben , Biz utanılacak bişey yapmıyorduk. Bir-birimizi seviyoruz ve şu an benim Nefise'ye destek olmam lazımdı.
* * *
3-4 saat olmuştu artık Zeynep ameliyata gireli. Hemşire ameliyathaneden çıkarak "acil O RH(+) kan lazım. Yakın akraba , kardeşi falan varsa hastanın hemen kan almak için odaya alalım" dedi. O an Zühre ve Rıza'nın yüzü düşmüştü ve bu durum Murat'ın gözünden kaçmamıştı. Nefise "ben veririm" dedi ve hemşireyle birlikte kan vermek için gitti. Zühre ve Rıza o an çok telaşlandılar bi kenara çekilip konuşmaya başladılar. Bu durumdan huylanan Murat ne konuştuklarını duymak için gizlice arkalarından gitti. Ama Murat'ın duyacakları hoş şeyler değildi. Belki de duymaması , öğrenmemesi gereken kişiydi şimdilik.
Zühre telaşlı halde "Rıza ne yapıcağız? Nefise kan veremez Zeynep'e" dedi. Rıza eliyle çenesini ovalarken "Bilmiyorum Zühre bilmiyorum. Eğer Nefiseyle Zeynep'in kardeş olmadığı ortaya çıkarsa hem Zeynep'i kaybederiz hem de Nefise'yi" dedi.
Duydukları karşısında şok olan Murat hemen yerine geçti ve kimseye bişey çaktırmadı. Hemen kan alınan odaya gitti ve Nefiseden kan alınmasını engelledi.
"Nefise hanım bitkin görünüyor kendisini toparlamakta zorluk çeker. Benim de kan grubum aynı. Benden alın" dedi. Hemşire Nefisenin halini gördükten sonra Murat'a hak verdi ve Nefiseyi dışarı alarak Murat'tan kan aldı.
* * *
Hemşire kan aldıktan sonra yeniden ameliyathaneye geçti ve ameliyat devam etti. 6 saat süren ameliyatın ardından doktor çıktı ve açıklamasını yaptı : "Hastamız çok kan kaybetmişti , 5 ünite kan takviye ettik. Nabzı zayıftı ama dirençli çıktı. Bıçak kara ciyerinin küçük bir kısmını parçalamıştı o kısmını almak zorunda kaldık. Şimdilik durumu iyi. İç kanama riski var ama %30 ihtimal. Sabaha kadar uyutacağız. Eğer sabaha kadar bir komplikasyon olmazsa hayati tehlikeyi atlattı diye biliriz" . Ameliyat'ın başarılı geçtiğini öğrenen Murat ve Nefise'ler bir hayli sevinmiştiler. Doktor izin vermediği için bu gece için yanına giremiyorlardı ama Yoğun bakım'ın önünden bir an olsun ayrılmıyorlardı. Murat bir elinde Zeynep'in kanı bulaşmış oyuncak ayı'yı tutarken diğer elini Yoğun Bakım'ın camına koydu , gözleri kan çanağı olan Murat kendini ne kadar sıksa da gözleri sözünü dinlemiyordu ve dolmuştu.
* * *
Onu öyle cansız gibi görmek beni mahvediyordu. Bi açsa gözlerini , yine bana baksa öyle güzel-güzel. O masum gülümsemesi oluşsa yüzünde... Ve tüm hayatımı kaplasa yine o gülümsemesi. "Dön Zeynep. Nolur...Bak hayatımdaki tek kadın annemdi , o bizi bırakıp gitti. Şimdi hayatımın tek kadını sensin. Sen de bunu yaşatma bana Zeynep. Annem yüzünden annesizliği yaşadım. Sen de bana sevdiğini kaybetmenin acısını yaşatma nolur. Hadi uyan Zeynep bak ben burdayım. Hadi...Zeynep....Zeynep"
Murat'ın son kelimesi yutkunarak "Zeynep" olmuştu. Yalvarırcasına elini cam'a koyan Murat , göz yaşlarına hakim olamadı ve gözlerinden akan yaşlar sakallarına karıştı.
* * *
Nefiseyi koridordaki tek kişilik koltukta uyurken gören Muzaffer ceketini çıkarıp Nefise'nin üstüne örttü. Nefise bunu hiss etmiş olmalı ki Muzaffer elini çekeceği sırada Nefise bileğinden tuttu ve gözlerini usulca açtı. Karşısında gördüğü adam'ın Muzaffer olması onu bir hayli rahatlatmıştı. Doğrulup koltukta oturan Nefise , koltuğun başında oturan Muzaffer'in göğsünün altına başını koydu ve eliyle Muzaffer'in elini tutup dizine koydu. Muzaffer Nefisenin saçlarını koklayıp öpücük bıraktı ve "çok yoruldun hadi gel kafeye geçelim biraz otururuz hem bişeyler yemiş olursun" dedi. Belki de bu kadar yaşadığı olaydan sonra Muzafferle baş-başa kalmak ona iyi gelecektir diye düşündü ve kafasını onaylarcasına salladıktan sonra el-ele hastaneden çıktı.
Hava almak Nefise'ye iyi gelmişti. Nefiseyle olmak da Muzaffer için iyi olmuştu. Kafeye girdiklerinde mutfaktan gelen garip kokuyu alan Muzaffer Nefiseye bu kokunun ne olduğunu sorduğunda Nefise bir bilgisi olmadığını söyledi. Işıkları açtıktan sonra Muzaffer ve Nefise mutfağa doğru ilerlerken mutfakta oluşan patlama , Nefise ve Muzaffer'in patlama sonucu aldığı yaralarla yere yığılmalarına neden olmuştu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk'ın kokusu♥️
RomanceHiç beklemedikleri bir anda kendilerini aşkın içinde bulan iki insan , iki kalp♥️