Çapulcular Dönemi
"Sirius Black" dedi Minerva elindeki listeye bakarak.
Şapka Sirius ile konuşmaya başladı.
"Ailenden oldukça farklısın asla bir Slytherin olamazsın.
O kadar cesur ve gözü peksin ki sen tam bir Gryffindor'sun adamım
"Gryffındor""
"Bianca Dumbuldore" dedi. Minerva sevecen sözlerle.
"Çok zor, çok çok zor oldukça zeki ve hırslısın aynı zamanda cesursun ve oldukça gözü peksin seni nereye yerleştireceğimi biliyorum.
"Gryffindor""
Günümüz
Minervanın yüzünde sıcak bir gülümseme oluşmuştu yeni ismi okurken mutlulukla
Elizabeth Bell Black dedi.
"Hmm Rowena kadar zekisin aynı zamanda Godric kadar cesursun adaletin bekçisinin aynı Helga gibi ama gözardı edilemeyecek kadar da hırslısın kendini herkese tüm dünyaya kanıtlamak istiyorsun insanları kolay bir şekilde manipüle edebiliyorsun. Bell sessizce "Beni bana en uygun olan bölüme yerleştir." dediği anda şapka
"Slytherin"" diye bağırdı.
Slytherin evinin alkışlarıyla masaya geçti ve dedesine baktı korkmuştu onu hayal kırıklığına uğratmış gibi hissetti ve dedesine baktı. Dedesinin güven veren bakışıyla rahatladı ve önüne döndü. Draco"nun yanına oturdu.
-"Senin tipik bir Gryffindor olacağını düşünmüştüm kuzen."dedi Draco
-"Yanlış düşünmüşşün öyleyse kuzen." dedi Bell
"Harry Potter." dedi. Minerva
"Gryffindor"diye bağırdı seçmen şapka.
Bell"in gözleri Gryffindor masasına kaydı ve etrafı incelerken , seromoniden önce gördüğü zümrütleri gördü. Fazla önemsemeden önüne döndü. Herkes binasına yerleştikten sonra Dumbuldore klasik konuşmasını yaptı ve yumulun diye bağırdı. Bell, ardından ona doğru uzanan eli gördü.
- "Merhaba ben Pansy Parkinson."
-"Merhaba ben de Bell Black."
Yemek boyunca Pansy ile sohbet etti. Kızı sevmişti hoş sohbeti vardı. Yalnızca ailesinin fikirlerini körü körüne desteklediğini gördüğünde şaşırdı.
Yemek bittiğinde bina başkanları Slytherin ortak salonuna götürdü öğrencileri. Pansy ile aynı odada kalıyordu,sevinmişti. Ardından Snape ortak salona geldi ve
"Yıllardır bölüm kupası bizde bu yılda kaybetmeyi düşünmüyorum bundan dolayı iyi çalışın"dedi ve konuşmasına devam etti, Snape konuşmaya devam ederken Bell onun ustalığını hayranlıkla izliyordu.
Küçüklüğünden beri çok severdi Severus'u onun eski ölüm yiyen olduğunu bilirdi ama Bell'e göre geçmiş geçmişte kalmıştı ve onu onun şu an ki davranışları ilgilendiriyordu. Snape'in konuşması bittikten sonra odalara dağıldılar.
Bell Pansy ile yaptığı küçük sohbetin ardından yattı.
Sabah kalktığında saat 06:00 dı her zaman erken kalkar kitap okur sonra hazırlanırdı yine aynısını yapacağı sırada aklına dedesi geldi.Dedesiyle konuşması gerektiğini düşünüğü için üzerini giyinip dedesinin yanına gitti.
Kapıya geldiğinde kapı kendiliğinden açılmıştı.
-"Günaydın Bell." dedi dedesi.
-"Günaydın dede sana bir şey sormak istiyorum. Slytherin' e seçildiğim için seni hayal kırıklığına mı uğrattım? ya da seni üzdü mü?"
-"Ah Bell tabi ki de hayır. Sen beni üzmezsin üzemezsin biriciğim." dedidiğinde torununun ona koşarak sarıldığını farketti ve oda torununa sıkı sıkı sarıldı kızının ona bıraktığı emanete baktı ve kızının kokusunu iyice içine çekti.Nasıl kızardı ona.
Son parçasına ...
"Sevgili okurlarım sayınız çok az olsa da lütfen benden düşünce ve fikirlerinizi esirgemeyin ve yazım yanlışların için beni mağdur görün lanet olası klavye yüzünden neyse boş yaptım seviliyosunuz "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Elizabeth Bell Black
FantasiaDumbuldore'un torunu Sirius Black'in kızı ve onun gücüne aynı zamanda gelişimine tanık olucaz Voldemord'u bile etkileyecek güce sahipti ...
