Multi: Bora
"AAAAAAA!" Bir çığlık ardından da bir düşme sesi.
İngilizceci çığlık atmıştı. Kadının sesi çok cırtlak beğ. Neyse konumuz bu değil. Öğretmen sandalyesi boştu. Hoca yerde yatıyordu. What?
Herkes şaşkınlık içinde bakarken ayağa kalkıp hocanın yanına gittim. Nabzını kontrol ettim. Atıyoğğğ. Yoksa atmasa mıydı? NE DİYORUM YA BEN!
"Ölmüş mü?"
"Nolmuş?"
"Bayıldı herhalde."
"Susun bir dakika. Biri müdüre haber versin." Sınıfı susturarak yanıma gelen Bora'ya baktım.
Nabzını kontrol edip hocayı kaldırdı ve sandalyeye oturttu. "Bayılmadan önce ne yapıyordu?"
"Yoklama alacaktı."
Bir Sherlock Holmes edasıyla sınıf defterine baktım. Ortasında küçük bir şişkinlik vardı.
Sınıf defterinin kapağını yavaşça açtım. Küçük bir yılan vardı. Oyuncak ve plastik bir yılan.
Yılanı elime alıp elimi havaya kaldırdım. "Kimin eseri bu?"
Arka sıralardan biri ayağa kalktı. Serdar. "Sadece şaka amaçlıydı. Böyle olacağını tahmin etmemiştik."
Onaylamaz bir şekilde kafamı iki tarafa salladım. Sınıfın kapısı aniden açıldı. Yılanı hızla cebime koydum. Müdür ve yanında bizim sınıftan bir kız vardı.
"Ne oldu burada?" Müdüre bakınca sinirle bana baktığını gördüm. Müdüre fark ettirmeden Serdar'a baktım. Yardım et dercesine bakıyordu.
"Hocam şimdi şey oldu. Sınıf defterinin arasına yılan girmiş. Hocamız da yılanı görünce bayıldı. Serdar arkadaşımız da sağolsun yılanı alıp dışarı attı."
Bora beni kafasıyla onaylayınca müdür inandı. Serdar ses çıkarmadan ağzını oynattığında söylediği şeyin 'teşekkür ederim.' olduğunu anladım.
Nöbetçi öğretmen gelince İngilizceciyi öğretmenler odasına götürdüler. Sınıfın kapısı kapanınca Serdar gelip bana sarıldı. Bora'nın bakışlarını fark edince bir adım geriledi.
Mahalle abisi gibi konuşmaya başladım. "Biz kimseyi ispiyonlamayız koçum. Şindi hepiniz beni dinleyin." Sınıfın hepsi bana dönünce konuşmaya devam ettim. "Olayın gerçek versiyonunu başkasından duyarsam okulun çatısından hepinizi aşağıya atarım." Yılanı cebimden çıkarıp Serdar'a attım.
Gülümseyerek sırama oturdum. Ders boş olunca akşam için izin alma amacıyla abimi aradım. Annemle babamın işi uzamıştı bugün de yoklardı.
"Abi ben akşama birkaç saat geç gelsem olur mu? Hemen hayır deme sakın."
"Kaç dakika sonra diyeyim?"
"Hadi lütfeeen."
"Kim olacak yanında?"
"Nisa, Bora ve bi de Serkan. Biliyon zaten hepsini."
"Olmaz."
"Lütfen. Abilerin en yakışıklısı, Victoria Secret'in erkek versiyonu olsa ilk alacakları kişi. Çok değil zaten bir iki saat."
"Gelirken çikolata alacaksan izin veririm."
"Almaz mıyım? Hangi çikolatadan istersin?"
"Şaşırt beni."
Ben cevap veremeden telefon kapandı. "Yüzüme kapattı."
"Rüv rüv rüv rüv."
"LANET OLSUN BU HAYAT. LANET OLSUN BU SEVGİ."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
THE SARMA SCHOOL
Humor*THE SARMA SUMMER adlı kitabın ikinci kitabıdır.* "Okul maceralarıma hoşgelmediniz çünkü ben de hoşgelmedim. Okuldan nefret ediyorum. Okuldaki derslerden, öğretmenlerden, öğrencilerden nefret ediyorum." "Hepsinden mi?" "Bora sen nerden çıktın yine?"...