|2

79 26 7
                                    

|oy ve yorum plss

*Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm sevdiklerim..
....
Anlatırken tut elimi
Uykuya dalıp gitsem bile
Bırakıp gitme sakın beni...*

Her zamanki gibi sıkıcı geçen okuldan eve dönmüştüm.

Ev diyorum ama siz ev gibi algılamayın. Benim evimde ocakta pişen sıcak bir çorba yok, kapıdan girişimde boynuna atlayacak bir ailem de yok.

Ne var biliyor musunuz?

Sırtımı yaslayabileceğim buz gibi bir duvar.

Kavganın gürültünün eksik olmadığı, hapşırsam dünyaları yıkıp beni de altında bir enkaz olarak bırakacak bir kadın ve kocası var.

"Hep senin yüzünden salıyorsun o kızı sokağa nereye gittiği belli değil."

"Çok biliyorsan sen sahip çık. Babası değil misin?"

Baba...

Kimilerinin aşkı, kimilerinin yarası.

Ama benim ne aşkım ne yaram. Benim için o kadar bir hiçlikteki söylediği hiçbir şey canımı yakmıyor artık eskisi gibi.

İkisininde yüzüne bakmayıp odama doğru giderken kolumu sıkıca tutup, sıktı.

Tepki vermedim. Alt tarafı morarmıştır. Geçer bir iki güne. Oysa ruhumdakiler daha büyük, daha ağır. İzinin geçmesi daha uzun belki de imkansız.

"Bana bak lan orospu mu olucaksın sen başımıza? Nerdeydin bu saate kadar?"

"Okuldaydım." dedim titreyen ve kısık sesimle.

"Bu saate kadar okuldaydın öyle mi? Kimi kandırıyorsun lan sen?"

Sen beni hiç tanımıyorsun ki baba. Okula kaçta gittiğimi, kaçta çıktığımı, neyi sevdiğimi, hangi şarkıyı, hangi kitabı hayallerimin ne olduğunu nerden bilebilirsin ki?

Bunları söylemeyi çok isterdim. Söyleyemedim. Yuttum hepsini.

"Okulun çıkış saati bu."

"Yürü git lan odana."

Ağlayarak odama gittim. Her ne kadar alıştım desemde bazı şeyler ilk günki gibi acıtıyor.

Kapımı kilitleyip sırtımı yine o buz duvara yasladım. Sessizce göz yaşlarımı döktüm.

O an bir gök gürledi. Yağmur bastırdı. Bardaktan boşanırcasına yağdı. Sanki her birinin bir anlamı vardı. Sanki her birinin bir hikayesi vardı.

Her bir gök gürlemesinde yağmur ona inat yağıyordu. Gök gürültüsü şiddetini arttırdıkça yağmur 2 misline çıkıyordu. Sanki ona karşı koymaya çalışıyordu.

Bir yandan şiddetle çarpan şimşekler, gök gürültüleri, ona inat yağan yağmur bir yanda da o adamın katlanılmaz bağarışları, karısının isyan eden sesi...

Cehennemden ibaretti.

Hayatım, doğumum, çocukluğum, şimdim, geçen günlerim her şey cehennemdi.

Dünyada birileri cenneti yaşarken birileri cehennemi yaşıyor. Sanki biri  dünyayı iki parçaya bölmüş kimine cenneti kimine cehennemi yaşatıyor.

Peki biz bunları hak ettik mi? Sen, ben, o biz bu acıları yaşamayı hak ettik mi? Biz cehennemde olmayı hak ettik mi?

Hayır. Kimse hak etmedi. Ama hayat işte ne yaşayacağını nasıl yaşayacağını sen seçemiyorsun.

Daha 4 yaşındaydım o adamın karısını kanlar içinde bırakıp gittiği gün.

Komşular kapıyı kırıp içeri girmişlerdi. Ambulan, polis sirenleri  hâlâ kulağımda.

Küçüktüm daha. Bu yaşananların rüya olduğunu sanıyordum. Birazdan uyanıcak ve bunları unutucaktım. Öyle olmadı ama. Olamadı..

Yaşananlar ne kabus çıktı ne de ben unutabildim. Bir daha eskisi gibi ne uyudum ne uyanabildim.

Gözümü her kapatışımda o anlar gözümün önüne geliyordu. Her uyanışımda da ter içindeydim.

O zamanda yalnızdım. Ne annem ne babam vardı yanımda. Annem doğurmuş atmıştı kenara. Babamsa.. İnanın eve ne zaman geliyor ne zaman gidiyor hiç anlayamıyordum.

Sonra annem affeti onu. Şikayetçi olmadı. Bıçağın üzerine düştüm diyerek sıyrıldı.

Bu hikayede kim masum kim suçlu bilmiyorum. Bu hikayenin sonu ne olucak, nasıl biticek onu da bilmiyorum. Tek bildiğim hiçbir şeyin hiçbir zaman iyi olmayacağı.

Dünkü çocuk geldi aklıma. Ne demişti?

"Anılarımızın içinde çok fazla acı var."

Şuan hiçbir cümle bunun kadar doğru gelemezdi bana.

Bir anlık merakla telefonuma sarıldım.

Aden: Kimsin sen?

Anında cevap geldi.

0532*******: Kim olduğumun bir önemi yok

0532*******: Önemli olan ruhuna dokunmam

0532*******: Önemli olan bir nebzede olsa da seni iyi hissettirmem

0532*******: O cehennemin içinde bir saniye dahi olsa sana cenneti yaşatmam

0532*******:  Her şeyden çok bunlar önemli

Aden: Kim olduğunu bilmediğin biriyle konuşamazsın

0532*******: Bu hayatta kimse karşısındakinin kim olduğunu bilmiyor ki

0532*******: Herkes başka bir profile bürünmüş durumda

0532*******: Olduğu gibi olan kişi sayısı sınırlı

0532*******: Hem ne der Mustafa Kemal Atatürk,

0532*******: "Beni görmek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir."

0532*******: Ama illa adımı bilmek istiyorsan söyleyeyim

0532*******: Demir ben. Demir Soykıran.

Aden: Bende Aden. Sadece Aden.

Adem: Bir soyadım yok çünkü bir ailem yok.

0532*******: Soyadımı paylaşabilirim seninle?

(Görüldü 17.42)

•ADEN| TEXTINGHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin