...0532*******: Anılarımızın içinde çok fazla acı olduğunu sende biliyorsun.
0532*******: Ama anıların içinden acıları çıkartmayı bilmiyorsun.
0532*******: Bende bilmiyorum.
0532*******: Ama benimle olursan belki birlikte ögrenebiliriz?
...
*Sen yoksan yok bi' mana Beni buradan kurtar Sen lazımsan eğer bana Her bi' yol değer buna.*
Sabah burnuma gelen o muazzam kokuyla uyandım. Tanrım rüya değildi, gerçekti.
Yüzünü inceledim. Dolgun dudakları hafif siyah saçları ve yeşil gözleriyle mükemmeldi. (Uyurken gözleri tabii ki kapalı. Genel konuşuyor.) Hazır o uyurken üstümü değiştirmek istedim lakin beni tutan bir şey vardı.
Gözlerim birbirine kenetlenmiş ellerimize kaydı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
(Elleri şu şekil düşünebilirsiniz, Aden'in eli altta Demir sıkıca tutuyor.)
Sıkıca tutmuştu elimi. Tanrım ben şimdi bu eli nasıl bırakırım?
Elimi yavaşça çekmeye yeltendim fakat benim her bir çekiş hareketimde o sanki bir kere bırakırsa bir daha hiç tutamayacakmış gibi elimi daha sıkı kavrıyordu. Ne yapacaktım?
Kalkmaktan vazgeçtim. Saat 06.12 idi. Biraz daha geç kalırsak mahalleden biri Demir'in penceremden çıkışını görebilirdi ve bu hiç hoş olmazdı.
Böyle zihniyetsizleri anlayamıyorum. Size ne milletin hayatından? Herkesin günahı sevabı kendine bu kimseyi alakadar etmez. Fakat ne kadar dil dökersek dökelim birileri hep burnunu sokucak bir yerlere.
Uzun uzun onu inceledim. Her bir yüz ifadesini kafama kazımak istiyordum. Ve şunu söylemeliyim uyurkenki mimikleri çok güzeldi.
Onu izlemeye dalmışken birden gözlerini açtı. Panikleyerek yataktan düştüm. Ah Aden kendini rezil etmenin sırası mıydı?
Düştüğümü görünce hemen yanıma geldi.
"İyi misin?"
"Hıhı."
Konuşamıyordum! Lanet olsun. Sakin.. Sakin ol.
"Emin misin neren acıdı?"
"Dizim, dizimi yere çarptım."
"Bakabilir miyim?"
Pijamamı sıyırıp çarptığım yeri gösterdim. Morarmıştı. Alışkın olduğum şey zaten.
"Siktir, morarmış."
"Olsun, alışkınım ben."
"Ne, alışkınım derken?"
Ağzımı sikeyim.
"Iı şey küçükkende hep düşerdim o yüzden öyle dedim."
Eğdiğim başımı kaldırıp yüzüne bakmamı sağladı.
"Aden, bana yalan söyleme. Anlarım ben seni. Hadi güzelim söyle gerçeği."
"Sen her şeyi niye sorguluyosun? Kaçtı işte ağzımdan boşversene."