3

206 16 5
                                    

Arabasını park ettiği gibi öğrencileri başına üşüştü. Anlaşılan Doyoung'u destekleyen az kişi vardı.

Onu destekleyenler ise yakışıklılığına ve endamına hayran kalanlardı muhtemelen.

Spor salonun yanındaki soyunma odasına gitti. Bugün hafta sonuydu ama bunun için herkes toplanmıştı.

İleride Doyoung ve birkaç arkadaşı vardı. Hocalarının geldiğini görünce soyunma odasından ayrıldılar. Tek Doyoung ve Jungwoo kalmıştı.

"Günaydın hocam."

"Günaydın Doyoung. Bakıyorum da havalar yerinde."

"Aynen hocam. Umarım sizin için de öyledir."

"Öyle öyle. Endişelenmene gerek yok."

Doyoung gülümseyip üzerindeki v yaka tişörtü çıkardı. Jungwoo oturduğu yerden bir süre ona bakakaldı. Doyoung tişörtünü giyerken hocasına bakmıştı.

Jungwoo hemen gözlerini kaçırdı. Çantasından kendi kıyafetini çıkarıp o da soyundu. Doyoung bir şey yapmamaya çalışıyordu. Kendini cidden zor tutuyordu.

Jungwoo arkasına dönüp kendi işine odaklanmıştı. Doyoung, sadece sırtına bakarak bile çıldırıyordu.

Ona iyice yaklaştı ama kendini tuttu. O, Jungwoo'nun bilinmezliğe verdiği şaşkınlığını bir daha görmeden kendini ortaya atamazdı. O haline bayılıyordu.

Geri çekilip kıyafetlerini giydi. Ama bir yandan da Jungwoo'nun kendi pantolonunu çıkarıp şortunu giymesini izlemeyi ihmal etmedi.

Onu fena becermek istiyordu. Altında ismiyle inlesin istiyordu. Bu işi en kısa sürede bitirecekti.

Hocasına şans dileyip sessizce soyunma odasından çıktı.

Jungwoo işi bitince biraz Doyoung'u düşündü. Belirli bir şeyi değil. Aklına ne geliyorsa. Notları, vücudu, tenis oynayışı, giyinişi...

Sonra son hazırlıklarını da bitirip odadan çıktı. Tam spor salonuna gidiyordu ki raketini almadığını fark etti. Maç için en önemli şeyi unutmuştu.

Geri dönüp soyunma odasından içeri girdi ama hiç beklemediği bir şeyle karşılaştı. Çantasına küçük bir kutu yerleştiren siyah kapüşonlu giymiş yüzü gözükmeyen biri.

Karşısındaki kişi onu fark edince paniğe kapıldı. Jungwoo sessizce kapıyı kilitleyip anahtarı sakladı.

"Kimsin sen?"

Cevap yoktu. Çocuk kaçmaya çalıştı ama kapı çoktan öğretmen tarafından kilitlenmişti. Durumuna lanet etti. Jungwoo kaçamayacağını bilerek kutuya çantasından çıkardı. İçini açtı. Güzel bir bileklik vardı.

Bu kadar masum bir hediye beklemiyordun değil mi?
Tenis oynarken kullandığın bileğine ileriki zamanlarda çok yakışacağını düşündüm.

Çok güzel değil mi? Aynı senin gibi.. evet.
Maçı kazansan da kazanmasan da iyi iş çıkaracağına eminim. Seni seviyorum.

Evet 2 aylık sapığındandı. Kapının önünde dikilmiş çocuğa döndü. 

"Kimsin söyleyecek misin? Yoksa büyün gün burada beraber kalalım mı?"

Çocuk yine sessizdi Jungwoo yanına ilerledi. Bilekliği oturaklardan birine bıraktı. Çocuğu ittirip sırtını kapıya sertçe çarpmasına neden oldu. Acıyla inledi.

Jungwoo hemen kafasını açtı. Maskeyi yere fırlattı.

Bu 11. sınıflardan dersine girmediği bir öğrenciydi. Anlamaz gözlerle baktı.

Gizli Hayran ~Dowoo~Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin