04

457 35 9
                                    

Mew, önüne koyulan kupayı, iki eliyle sıkı sıkı kavramıştı. Gergindi. Eh, biraz da hayal kırıklığı yok değildi hani... O bu gecenin çok başka ilerleyeceğini sanmıştı. Lakin karşısındaki kanepede oturan adam, yüzüne bakmaktan bile acizdi. Öyle sanıyordu ki, pişman olmuştu esmer.

Tabi ki olabilirdi! Bunda kızacak, gücenecek bir şey yoktu! Beklerdi Mew. Onu yoran, -madem öyleydi- aklında ne varsa dilinde bildiği adamın, lal olmasıydı. Durumu dile getirip onu utandırmak da istemiyordu.

Küçük bir yudum aldı hızlıca kahvesinden. Evet, şu durumda gitmesi en iyisi olacaktı belki. Ama yapamazdı. İçinde bulunduğu durum onu zihnen yormuş da olsa, Gulf'la geçireceği fazladan on dakikaya, hayır diyemezdi.

"Beğenmedin mi?", dedi Gulf nihayet cesaret edip adamın yüzüne bakarken.

Soru onu afallatsa da çabuk toparladı Mew. Yine de, Gulf'un neden bahsettiğini anlamlandıracak kadar çabuk olmamıştı maalesef.

"Neyi?", dedi o da, soruya soruyla karşılık verip.

"Kahveyi.", dedi Gulf, "İçmiyorsun da... Sütü mü az gelmiş? Yoksa farkında olmadan şeker mi koymuşum?".

"Yok, hayır! Kahveyle ilgili bir problem yok!", diye cevap verdi Mew, alelacele.

"O zaman ne ile ilgili bir problem var?".

Esmer gencin sesi öylesine kısık çıkmıştı ki, Mew neredeyse kavrayamayacaktı ne dediğini. Ama kavramıştı.

Ne demesi gerektiğinden emin değildi. Bir sorun olmadığını söylemek, en doğrusu gibi gözükse de, o an, Gulf'un bu masumane yalanı anlayacağına ikna olmuştu.

Onu kırmadan dürüst olmaya karar verdi.

"Şey...", diye girdi söze. "Sen beni evine davet edince ben... Sandım ki... Sanırım yanlış anlamışım, özür dilerim.", diye de bitirdi bakışları yere düşerken. Bu cümlelerle hem derdini dürüstçe söylemiş, hem de her şeyi üstlenmişti. Gulf'un pişmanlığını gizlemiş, kendi hatası olduğunu, hatalı bir çıkarımda bulunduğunu ima etmişti.

Lakin Gulf da, en az onun kadar dürüsttü.

"Anlamadın...", deyiverdi. "Yanlış anlamadın. Seni evime davet ederken... Yani düşünüyordum ki...".

Durdu. Derin bir nefes aldı, zira ihtiyacı vardı. Sonra devam etti:

"Aklımdan geçen, sana kahve ikram etmek değildi.", dedi. "Sadece... Ben daha önce... Yapmadım. Yani bir erkekle...".

Kendi önünde duran kupadan, büyük bir yudum aldı. Zira boğazındaki yumru, yutkunmayla geçecek gibi değildi.

Bu sözlerle, Mew'in başından aşağı kaynar sular dökülmüştü. Ne yani! Şimdi Gulf sadece, merak ettiği için mi takılıyordu onunla! Bu yüzden mi davet edilmişti! Ne olmuştu yani, bir erkeği öpmekten tiksinmediği için sevişe de bileceğini, sorun olmayacağını, denemekten zarar gelmeyeceğini mi düşünüyordu! Peki ya Mew'in duyguları ne olacaktı!

Düşüncelerinin tüm hiddetine rağmen, ses tonunu sabit tutmaya çalışarak sordu:

"Erkeklerden hoşlanmıyorsun aslında, öyle mi? Sadece denemek mi istiyorsun?".

"Hayır!", diye karşı çıktı Gulf hiddetle, "Öyle değil, gerçekten!".

Karşısında, çatılı kaşlarla onu izleyen adam tarafından yanlış anlaşılmış olma korkusuyla, sımsıkı kavradı elindeki kupayı. Koca bir yudum daha alıp devam etti konuşmasına:

"Biseksüelim ben. Uzun zamandır da bilincindeyim bu gerçeğin. Ama işte... Toplum normları, normal algısı derken... Hiç denemedim. Şansıma da, hiçbir zaman bu kadar güçlü duygular hissetmedim. Bir erkeğe karşı yani... Sana kadar...".

Ökse OtuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin