'JEONGIN'
Kafam sıraya yaslı şekilde duruyorum. Kendimi son zamanlarda boşlukta hissediyorum. Sanırım bir süre okula ara vermeli ve aileme vakit ayırmalıyım.
Felix sevgilisiyle ilgileniyor, Jisung flörtü ile ilgileniyor, Seungmin chan'i düşünmemek için derslerine odaklanıyor. Anlayacağınız gibi yalnızdım. Hemde hiç olmadığım kadar. En kötü olduğum günlerde. Yinede onları suçlayamam, sonuçta hayatlarındaki tek kişi değilim.
Hatta belkide hayatlarında önemli yerde bile değilim.
Çalan zil ile yemekhaneye gittim. Yemeği alıp boş masalardan birine oturdum. Bizimkiler yavaş yavaş yanıma gelirken ben tabağımdaki yemek ile oynuyordum.
"Jeongin yemekle oynama ye"
"aç değilim" diyip ayağa kalktım yemek dolu tabağı alıp yemekhaneden çıktım.
Sınıfa geldiğimde yine aynı şekilde yaslandım sıraya. Yanıma gelen beden ile kafamı kaldırdım.
"hyunjin?"
"neden yemek yemedin?"
"aç değilim. Hem sanane"
"bir sorunun varsa bana anlata bilirsin"
"benim hakkımdaki iğrenç düşüncelerini de alıp git burdan"
"Jeongin... Ben değilim o. Sana yemin ederim."
"kim o zaman?"
"Bilmiyorum"
Biraz konuşmuştuk. Kabul ediyorum iyi gelmişti. O gittikten bir süre sonra varlığımı hatırlayan arkadaşlarım gelmişti. Onlar konuşurken bir anda lafa atıldım.
"sanırım ailemin yanına döneceğim''
Hepsi şok içinde bana baktı. Felix gülümseyip konuşmaya başladı.
" git tabii gidip aileni gör, gel. Ailen iyi gelir sana"
"o şekilde gitmekten bahsetmediğimi çok iyi biliyorsunuz"
"ama Jeongin bu senin için zor olur hem okulun uzak kalır" dedi bu sefer Jisung
"okul değişicem"
Felix gözleri dolu şekilde bana baktı
"hayır gidemezsin izin vermiyorum" bana sarılarak söylerken sesi titremişti. Ağlıyor muydu?"Jeongin biraz daha düşünsen, olmaz mı?" Seungmin'in söylediği şeyle ona baktım. Sonra sözlerine devam etti. "hem bu verdiğin karar şuan içinde bulunduğun dönemle alakalı. Lütfen bizi bırakma" sona doğru sesi kısılmıştı.
Midem bulanınca onlara çaktırmadım. Lavaboya gideceğimi söyleyip ayaklandım sınıftan biraz uzaklaşında hızlı bir şekilde lavaboya gittim.
Hızlıca kapıları kontrol ettim, boş olan ilk yere girdim, yediğim iki lokma şeyde artık midemde değil. Çıkınca beni bekleyen Hyunjin'i gördüm. Ona baş selamı verip elimi yüzümü yıkadım. Hyunjin hala başımda dikiliyordu.
"ne oldu yüzümde bir şey mi var?"
"hayır. Sadece bu hallerinin sebebini merak ediyorum"
"hiç"
"Jeongin bana soğuk davranıyorsun ve bunu anlayabilirim ama arkadaşlarına neden? Eğer bir sorunun varsa bana anlatabilirsin."
Gözlerim doldu
"yok bir şey dedim."
Lavabonun kapısını kilitleyip yine yanıma geldi. Bu sefer fazla yakındı. Ellerini belimde hissettiğimde yumuşak bir ses tonuyla komuşmaya başladı. Tanrım resmen eriyorum.
"bana ne olduğunu anlatır mısın?"
"b-benden uzak dur"
"bende kendimi kontrol edemiyorum. Jeongin kafamı karıştırıyorsun"
Alnını alnıma dayadı. Benim ellerim istemsizce onun omuzlarına gitti.
"ne oldu Jeongin. Bana anlatabilirsin"
Kendimi kontrol edemiyorum. Şuan aşırı etkileyici.
"anksiyetem çok ilerledi. Yemek yiyemiyorum, yediğim iki lokmayıda çıkarıyorum. Kimsenin bana değer vermediğini düşünüyorum, kimsenin beni önemsemediğini düşünüyorum ve bunu aşırı kafama takıyorum."
"hmmm sonra"
"bundan kurtulmak için ailemin yanına dönmeyi planlıyorum. Kalıcı olarak"
Anı tamamen bozuk sesini yükseltti.
"NE!?"
"bana neden bağırıyorsun ki?"
Nasıl olduğunu anlamadığım şekilde şuan ağlıyordum.
"ah ben çok çok özür dilerim. Bağırmak istemedim. Sadece bir anda böyle olunca sinirlendim özür dilerim Lütfen artık ağlama"
"tamam tamam ağlamıyorum. Aç artık kapıyı çıkal- bekle ben az önce ne yaptım. Sana her şeyi anlattım mı ben? Ah aptal Jeongin hemen etkilendin."
"Jeongin... Gitme. Belki bugünden sonra fikrin değişebilir"
"belki"
Lavabodan çıkıp sınıfa gittim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝑺𝒀𝑴𝑷𝑨𝑻𝑯𝒀 ~ ʜʏᴜɴɪɴ ~
Fanfiction𝘑𝘦𝘰𝘯𝘨𝘪𝘯 𝘭𝘪𝘴𝘦𝘺𝘦 𝘣𝘢ş𝘭𝘢𝘥ığı𝘯𝘥𝘢𝘯 𝘣𝘦𝘳𝘪 𝘏𝘺𝘶𝘯𝘫𝘪𝘯'𝘥𝘦𝘯 𝘩𝘰ş𝘭𝘢𝘯ı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶. 𝘉𝘶𝘯𝘶 𝘰𝘬𝘶𝘭𝘥𝘢𝘬𝘪 ç𝘰ğ𝘶 𝘬𝘪ş𝘪 𝘢𝘯𝘭𝘢𝘮ış𝘵ı. 𝘈𝘮𝘢 𝘏𝘺𝘶𝘯𝘫𝘪𝘯 𝘢𝘱𝘵𝘢𝘭ı𝘯 𝘵𝘦𝘬𝘪... 𝘝𝘦 𝘢çı𝘬ç𝘢𝘴ı 𝘣𝘪𝘳𝘢𝘻𝘥𝘢 ş𝘦�...