5 | Mr. Sandman, bring me a dream.

380 37 52
                                    

Kızılım Sadie,

Her şeyin başladığı zamana dönmek istiyorum. Sen ben ve Millie'nin olduğu ilk haftaya. Ne yapacağını nasıl konuşacağını bilmediğin günlere mesela.

Millie'ye diğerlerine nasıl davranman gerektiğini sormuştun. Korkuyordun çünkü, bir grubun içerisine sonradan gireceğini düşünüyordun. O zamanlar anlayamamıştım seni pek. Düşünüyordum ki 'İnsan mı yediğimizi düşünüyor bu kız?' Daha sonra anladım gerçekten tertemiz olan kalbinden kaynaklandığını. Senin tek istediğin herkesle iyi anlaşmaktı.

Gaten ile ilk gün yaptığınız bilek güreşini bilerek kaybettiğini biliyorum. En iyi olduğun şeylerden birinin bilek güreşi olduğunu yazmıştın öz geçmişine aslında abartmamıştın da. İnanmadığım için de beni defalarca yenmiştin.

O yaz tatili içerisinde pek konuştuğumuz söylenemez ama değil mi?

Kaykay dersi alman gerektiğini duyduğumda başlamıştı bir çok şey. Birkaç hareket göstermeye çalışıyordum ve birden gelen flaşlar yüzünden ne yapacağımı bilememiştim. O zamanlar skandal olan anksiyete krizi anımda beni sakinleştiren kişinin sen olduğunu kimse bilmiyordu.

Nasıl yaptığını ben bile bilmiyorum. Sesin öyle huzur vericiydi ki sana güvendiğimi iliklerime kadar hissetmiştim. Bu beni sakinleştirmişti.

O olaydan sonraki bir çok röportajda yakın arkadaş olduğumuzu belli etmiştik. Her zorlu röportaj öncesinde benimle dondurma yerken yaptığın uzun konuşmalar şu an da aklımda değil. Doğruyu söylemek gerekirse o zaman da dinlemiyordum. Odaklandığım tek şey gözlerindi.

Kesinlikle sana aşık değildim zaten ufaktıkta. Sadece mavi gözlerinin verdiği güveni çok seviyordum ben.

Kaykay sürerken sürekli sendelemeni ama birkaç ayın sonunda mükemmel bir kaykaycı olmanı da çok seviyordum.

Her şey iyiydi, herkes dosttu, kimsenin arasında bir problem de yoktu. Sanırım her şeyin sebebi benim. Geçen sene o gün yapmamam gereken bir şey yapmıştım Sadie.

Noah'ın evinin çatısına çıkıp oturduğumuzda her şeyin ilerleyeceğini en sonunda herkesle aranın açılmasına sebep olacağını bilemezdim.

O gün bira içerken birbirimize duygularımızı açmıştık. Geri dönüşü olmayan bir olaydı o. Şu zamana kadar pişman olmadığım ama şu saatten sonra hayatımın en büyük pişmanlığı oldu o gece.

Her neyse bu bir mektup değil mi? İyi şeylerden bahsetmem lazım.

Pull&Bear çekimleri, yaptığımız gezi turları, sabah koşuları, diğerlerine yaptığımız şakalar aslında bunlar hep bildiğin şeyler. Mektup yazmakta iyi değilim, Sadie karşımda olsaydın her şey daha kolay olacaktı.

Bu mektubun devamı sana veda mektubu yazamayanlar adına olacak sanırım. Sakın seni sevmediklerini düşünme onlar sadece beceremediler yada doğru bulmadılar.

Ailenden senden sonra hiç haber almadık. Sanırım bağış olayını duymuştuk sadece. Anneni gördüğüm son geceyi de hatırlıyorum. Hastanede beni gördüğünde koşarak sarılmıştı. Baban yoktu yurt dışındaydı. Annen yapayalnız çekiyordu acısını. Yanında olmaya çalıştım ama gitti.

Seni asla unutmayacak olan ekip arkadaşları da edindin Gaten, Caleb, Noah, Millie. Seni asla unutmayacak abilerin de oldu Joe, Charlie, Dacre ve David. Kan bağın olmayan ama ablan gibi gördüğün Natalie, Maya, Winona ile tanıştın. Seni sonsuza kadar sevecek ben de girdim hayatına.

Herkes seni çok özlüyor. Bir çoğu sana ait bir eşya sakladı. Yakmamız gerektiği halde yapamayıp ceplerine sakladılar.

Seni çok seven dünyanın bir çok yerinden insanlar var. Onlar senin için çok ağladılar. Komplo teorileri ürettiler inanmamak için. Keşke bende aynı şeyi yapabilseydim.

Yapamıyorum bizden bahsetmeden duramıyorum.

Öldüğüne inanmasaydım, mavi gözlerini tekrar görebileceğimi bilseydim keşke. Benden nefret etseydin yine de severdim seni.

Aramızda olanları gruba açıklamayı daha önce kabul etseydim üzerine gelmezlerdi. Millie ve Noah bizi sonuna kadar desteklerdi, Gaten zaten en başından beri bir şeyler seziyordu. Caleb ise aynamız gibiydi. Bir çok şeyi görmüş, yaptıklarımızı yüzümüze vuran aynaydı.

O gece elektrikler gitmişti, bana yazdığın son mesajda bunu söylemiştin. Yanına gelmeyi ne çok isterdim inan bilemezsin. Elimde olsa uçağa hemen binip yanına gelirdim. Kızıl saçlarını parmaklarıma dolar senden saçlarını bozduğum azar yerdim.

Sadie o mumu neden perdenin altına koydun? Kimse bunu bilemeyecek ama benim bu cevabı almaya hakkım var. Rüyalarıma gir hatta kabuslarıma gir ama yine de bana bunu anlat.

Son saatlerinde ne hissettiğini düşünerek kendimi bitirmek istemiyorum artık. Acı çektiğini yalnız hissettiğini biliyorum sadece. Peki benim hakkımda neler hissettin?

Kötü biri mi olmuştum senin için? Ariel'in aptal prensine mi dönüşmüştüm? Ariel'in kuyruğundan vazgeçtiği gibi hayatından vazgeçmiş olabilir misin?

Bu tarafta seni sevenlerin sayısı cennettekilerden çok fazla. Gitmemeliydin.

Mektubu asla bitiremeyen Finn Wolfhard.

senin ardından | Sadie Sink  Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin