Charmander

2 0 0
                                    


"Güvendiğin herkesin seni yarı yolda bırakması nasıldır bilir misin?" Yetersiz aydınlatılmış odada sesin nereden geldiğini belirlemeye çalıştım. Tek gördüğüm kitaplardı. Tedirgin birkaç adım atıp yeniden bakındım. "Hiç kendinle baş başa kalmaktan korktun mu?" birinin hareket ettiğini duysam da kimseyi göremedim. Birkaç adım daha attım. "Değer verdiğin kimsenin sana değer vermemesi nasıldır bilir misin?" gizemli sesin titremesi yutkunmama neden oldu. Bir kez daha hareket duydum ama bu kez bakmaya çalışmadım. Kabullenmiştim sanki. "Duygularından kaçtığın için herkesin seni duygusuz sanması nasıldır bilir misin?" tam önümde bir silüet belirdi. "Duyguların olmadığı için kırmaktan korkmaz kimse." Bana doğru bir adım atarak ışığın altına geldi. Küçük bir bedendi bu. Küçük bir kız çocuğu gibiydi. Burnuna kadar indirdiği kapüşon nedeniyle yüzünü göremiyordum. "Üzülmezsin çünkü. Her insan hissetmez mi? Her insan üzülmez mi sanki?" bir adım daha attığında istemsizce geriledim. "Her insan korkmaz mı?" bir adım daha attı. Bense yine geriledim. "Herkes kaçmaz mı bir şeylerden?" her soruda aramızdaki mesafeyi korumak için bir adım geriliyordum artık. "Herkesin benliğinin derinlerinde kalması gereken bir sırrı yok mudur?" sesindeki öfke miydi beni korkutan? Bu küçük bedenden kaçma ihtiyacı duymam saçma değil miydi? "Bu koca dünyada yapayalnız kalmak zor. Bunu bir insana yaşatmak acımasızlık değil mi?" Sırtım kitaplara değdi. Yere düşenlerin sesi odada yankılandı. "Uğruna düşünmeden can alabileceğin insanların senin için bir şey yapmaması acıtmaz mı?" artık kaçacak yerim kalmamıştı. Nefes bile alamıyordum. O bana yaklaştıkça hava ağırlaşıyordu sanki. "Dünya bazılarımızın canını yakmak için var olmuş sanki. Tanrı, gerçeklerden kaçmak için yollar sunmuş ama hepsini yasaklamış. Gerçekliğe kendimizi mahkûm etmek asıl sınavımız. Bunu tek başına yapabilir misin?" yumruklarımı sıktım. Buradan çıkmak kolaydı ama nedense bu küçük beden beni esir almıştı. Hayatı boyunca bir tek yumruklarına güvenmiş olan bu adam şimdi onları kullanamıyordu. "Tanrı, yapamayacağımızı bildiği için bize güzel duyguları vermiş. Zeus'un efsaneleri şu anda inandığımız her şeye işlemiş. Eskiden tek bedende yaşadığımız o mükemmel eşimiz..." ayakları ayaklarıma değdi. O yere bakıyordu bense kafasının üstünden karşıdaki duvara. "Ama bu sadece masallarda olur değil mi Cihan? Sadece ne kadar yalnız olduğumuzu saklama amacı güden bir efsane bu." Adımı söyleyişi tanıdıktı ki bu işleri daha da beter yapıyordu. "Çaresizce güvenmek istiyoruz. Sevilmek istiyoruz ama güven vermek veya sevmek bize göre değil. Bizim için fedakarlıklar yapılsın ama biz yapmayalım değil mi Cihan?" kapüşona uzanmaya çalıştım. Bileğimi tuttu. Elimi yavaşça indirdim. "Dostluk, arkadaşlık, aşk hepsi aynı. Hepsi bir çıkar üzerine kurulu. Hepsi bir tarafı sömürmek üzerine kurulu. Hepsi karşıdakini değiştirmeye odaklı." Kafasını kaldırdı. Hala yüzünü göremiyordum. Bu kadar küçük bir yüzü bile saklamaya yetmeyen kapüşon yetersiz aydınlatmadan destek alıyordu. "Seni olduğun gibi kabul eden birini neden değiştirmeye çalıştın? Her ihtiyacın olduğunda hayatını bir kenara bırakıp sana koşan o kişinin neden yanında olmadın? Sana ihtiyacı varken bundan haberin bile olmadı. Onu neden yarı yolda bıraktın Cihan?" kapüşonu indirdi. Gözlerimin içine bakıyordu. "Beni neden yarı yolda bıraktın Cihan?" Gözleri boştu. Ruhunu kaybetmiş gibiydi. Benim tanıdığım neşeli kızdan eser yoktu. Gözlerinin içi gülmüyordu artık. Ölü gibiydi. "Umurunda olmam için ne yapmam gerekiyordu?"

"Sen... Sen..." Konuşma yetimi bile elimden almıştı. "Ölmüştün..." O bakışlar beni hayal gördüğüme ikna edebilirdi.

"Ben pek çok kez öldüm. Bir kere cenazem oldu. Onda da yoktun değil mi? O zaman bile yanımda olamadın." Sözleri tokat gibi yüzüme çarptı. "Sana güvenmeme neden izin verdin?" yüzüne dokunmama izin verdi. Gerçekti. Buradaydı. Teni hala sıcaktı ama üşümeme neden oluyordu. "Beni son yolculuğuma uğurlamadın çünkü çoktan yok olmuştum hafızanda." Bir adım geri çekilip elimi tuttu. Bileğimi tamamen tavana bakacak şekilde çevirip tırnaklarını üzerinde gezdirmeye başladı. "Bana yaptıklarını başka birine yapamamalısın. Hatırla. Bugünü, yaptıklarını... Benim de hislerim vardı." Bileğimde keskin bir acı hissettim. Kolumu kurtarmaya çalıştım ama olmadı. Akan kanı hissettim. Elimi bırakır bırakmaz geri kaçtı. Sonrasında kafamda bir acı hissettim. Hastanede uyanır uyanmaz kolumdaki bandajları söktüm. Charmander

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: May 09, 2020 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

İntikamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin