Selam...
başından beri sizlere çok söz verdim,
çok tutmadım...
diyebilecek hiçbirşeyim yok. Küçücük bir kız çocuğuyken başladığım bu hikayenin, artık bi " devamı" hak ettiğine, hiç olmadığım kadar inançlı geldim bu sefer...
Yıllar önce ilk bölümünden beri bekleyen bir çok okuyucum, aramıza yeni katılanlar, hepinizden özür diliyorum fakat bi kaçınız biliyor ki; hayatımda çok zor evrelerden geçtim.
şimdi, "küçük bir kız çoçuğuyken"başladığım bu yola, kendini bilen ve yetişkinliğinin başlarında olan bi "birey" olarak devam ettirmem belki de en güzelidir..
Zaten hayat hep güzel taraflarını görmemiz için değil mi?
Yoksa nasıl keyif alabiliriz?
Umarım bu bölüm gününüzü güzelleştirir en kısa sürede tekrar buluşmak ümidiyle
Bı sefer gerçek bi söz...
hepinizi çok seviyorum...
.......................................................................
Demir Mahzen i yatağa yatırırken bende yatağın biraz ilerisinde olan tekli koltuğa kendimi bıraktım. Ayaklarım eskisi kadar rutine alışkın olmayacaktı sanırım ufak bir yorgunlukta hemen şişmeye başlıyordu hamilelikte bunlar normal reaksiyonlar olduğunu kitapta okumuştum. Kucağımda kendini salmış dosyalara takıldı gözüm tam 4 tane dosya vardı üçünü yanımda duran masaya bırakıp birini elimde incelemeye başladım ilk sayfasını çevirdim bi bacak röntgeni vardı aşşağıda belirli yerlere işaretlenmiş doktor dilinde bi kac cümle ... Sayfaları çevirdikçe anlayamasam da durumun ciddiyetini içime bi kara delik açmıştı...
"Gitmeden önce hastaneyi ayarlamamız gerek Demir. Bu dosyalardan hiçbirşey anlamadım fakat durum ciddi gözüküyor "
Kafamı kaldırdığımda karşı koltukta Demir oturuyordu ve Mahzen i izliyordu, üzgün üzgün onun o hali içimi parçaladı kimbilir içinden kendine yapmak zorunda kaldıklarına nelere sövüyordu neysi bu hayatım birbirini sevenlerle uğraşı?
"Hişttt sana diyorum"
Bazen şu tepkisizce suratıma bakmaları beni benden alıyor böyle birazcık daha samimiyetim olurda ilerlerse, bu gibi durumlarda umarım kalkıp ağzına bi tane yapıştırıp bide duvara yapıştırtmam
"Bırak şu dosyaları Çisem onları gördükçe sinirlerim bozuluyor zaten...."
Diyip derin bi ic çektiğinde elimdeki dosyayı diğerlerinin üstüne koyup kan çanağı olmuş gözlerine baktim Demir in
"Demir inan acını buradan hissedebiliyorum, bunu Mahzen e yansıtma, ona acıdığını düşünüp dahada zorlaştırabilirsiniz durumu"
Kaşlarını çattı
"Ben kimseye acımam! Bunu Mahzen iyi bilir"
Mahzen uyuduğu için sesini cok yükseltemese de bana tepkili söylediği tok sesinin her halinden belliydi
Bende kaşlarımı çattım
"Ne biliyim ben be ne pörtlek gözlerini pörtlete pörtlete bağırıyosun"
gözlerimi devirdim sanki keyfimden diyorum bunları aptala bak. Beni aldırmadan karşısına tekrar baktı ve yine aynı hüzün kapladı yüzünü aptal bi tebessüm ettim içimden kendi durumuma scıyan ufak bi gülümseme neden mi ? Onlar bile şanslılardı bana göre beterin beteri vardır derler ya ben öyle bitik bir haldeydim ki karısı hamileyken kanser olan bir adamın hüznü bile şans geliyordu bana , yan yanalardı. Ben...Ben daha Ertanın mezarını bile bilmiyordum oysa, gidip mezarının başında acımı bile yaşayamamıştım.
"Baksana ne kadar da çökmüş Mahzen, olamadım onun yanında o beni affetse bile ben kendimi hiç affedemeyeceğim "
yarım yamalak boğazına düğümlenen bu sözlerinin hemen ardından elleri ile yüzünü kaplayarak derin ve şiddetli gelen bir
"Offfffffffff...."
"Yapma böyle Demir lütfen düzelecek Mahzen eskisi gibi olacaksınız ölüm yoksa sonunda herşey düzelir herşeyin üstesinden gelinir"
Kaldırıp başını umutsuzca baktı yüzüme
"savaştığımız şey tam olarak ölüm Çisem bu yolun sonunda ya ölüm var ya yaşam"
"Afferim böyle ol gerizekalı böyle davran bu kızında tüm moralinin ortasına bırak içindekileri sonra da düzelmesini bekle"
Tam konuşacaktı ki izin vermeden ayaga kalktım
"Sus ya Allah aşkına ben aşşağı inip akşam yemeğini odaya getirmelerini söyleyeceğim sende ne bok yersen ye burda"
Konuşmasına izin vermeden odanın kapısına dogru ilerledim eğer Mahzen uyuyor olmasaydı kapıyı öyle bi çarpardım ki yüzüne aptal bu erkekler hiçbirşeyi hak ettiklerine olan inancım yok hepsi aptal!
....
Beni benden iyi tanıyan bir adam vardı baş ucumda
Saatlerdir gözlerim kapalı bir şekilde öylece yatıyorum gözlerimi açıp yaşadığım şeylere kafa yormak, onlara çözüm aramak istemiyorum gözlerim kapalı olsada aklımda milyonlarca düşünce var...
Ailemden bana tek kalan kişiyi dedemi hayal kırıklığına uğrattım hem de hiç gözümü kırpmadan fakat vicdan azabının zerresi yok kalbimde ona içten içe kızıyordum yıllar önce anneme yaptığını bana yapmaya çalışıyor gibi hissetmekten yalnız kaldığımda bu duyguyla yüzleşmekten kendimi alamıyorum her ne kadar bana destek olmaya çalışsada içimde bir yerlerde onu hala affedemiyorum gerçi konu affetmek olursa dedeme sıra gelmeden bir çok insanın kıyası var iç dünyamda Tabiki başı sevgili kocam çekiyor...
Bana yaşattığı bu büyük hayal kırıklığı buna rağmen birden ortaya çıkışı ve benim gözümü bile kırpmadan ona her seferinde koşuşum bütün bedenimle güvenişim nasıl konu Demir olduğunda her defasında bu kadar aptal olabiliyordum ki? Aşkın bu kadar gözümü kör etmesi değildi konu artık sadece ben değil düşündüğüm karnımda her gün büyüyen büyüdükçe benide bitiren biri olsada o benim bi parçam benim parçam olduğu kadar onunda parçası o bana adım atmışken bu durumla tek başıma savaşmak istemiyorum gram gücüm yok tek başıma savaşmaya, Bilmiyorum... Bilemiyorum bu yaptığımız bu kaçışımızın elbette bir bedeli olacak ve eğer o bedeli bebeğim öderse herkesten önce kendimi ömrümün sonuna kadar affetmeyeceğim... açmak istemiyorum gözlerimi açıp boğuşmak istemiyorum kalmadı gücüm, kalmadı savaşacak duygum kendimi içten içe bitmiş artık sona yaklaşmış hissediyorum ama bildiğim tek gerçek var kendimden vazgeçsem bile bebeğim için kalacağım savaşacağım onun bu dünyaya gözlerini açmasını görmek benim en büyük dileğim bunu başarmak için elimden geleni yapacağım fakat kendim için savaşmaya ne takatim kaldı nede Allah biliyor ya içimden gelen bir isteğim, ne güvendiğim dağ kaldı ne sığınacağım liman ben herşeye veda ediyorum içten içe ve acı olanda bunu kimseye belli etmeden sessizce içimde yaşatıyorum...
...
Mahzenin hastalığı ve hamileliği git gide vücudunu kemirirken uykularıda en az bedeni kadar güçsüzleşmişti eskisi gibi uyuyamıyor bedenini dinlendiremiyor üstüne ağrı ve acıyla uyanmalara sebep veriyordu böylesi pişmiş tavuğun başına gelmese de Mahzen in hayatında bu bile fazla çok fazlaydı.
Ağırlar içinde uyanış aşşağı dakikalarca inme süreci, yemeklere karşı iştahsızlığı derken birde Çisem in hikayesini dinlemenin şokuyla donmuşcasına karşısında oturan Çisem ve Demirin arasındaki boşluğa öylece bakıyordu düşünüyordu kendi bile bilmediği düşüncelerini
İnsan düşüncelerinde bile nereden başlayacağını bilmez mi?
"Peki bebeğin doğduğu zaman üstesinden nasıl geleceksin?"
Demekle başladı düşüncelerini dile vurmaya
"Bunu bana kansere meydan okuyup bebeğine sarılan bi savaşçı mı söylüyor?"
Dedi gülümseyerek her ne kadar bi Mahzen, Rojda olmasa da onunda hayatından hatrı sayılır kederler geçmişti ve bu kederler Çisem e her çarpıp gittiğinde ona çok güzel bi savunma mekanizması armağan etmişti ~Hüzünlere alaycı yaklaşıp dertlerini gülümsemesine hapsetmeye~
"Seni çok iyi anlıyorum Çisem ve bana inan şuan belkide bu dünyadaki en çok canlı barındıran birey olarak bütün benliğimle arkandayım"
Çisem in yüzünden eksik olmayan bıruk gülümsemesi Mahzenin bu cümlesiyle kahkaya bırakmıştı kendini
"O halde hanımlar karınlar doyduğuna göre saksıları çalıştırma vakti. Planları kurup işe koyuluyoruz vaktimiz kısıtlı ardımızda karşımıza neyle çıkacaklarını bilmediğimiz bir tabur adam var.
"Demir kaçış planından daha çok ihtiyacımız olan şey Mahzen in sağlığını kontrol altına alabilmek"
Kafasını umutsuzca sallayışıyla Çisem in cümlesine
"Biliyorum bu yüzden yurtdışına gitme kararı aldım"
...
"Bu kadarı çok fazla Demir!"
"Ne bekliyordun Mahzen? Deden her adımımızı takip ederken seni evimize götürüp yatağına huzurla yatırıp kanserin bitmesini çocuğumuzun büyümesini beklememizi felan mı? "
Şaşkın bi şekilde durumu idrak etmeye çalışıyorum ardımda bir sürü kişyi bırakıp neresi olduğunu dilini bile bilmediğim bi yere gidip çocuğumu bilmediğim doktorlara emanet edeceğim üstüne bide kendimi
"E-Elbette hayır.. ama nasıl yaparız orada kimi tanırız biliriz herşey daha kötü olmaz mı?"
Kendinden gayet eminliği spontane gelişmiş bi plan olmadığını gösteriyor, bu kadar emin olması nedense içime bi umut ışığı yakıyordu. Belkide bu yüzden Demir in yanındaydım içimde biten umut meşalesini birinin tutup tekrar yakması için
" ben herşeyi ayarladım önce Almanya ya gideceğiz seninle detaylı olarak ilgilenecekler bunu kanserin için yapacağız çünkü Dünyanın en iyi hastanelerinden biri önce seni iyileştirmemiz laz-.. "
Daha cümlesini tamamlamasına izin vermeden kestim kan beynime sıçramıştı. Yine aynı konu yine önce sen demişti
"Demir! Ben! Çocuğumu! Kurtaracağım! Önce! O!"
Her kelimemi tek tek söylemiştim çünkü bunu benim için en önemli şey olduğunu daha fazla nasıl kanıtlamam gerekiyordu bilmiyordum ben gayet yüksek olmama rağmen sandalyesinden kalktı yanımdaki sandalyeye oturuşunu izledim önce elleriyle yüzümü avuçlarının içine aldı bu sıcaklığı... ne kadar sinirli olursam olayım bana dokunması beni hemen pamukların üstüne oturtuyordu adeta yavaşça yüzümü sevdi yanağımdaki yaşı sildiğinde ağladığımı idrak edebilmiştim, benim göz yaşım düşer düşmez onun göz göz yaşı düştü üstüne o hayat bulduğum gözleri böyle kırmızı böyle dolu görmek içimi acıtıyordu benim kadar canı yanıyordu madem neydi bu çocuğumuzdan vazgeçme tutkusu neden benim gibi sarılamıyordu ona neden her seferinde red ediyordu ellerini biraz indirip kucağımda duran ellerimin üstüne koydu samimi sıcacık ellerine baktım önce sonra hayat bulduğum fakat şuan kıpkırmızı olan hüzünlü gözlerine
"Mahzen... Mahzenim özür dilerim en ufak bi kelimemde bile seni böyle öfkelendirecek raddeye getirdiğim için fakat bu kararı alana kadar oradaki neredeyse tüm doktorlarla konuştum önceliğimiz sen olmak zorunda bunu sen istesende istemesende çünkü sen iyi olmazsan bebek hiç iyi olmaz olmayacak Meleğim bu yüzden önceliğimiz sensin"
Sessizce kafamı sallayıp bana bi kaç santim uzak olan göğsüne kafamı yasladım başımı taşımaya bile gücüm kalmamıştı peki diyebildim sessizce iyi olacağım önce bebeğim için iyi olmak zorundayım...
...
Gözlerimi açtığımda karşımda Rojda ve Baran vardı. üzerlerinde mavi ince kumaştan hastane kıyafetleri ve yüzlerinde maske... yattığım için görüş alanım kısıtlıydı gözlerimi sağa sola döndürmek beynimde birer havai fişek etkisi, acı dolu inlememe neden oldu sonra ellerimde sıcak bi el hissettim gözlerimi oynatmadan kafamı kaldırdım sahiden vücut uzuvlarımızı oynatmak ne zamandan beri böyle zordu? Kalbim haddinden fazla hızlı atıyorken olduğum yeri idrak etmeye çalışıyordum en son Demir in elleriydi bu ellerimde hissettiklerim
"Mahzen-*
Ağlamaktan çatallaşmış ama gözleri sesine rağmen daha sevinçli bakan Rojda ya baktım ilk defa onu gördüğüme sevinmemiştim çünkü en son onu dedemin yanında bırakmıştım eğer burdaysam bişeyler yolunda gitmemiş demekti...
Kafamda dönen, kuyrukları birbirine bağlı tilkileri kenara itip ne olduğunu anlamam gerekiyordu konuşmaya çalıştım boğazım... çok... çok fazla kuru biraz doğrulmaya çalışt..- saniyesinde fail.
"Lütfen kendini zorlama herşeyi anlatacağım paniğe kapılma, burada olman plana dahil bi süreç"
Plan? Kimin yaptığı bi plandı bu?
"senden sadece bir kez olsun herşeyi kenara bırakıp dinlenmeni istiyorum"
Doktor? Ne zamandan beri buradaydı Türkçe konuştuğuna göre hala Türkiye'deyiz,
Demir???
O olmadığına göre dedem beni başka bir hastaneye yatırtmıştı?
fakat bu doktor?
Bir doktora göre fazla samimi cümleler kurmamış mıydı?
Elindeki dosyayı hızlıca ayak ucumda duran masaya savururcasına koydu biraz ürktüm korkuyla Baran a soru soran gözlerimi diktim.
"Bizi yalnız bırakır mısınız?"
Saniyesinde toparlanan ve saniyeler içinde odayı terk eden Baran ve Rojda hayret etmeme zaman bile tanımadan kapıdan çıktı.
Odanın dışında camda beni izleyen Çisem?
Çisem bile buradaydı ve onu da alıp kattan hızlıca uzaklaştıklarını izledim... bu neydi şimdi?
Eksik olan Dedem ve Demir ?
ne hikmetse kafamdaki soruların tek cevabı olan iki seçenek, yoktu aramızda..
~Demir ile Dedem nerede? Yada ben hangisiyleyim?
"Seninle birilerinin ciddi ciddi konuşma vakti geldi"
Gayet yüksek olan doktora kaşlarımı çattım
"Biraz sert olacak fakat umarım durumun ciddiyetini algılamanda yardımcı olur"
Daha fazla bu saçmalığa katlanmak istemeden sözünü kestim
"Demir-.. Demir i çağır"
"Burada konuşmalar bana aittir Mahzen Hanım! durumunuz çok... çok fazla ciddi! ve siz ergenler gibi intihara teşebbüs hareketlerinizle ne karnınızdakine saygı duyuyorsunuz nede kendinize, anladığım kadarıyla acımanız yok! peki ya Allah korkusu? oda mı yok? Nasıl bu kadar vurdum duymaz olabiliyorsunuz"
Gözlerimden yağmur boşalırcasına yaşlar akıyordu neydi bu onca derdimin arasında birde bu yaştan sonra hayat dersi mi ?
"Siz nezle olup iki tane antibiyotik almaya kontrole gelmediniz buraya-...
"siz... siz ölüyorsunuz ve sizin bu bencilliğiniz içinizdeki hayatıda bitiriyor!!!
artık, sizi buradan, değil ailenizden birinin rızası, kendi rızanız bile çıkaramaz !
"SİZ KİMSİ-.."
"Ben! Bir doktorum belkide meslek hayatımı bile riske atıcak bi konuşma bu biliyorum ama bunu birinin size anlatması gerekiyordu"
"DERHAL ÇIKIN BU ODADAN VE DEMİR İ ÇAĞIRIN... BU RESMEN HADSİZLİK KENDİNİ BİLMEZLİK SİZ KİM O LU YOR SUNUZ DA ! BANA ! BANA BU LAFLARI EDİYORSUNUZ"
Artık vücudumdaki kanı saç telimden ayak tırnaklarıma kadar hissediyordum kan beynime sıçramıştı bu ne densizlikti böyle
"SİZ BANA HAD ÖĞRETMEYİ BIRAKIN DA BANA CEVAP VERİN"
Meraklı gözlerle ona baktım bu konuşmanın sonu neydi? az öncekinden daha sakin olacağının belirtisini derin bi nefes ile belli ederek söze karıştı
"SİZ BU HAYATI YAŞAMAYI SEÇMEK İSTİYOR MUSUNUZ"
Sanki 30 km yolu 3 dakikada koşmuşcasına nefes nefese doktora bakıyordum...
Ben... elbette bu benim son günlerde en çok istediğim şey. kendimi geçtim bebeğim... ben onun için bu hayatta herşeyi yaparım en başından beri tek düşüncem bu benim sma bu sözler? ben gerçekten ona kötülük mü ediyordum? ben bencil bi anne miyim? Allah aşkına ben neredeydim? Kimdi bu adam bana bu ağır sözleri böyle bi durumda olan kadına sarfetti? kafam o kadar karışıktı ki ben şimdi Demir ile başarmış mıydım?
dedemin anneme biçtiği hayatın tekerrürü müydü bu? ben neredeyim?...
Bu kalbimde ki acı neydi?
Sözlerin gerçekliği mi? Gerçekten kalpten istediklerimi bilememek mi ben bu durumu neden yaşıyorum? Ben neredeyim?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk'a Giden Töre
General FictionDoğuştan kırık kanatlarim var benim. Onun kanatlarının üzerinde özgürlüğü tanıdım, beni kanatlardan atmayı tercih etti. Benim için ölenleri asla geri getiremem. Kimseyi benim için ölümede terk edemem. Kalbim kırıla kırıla vazgeçmek zorundaydım ben...
