Ben dün mezun oldum. Mantıklı doğum günümden tam bir ay önce. Bu da şu demektir yalnız geçireceğim bir doğum günü daha ve bunun tribini yaşamak için tam bir ayım var. Ben hayattan ne istedim ve ne elde ettim acaba tam anlamını veremediğim noktalardan birindeyiz. Bu kitap kesinlikle yayınlanmayacak hiçbir yayın evi bu satırlara kadar inmeyecek çünkü hikâyenin boktan depresif bir hikâye olduğu çok belli. Hayalperestlik sıfır oyun entrika sıfır püre alone.
Kimse böyle bir yazı için para harcamaz ve sevmez. Ne yani onca çaba tamamen çöp kutusuna atılsın diye mi yaşıyorum ben bunları. Keşke yanımda birileri olsaydı kendimi şuan biraz çıplak hissediyorum. Sonuçta hepimiz toplum içinde yalnızlığımızı gizleyerek yaşıyoruz. Yanımdaki tüm masalarda olduğu gibi. Mutlu ve komik eğlenceli ve rahat. Yalan.
Kimse bu kadar iyi bir hayat yaşıyor olamaz. Hiç sanmıyorum. Ayrıca kendimi kutlamak istediğim bir durum var. Yalnız başıma çıkamadığım girmeye cesaret edemediğim o çok mutlu ve şirin bardayım bugün. Daha geçen hafta kapısından geçmiş ve şöyle demiştim neyse boş ver arkadaşlarınla gelirsin. Allah'ım çıldıracağım çocuk çok tatlı. İstemsizce sürekli ona bakıyorum inşallah yanındaki sevgilisi değildir derken ve baaam. Kız oğlana kolunu attı. Sanırım sansım ve aska inancım şuanda bitti. Aklımdan geçirdim ve bitti. Bu kadar hızlı olması şaşırtıcı. Kızın oğlanda gönlü var o kadarını da anlıyorum bence. Ama oğlanda anlamsız bir şey var fazla mutsuz ve mutlu. Zeki ama yanındaki kızdan kurtulmayı bilmiyor. İstemediği halde hala o masada. Yanımdaki koltuk boş tatlı çocuk.
Birkaç sevgili görünce yanımda gezdirdiğim alışveriş poşetini kullanmak için elimi çantama atıyorum. Sonuçta Türkiye'deyiz ve artık poşetler paralı.
Bardaki çocukta tatlı ama biraz fazla kendini beğenmiş. Sanırım oturmalı pubların sorunu bu iletişim kuramıyoruz. Mesela, düşünsene düşündüm ama mekânın adını hatırlayamadım ve bunu sarhoş olduğum için mi yoksa stres altında olduğum için mi yaptım bilmiyorum.
Bir tuhaflık kesinlikle var. Ve kız kesinlikle geri zekâlı. Neyse. O değil de tribe gireceğim az sonra. Neydi ya şu mekanın adı geçen sene hep yüksekken gidiyorduk. Şuan hatırladım sanırım ama önce bi sigara molası.
Az önce ifşalandım ve ikinci bakıştan sonra eminim. Dipnot sanırım benimde gözlüklü garip şapkalı bir stalkerım var. Bu iş bu gece boka sarar benden söylemesi sayın okuyucu.
Ama umrumda değil bu çocuk kesinlikle kızdan hoşlanmıyor ve ilk tahminim doğru bir problemi var. Sigaraları bitmesine rağmen hala içeri girmediler ve sebebi çok mariz kızların mal sohbetleri. Ah gerçekten aptalız aşık olduğumuzda ya da birinden hoşlandığımızda neden bunu yapıyoruz ki? Her gece pembe ayıcığıyla uyuyan kızlar gibi davranıyoruz. Gerçi ben hala 7 yaşımda hediye edilen oyuncak köpeğimle uyuyorum ama bu sayılmaz. Sonuçta pembe değil ve bir köpek. Neyse bunun hikâyesini daha sonra anlatacağım. Ama havalı erkeklerinde problemi şu. Havalıysan kız tavlamaya asla gitmezsin bırak onlar sana gelsin dersin. Ama öyle bir dünya yok bebeğim mekânda bir kızı tavlamak için senin onu önce elde etmen gerek yani ilk adımı senin atman gerek kesinlikle. Ben bunun böyle olduğuna inanarak 22 yıl geçirdim sonuçta bir sevgilim yok çünkü bunu yapan havalı bir erkekte yok. Ve sanırım sürekli salak ve aptal tipleri bulmak benim uzmanlık alanım. İşte sorunum, normal bir kız gibi olamamak. Olmakta istemedim ki herkes pembeyi severken benim en sevdiği renk kırmızıydı. Yani rapunzel güzel hikâye ama hayatta sıkışıp kaldığımda bir erkeğin beni kurtarmasını beklemek ancak ahmaklık olur. Ve neden bilmiyorum ama bu iş benim hiç işime yaramadı. Bir dönem denedim hadi sana anlatayım eski sevgililerimi konuşmayı anılarını anlatmayı sevmem ama malum artık anormal seviyede alkollüyüz. En azından ben öyleyim bu yüzden kesinlikle ve kesinlikle anlatacağım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KISA BİR HİKAYE-2-
DiversosSayın Okuyucu, Bu hikâyede geçen olay ve karakterler tamamen gerçektir. Ağlamak, hıçkırmak, sövmek, sevmek, kahkahalanmak, takdir etmek, yargılamak, yorum yapmak serbesttir. Neyse umrumda değil. Ya da umrumda bilemem. Sonuçta sen okuyucu bunları...