SOĞUK AŞK -Ön Bölüm-

224 6 0
                                    

Çıplak bedenimin hafifliğiyle yaslandığım buz gibi duvar ve başımdan aşağıya dökülen soğuk damlaların altında otururken gözüme takılan tek şey babamın banyodaki kirliler sepetine attığı gömleğiydi. Dakikalarca gözümü ayırmadan baktığım mavi tonlarındaki kareli gömleği o kadar inceledim ki muhtemelen babamın bile fark etmediği, gömleğin en altındaki düğmenin diğerlerinden daha büyük olduğunu fark etmiştim. Hareketsizliğimi hiç bozmadan kırptığım gözlerim su damlalarıyla boğuşuyor, bana acı çektirmekten başka hiçbir işe yaramıyordu.

Çanakkale'den taşınalı yalnızca iki hafta olmasına rağmen babam şimdiden bana yüklenmeye başlamıştı. Boş boş oturan beni, hayallerim ve geçmişimle yalnız bırakmak istemiyordu. Dışarı çıkmam gerektiğini defalarca dile getirmişti zaten. Bense hiç umursamamıştım.

Yapmak istediğim tek şey siyahın hâkim olduğu odamda, pardon yeni odamda oturup eski arkadaşım Buse'yi, yine eski arkadaşlardan annemi ve öve öve bitiremeyip her hafta başka bir sevgili bulan fazla neşeli arkadaşım Yağmur 'u düşünüp biraz olsun gülmeye çalışmaktı. Bunu istemek kötü bir şey miydi?

Özlediğim geçmişim vardı benim. Beyaz ve morun hâkimiyeti altında kalmış, maviyle süslenmiş odam da Yağmur'un anlattığı sevgililerinin hikâyelerine kahkahalarla gülerken annem kapıyı açar ve ciddi gözükmeye çalışarak sessiz olmamızı söylerdi. Daha sonra dayanamayıp bizim kahkahalarımıza eşlik eder, sohbetimize katılırdı. Aramızda 25 yaş olan annemle bir arkadaş gibi büyümüştük. Bütün sırlarımı rahatlıkla anlatmıştım ona. Kimden hoşlandığımı, kimden nefret ettiğimi ... Her şeyi biliyordu.

Onunla oturup sabahlara kadar sohbet ettiğimiz günler aklıma geldikçe ağlamamak için direniyordum. Gözlerime dolan yaşlara meydan okurcasına direniyordum. Ben her şeyiyle çok mutlu bir kızken nasıl oldu da şimdi boğazıma kadar acıyla doldum? Evet, acı çekiyorum. Annemle babamın ayrıldığı güne lanet ederken bugünkü çektiğim acının büyük bir çoğunluğunu oluşturan o güne belki de milyonlarca kez küfür etmiştim.

Birbirlerini deli gibi seven bir çiftin ayrılma sebeplerine hala anlam veremezken anneme daha çok kızgın olduğumun farkındaydım. Ayrılmaları çok kötü bir şeydi. Ama en azından bir umut vardı benim için. Belki tekrar bir araya gelirler umuduyla her gün dua ederdim. Hatırlıyorum da o zamanlar annemle kaldığımız evin her bir köşesinde anneme, babamla tekrar birlikte olmaları için yalvarmıştım. Ama o ısrarlarımın yersiz olduğunu söylerken gözlerindeki ciddiyetin farkına varamamıştım belki de. Sonuçta ayrılmalarından yalnızca iki sene sonra başka bir adamla evlenen annem değil miydi? Aslında bardağı taşırıp bütün umutlarımı ve yüzüme çok yakıştırdığı gülümsememi yok eden de annemdi.

Babam bir daha annemin yüzünü bile görmek istemediği için tayinini istemişti. Beni ve umutlarımı bir adam uğruna toprağa gömen annem mi, yoksa taşınmak için tayinini isteyen babam mı? Bu hikâyede babamın annemden daha masum olduğuna inanmam beni Ankara'nın soğuk sokaklarına sürükleyen gerçek sebep olmuştu. Şimdi buradaydım işte siyahlar içindeki yeni hayatımda...

SOĞUK AŞKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin