Üç hafta sonra...
"Ya ben gerçekten ağlamak istiyorum. Bu ne böyle!? Üniversite sınavını kazanalım diye deli gibi çalıştık, hala nefes alamıyoruz!" diye yakındı Elçin.
Elimdeki kalemi defterimin üzerine bırakıp iç çektim.
"Dayanın kızlar. Üniversite için çalışmaya gücümüz yettiyse, bitirmek için de yeter." dedim.
Başını ciltli, kalın ders kitaplarının arasına gömen Burçak da homurdanarak bize baktı:
"Gökçe, bitmiyor. Yok yani. Dersler bitmiyor! Hangi birine hangi ara çalışacağız?! Benim zekam buna yetmiyor!"
gülümseyip yanaklarını sıktım:
"Ya sakin olun kızlar. Panik yok. 12.sınıfın ilk haftalarını düşünün. Ne kadar zorlanmıştık. Düzenimiz iyice oturana kadar düşüp kalkacağız tabii ki."
Elçin ve Burçak, motive etme içerikli sözlerime bıkkınlık dolu bakışlarla karşılık veriyorlardı.
Elçin omuz silkerek benim tezimi çürütmek istedi :
" Bu sefer farklı Gökçe. Yani üni 1 bizi sağ çıkarmaz ben söyleyeyim. "
" Aynı şeyi 9.sınıfta da ve 12.sınıfta da söylediğini hatırlıyorsun değil mi Elçin? Çünkü ben dün gibi hatırlıyorum." dedim ona gülümseyerek.
Asık suratı biraz güldü:"Ya doğru da... Aman ne bileyim işte. Şimdi derslerden hiçbir şey anlamıyorum. Ondan böyle sinirim bozuldu."
büzülen dudakları da ses tonu gibi ne kadar üzgün olduğunu gösteriyordu.
Omzunu ovuşturup birqz daha moral vermeye çalıştım :
"Elçin, moralini bozmana hiç gerek yok. Hepimiz zorlanıyoruz. Ama bak inan bana, en geç bir haftaya sistemimiz tam oturmuş olacak."
Burçak da bana katıldı :"Doğru ya. Moralimizi bozmayalım. Anca, zamanla olur her şey."
"Aynen. Hadi toplayın kitaplarınızı. Bugün baya efor harcadık zaten. Çıkıp biraz hava alalım."
ikisi de başıyla onayladı.
Kitap ve defterleri yığdığımız yemek masasını toparladık.
Hazırlanmak için odamıza geçtiğimizde teyzemin sesini duydum:
"Ben geldim kızlar. Bugün size ne yapayım?"
Alışveriş için markete gitmişti. Yeni gelmiş olmalıydı.
Burçak altına paltolon geçirirken bana baktı:"Ya Aygül teyzeme söylesek de, acaba dışarı çıkmışken dışarıda mı yesek?"
Elçin:"Oldu, sonra göbeğimiz çıksın."
"Aman Elçin ya, bir şey olmaz. Siz giyinin, ben teyzeme sorup geleyim."
odadan çıkıp mutfağa geçtim. Teyzem alışveriş poşetinden çıkardıklarını dolaba yerleştiriyordu.
İçimden izin vermesi için Allah'a yalvararak söze girdim:
"Ee... Teyzoşum benim, nasılsın?"
elindekini bırakıp imalı bakışlarla bana döndü :
"Uzatmadan söyle hadi. Ne isteyeceksin?"
"Aşk olsun teyze. Halini hatırını soramaz mıyım?"
"Sorarsın bebeğim. Sorarsın da... Bir sormak var bir de böyle sormak var. Tanımıyorum sanki seni."
köşeye sıkıştığımı anlayınca bir çırpıda söyledim:

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hindistan Cevizi
Novela Juvenil"Bilerek mi yapıyorsun bunu!? Ne duymak istiyorsun benden?!" diye bağırmıştı Ayaz. Anlında boncuk boncuk ter birikmişti. Sinirden boynundaki damar şişmiş, kendini belli ediyordu. Yanağından yaşlar süzülen Gökçe, karşısında öfkeden çılgına dönmüş a...