LENİNİST KESİNTİSİZ DEVRİM TEORİSİ VE MENŞEVİZM
Leninist sürekli devrim teorisi, proletaryası zayıf olan bir ülke, ihtilâlci inisiyatifin, çeşitli imkanları -bu imkanların en önemlisi köylülerin devrimci potansiyelidir- devrim için kullanmasına dayanır.
Belli bir tarihi aşamanın sınıfsal karakteri ile, bu aşamadaki sınıfların rolü arasındaki farklılık, bu teorinin temelidir. Bu farklılık, Leninist derim teorisindeki volantirist yanın ağır basmasının doğal sonucudur.
Marx ve Engels'in devrim teorilerinde -o zamanın somut şartlarından dolayı- ekonomik ve sosyal determinist yön, volantirist yöne nazaran daha ağır basar. Leninist teoride ise, politikanın, ekonomiye oranla belirleyiciliği ağır basmaktadır. Yani ihtilâlci inisiyatif temelidir. (Temel olması tek başına belirlemesi demek değildir). "Politika ekonominin yoğunlaşmış ifadesidir.Politikanın ekonomiye nazaran önceliğini kabuletmemek olmaz. Aksini düşünmek, MarksizminABC'sini unutmak demektir." (Lenin, cilt 42, s: 278, Fransızca baskı) Leninist devrim teorisindeki ihtilâlci inisiyatife, politikaya öncelikle ağırlık vermek düşüncesi Leninist parti anlayışını da biçimlendirmektedir.
Lenin'e göre, proletaryanın, işçiler örgütü ve devrimciler örgütü olmak üzere iki tip örgütü vardır. "İşçilerin örgütü ilk olarak, mesleki bir örgütolmalıdır, mümkün olduğu kadar gizlilikten uzak, açıkolmalıdır. Buna karşılık devrimciler örgütü, herşeydenönce ve başlıca mesleği devrimci eylem olan adamlarıkucaklamalı..." (Lenin, Ne Yapmalı, s: 340) Bu anlayışa göre proletarya partisi, tamamen profesyonel devrimcilerden oluşmalıdır. Parti, profesyonel devrimcilerin oluşturduğu bir savaş örgütüdür. Bu profesyonel devrimciler, "toplumdakimevcut düzen ile bütün bağlarını koparmış, sadece boşgecelerini değil, bütün ömürlerini devrime adamış veasgari marksist formasyondan geçmiş, belli konulardauzmanlaşmaya yönelmiş kişilerdir." Ve başlangıçta bu profesyonel devrimcilerden oluşmuş olan partide sınıfsal köken ayrımı yapılamaz: "Böyle bir örgütünözelliği karşısında, işçiler aydınlar arasında ve hele ayrıaynı meslekler arasında, her türlü fark silinmelidir.Besbelli ki bu örgüt, pek geniş tutulmamalı ve mümkünolduğu kadar gizli olmalıdır". (Lenin, Ne Yapmalı, s: 140)
Görüldüğü gibi, başlangıçta parti ile sınıf arasındaki ilişkiler daha çok objektiftir; yani ideolojiktir. Partinin öncülüğünün temeli ideolojiktir. Başlangıçta önemli olan Lenin'in deyişiyle, parti üyelerinin işçi veya öğrenci olması değil de profesyonel devrimcilerden oluşmasıdır. Profesyonel devrimcilerin teşkil ettiği savaş örgütünün objektif olarak proletaryanın devrimci iradesini temsil etmesi esastır. Ve proletaryaya bilinç bu örgüt aracılığıyla dıştan iletilecektir. Çünkü bu örgüt, sosyalist hareketi temsil etmektedir. "Devrimci SosyalDemokrasi, proletarya örgütüyle [mesleki örgütkastediliyor] ayrılmaz surette bağlantılı Jakobenleri temsileder." (Lenin)
