2 | morse alphabet

21.8K 2.5K 4.9K
                                        

"Yoongi ve Jimin de eşcinsel ama okulun en iyi çifti diyorlar. Sen eşcinsel olunca niye tribe giriyorlar?"

Nayeon'un dedikleri ile kesin ve net bir cevap hazırlarken kantinciden paranın üstünü alarak çıktım sıradan muzlu sütüm ile.

"Çünkü onlar yakışıklı ve popüler."

"Çok saçma..." diyen arkadaşımın saflığına artık alışkınken, bahçede dolanmadan okula girdik sınıfa doğru. Ders tarihti. Jimin'i kesme dersim.

Yeni kedim dün eve gittiğimiz gibi yatağıma gömülüp uyumuştu. Çok mu yorulmuştu bilmiyordum ama bir daha kafasını bile kaldıramamıştı. Annem görünce bana kızmış, tüm masraflarını kendi paramla ödememi söylemişti. Babamın umurunda bile olmamıştı ama o kedi sever bir insan olmadığından dokunamamıştı. Biliyordum ki ikisinin de bu halleri üç gün sürer, sonra bebek gibi ilgilenirlerdi.

"Sen fazla safsın. Sürekli kitap okuyorsun. Hayatında nasıl hiç Tiktok indirmemiş olabilirsin?!" dedim yanımdaki kıza doğru.

"Telefonumda sadece rehberler kısmı var."

"Bak! Bir de bana bak. Her türlü sosyal medya var."

Nayeon benim dediğime göz devirdiğinde koridorda sınıfa doğru yürümüştük. Sınıfa girdik, ve her zamanki hayvanat bahçesinde göz bile gezdirmeden en arka köşemize adımladık.

"Ulan mezuniyette ne giyeceğim?!"

"Daha dört ay var. Sınava çalış önce salak."

Sınıftaki arkadaş adı altında kimin eli kimin cebinde belli olmayan, Sunhee'nin de içinde olduğu grubun kendi aralarındaki konuşmaları duyarken oturdum.

"Şimdi mezuniyette Jungkook kızları mı dansa kaldıracak erkekleri mi?"

"Ananı kaldıracağım." diyerek sakinlikle muzlu sütümden bir yudum aldım.

Ne zaman sınıfa girsem mutlaka sohbetlerinin ucu bir yerden bana dokunurdu ve ben her seferinde duymaktan bıkmıştım artık. Laf bile sokmuyordum. Küfür edip, veya susup geçiyordum.

Gruptaki herkes bana gözlerini devirdiğinde ders zili de çaldı. Yoongi, her zamanki gibi Jimin'i sınıfa bıraktı ve öptükten sonra gitti. Jimin ise buna karşılık mutlu bir gülümseme ile girdi sınıfa.

Tarih hocası da girdi ardından. Hemen derse başladı. Dinlemedim her zamanki gibi. Ders boyunca elimdeki kalemle tarih hocasının dediklerine tamamen uzak bir şekilde deftere karalama yaparken, arada göz ucuyla hoşlandığım çocuğun kumral saçlarına bakıyor, arada da esniyordum sıkıntıdan. Defterimde her zamanki gibi 'Jimin Jungkook' falan yazıyordu. İlkokul çocuğu gibi.

Nayeon bu sefer reenkarnasyon ile ilgili kitap okuyor, o da dinlemiyordu dersi. Kesinliği belli olmayan (muhtemelen gerçek dışı) şeyleri okuduğu kadar ders çalışsaydı en iyi üniversiteye giderdi diye düşünüyordum.

''Şuna bak...''

Sıra arkadaşım fısıldayarak bana yaklaştığında önümdeki 'Jimin > Tanrı' yazısından gözlerimi alıp gözlüğümü parmağımla düzeltim ve gösterdiği kitaptaki satıra baktım. Ancak okumama gerek kalmadan söyledi o yazanları.

''Dejavu, reenkarnasyon belirtisi olabilirmiş. Birini gördüğünde daha önce görmüş gibi hissettiğinde falan aslında o kişiyi önceki hayatında tanıyor olabilirmişsin. Nasıl teori?''

''Bok gibi teori.''

Böyle şeylere inanmadığımdan ona dürüst olduğumda o da dürüstlüğüme alışarak göz devirdi.

evian Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin