Tarifsiz biri

10 0 0
                                    

Çok güzel bir yüzü ve bütün teknolojiler bir araya yazılım olarak birleştirilse dahi programlar aracılığı ile çizilemeyecek kadar narin bir bedeni var. Onu anlatmaya zaman yetmiyor kelimeler yetersiz kalıyor. Valla bilmiyorum da öyle oluyor işte... Şöyle bir şey oluyor mesela;
​-Bir ortam da elini masaya vurarak; "Hiç te katlanamam hiç yapamam bana göre değil beni bozar" dediğiniz her şeyin hepsine katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Öyle güzel katlanıyorsunuz ki içiniz renkten renge girerek hem de. Belki de ayna da kendinize tükürüp; "Lan ne oluyor sana" dediğiniz zamanlar oluyor. Hele bir de bütünü ile adım adım takip ediyorsunuz ya O nu bakıyorsunuz ki her bir şeyi yolunda ya işte o zaman şakaklarınıza dayanmış bir namluyu his ediyorsunuz ve "patlat ne olur patlat şu mermiyi" diye haykırıyorsunuz. O zaman ölüyoruz artık yaşamıyoruz. Kurtuluyor muyuz?
Hayır, sevinmeyin kimse bizi öldüremiyor kendi kendimizi de öldüremiyoruz. İçimizde bazı babayiğitler oluyor.

Yapabilenler oluyor evet. Aklı ne kadar başında iken yapılıyor o tartışılır. Kar maskesi takıp kamufle olmuş bir adamım. Karma Karışık Duygular İçerisindeyim. Bu karmaşa içinde değişik tarihlerde kaleme aldıklarımı paylaşacağım.
Ama öncelikle
Saygı değer Ahmet Kaya'nın paylaşmak istediğim ölüm dörtlüğü adı altın da söyledikleri;








Ölüm her aklına geldiğinde,
Ah edip vah edip inleme,
Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın,
Ecel kapını çaldığı zaman,
Evi telaşa verme,
O geldiği zaman,
Sen gitmiş olacaksın.

DÜŞÜN Kİ HERŞEY KARMAKARIŞIKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin