Ayaz'la Ortaköy'de vakit geçirdikten sonra eve döndüm. Teyzemin tepkisiyle karşılacaktım ya, nasıl tedirgindim ama.Evin kapısından içeri adım attığımda bir elinde deterjan şişesi diğer elinde de temizlik beziyle teyzem karşıladı beni. Kızgınlıktan çok endişe vardı gözlerinde :
"Neredeydin sen kızım? Kızlar, arkadaşıyla buluştu dediler ama... Kimmiş bu arkadaş?"
üzerimdeki ceketi askılığa yerleştirirken teyzeme döndüm gülümseyerek :"Çocukluk arkadaşımızla karşılaştık geçenlerde. Bugün onunla buluştum. Ayaz."
kaşları çatıldı hemen:" Ayaz demek. Şu dilinden düşmeyen Ayaz. Çok ağlamıştın gitti diye. Hayrola? Niye karşına çıkmış?"
"Teyze boş ver ya. Çok yorgunum. Sonra anlatsam olmaz mı?"
"Peki madem. Bana bak, erkek arkadaşın değildir inşallah. Anana babana ne derim ben? Küçüksün daha sen."
teyzemin yanına gidip yanaklarını sıktım :"Aman benim teyzoşum beni çok mu düşünürmüş. Yerim ben seni. Küçüğüm tabi teyzoş. Sadece arkadaşız. İçin rahat olsun."
yüzünü buruşturarak elimi indirdi:
"Dışarıdan geldin de bu kirli elleri yüzüme sürüyorsun ya. Git çabuk elini yüzü yıka. Valla seni de viledayla silerim ona göre."sırıtarak banyoya koştum. O da yanıma gelmiş, benden sonra kendi yüzünü sabunlamıştı. Malum, elimi yüzüne sürdüm ya. Ama buna üzülecek durumda değildim. Ayaz'la geçirdiğim her saniyeyi yeniden düşünüp mutlu oluyordum.
Odama geçtiğimde kızlar pijamalarını giymiş, yatağımızda ders çalışıyordu:
"Selaaaam!" diye bağırarak üzerlerine atladım.
Altımda kaldıkları için kahkahalarının sesini bile zor duyuyordum :
"Manyak kız geldi yine ya!" diyordu Burçak.
"Dışarıdan geldiğin kıyafetlerle, bizim temiz pijamalarımızın üzerine böyle atladığı teyzen görürse hepimizi çamaşır suyuyla yıkar." dedi Elçin de.
Sırıtarak üzerlerinden kalktım :
"Doğruu! Ben şimdi üzerimi değiştireyim o zamaaan! Kapatın bakayım gözlerinizi!"Ben de üzerime pijamalarımı giyip yanlarına uzandım. İkisi de yüzüme bakıyordu dikkatle:
"Ee? Çatlatacak mısın bizi kızım? Ne konuştunuz Ayaz'la?"
demişti Elçin.Başımı yatağın başlığına yaslayıp omuz silktim:"Sohbet ettik işte. Waffle yedik filan."
"Ya ne konuştunuz diyoruz ya!?" ~Burçak
"O gittikten sonra kaza yaptığımızı, babamın sakat kaldığını ve amcamın da... Söyledim işte."
Burçak'ın yüzü düştü tabi hemen. Başını Başka bir yöne çevirdi. Ne zaman o olaya dair tek bir kelime söylesek hayattan bağlantısını koparırdı. Zaten her saniye aklındaydı ama hayata biraz daha küsmek için birilerinin hatırlatmasını bekliyordu. Hatırlatılınca da kendini bizden soyutluyordu."Burçak, aşkım bana bakar mısın?"
"Ne var Gökçe?"
"Asma suratını. Bunları aşmamış mıydık?"
"Aşamamışım demekki."
"Burçak, civcivim ya... Niye böyle yapıyorsun? Aştık tabi ki. Çok yol kat ettik öyle değil mi? Kabuslar, sayıklamalar, araba fobisi. Hepsi bitti. Hem hep ne diyorduk, amcam yaşasaydı hayatın her anını kendine zehir etmeni değil, her andan zevk almanı isterdi. "

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hindistan Cevizi
Teen Fiction"Bilerek mi yapıyorsun bunu!? Ne duymak istiyorsun benden?!" diye bağırmıştı Ayaz. Anlında boncuk boncuk ter birikmişti. Sinirden boynundaki damar şişmiş, kendini belli ediyordu. Yanağından yaşlar süzülen Gökçe, karşısında öfkeden çılgına dönmüş a...