Sarayda uyanmam... normal miydi?
Gözümü açtığım gibi benim yatağımın on katı büyük bir yatak, evimden kat kat geniş ve büyük bir oda ile karşılaştım. Ve gözlerime inanamayarak yatakta dikeldim.
"Ne oluyor be?" diye kendi kendime konuşarak kaşlarımı çattım ve şuan içinde olduğum beyaz, altın ihtişamlı odanın gerçek olup olmadığına emin olamayarak gözlerimi yumdum. Yumruklarımla gözlerimi ovalayıp görüşümü netleştirdim ve daha dikkatli baktım ancak evet, çok farklı bir yerdeydim.
"Rüyadayım herhal- ayy başım.."
Yüzümü ekşiterek kafamı ovaladım aniden giren baş ağrısıyla. Dün ne olmuştu adam akıllı hatırlamıyordum. Tek hatırladığım çok içtiğim, Evian'ın da benimle ilgilendiği ama detaylar yoktu. Hayal meyal anımsıyordum.
Bir daha içmeyecektim. Sarhoşluk çok kötü bir şeydi. Kim bilir neler saçmalamıştım... İnsanlar neden seviyordu ki bunu?
Bekle... üzerimde neden kıyafetlerim yok?
Yorganı panikle üzerimden attığımda dünkü rahatsız takım elbisenin değil, yabancı pijamaların olduğunu gördüm. Hem de bana epey büyük gelmiş beyaz renkte pijamalar.
"Günaydın."
Odada tek olduğumu zannederken duyduğum sesle ufak bir çığlık atarak yorganı kendime çektim tekrar.
"Sakin ol. Benim."
Evian'dı gelen. Üzerinde daha önünü iliklemediği beyaz bir gömlek ve altında sürekli giydiği siyah pantolonlardan vardı. Çıplak göğsü yeterinde ortadaydı, duştan yeni çıkmış olacak ki saçlarında havlu duruyordu öylece.
Kaşlarımı çattım hemen. "Üzerimi mi değiştirdin sen?"
"Evet? Rahatsız kıyafetlerle uyumana izin mi verseydim?"
"Evet! İnanamıyorum, beni çıplak gördün..."
Ellerimi yüzüme saklayarak yorganı daha çok çektim kendime ve sırtımı başlığa yaslayarak ayaklarımla tepindim yatakta utançla.
Çok utanıyordum...
"Ne var bunda? Sende olan bende de var."
Omuz silkti ve havluyu bırakmak için odasında bulunan koltuklara yöneldi.
"Ya sen koskoca prenssin, o nasıl bir söz?" Ağlar gibi yüzümü buruşturup ellerimi yüzümden çektim. "Doğruyu söyle. Baktın mı vücuduma? Bakmadan giydirmişsindir herhalde."
"Baktım. Bakmadan nasıl giydireyim?"
"Niye bu kadar açıksözlüsün?!"
Göz devirdim ve sesli bir şekilde homurdanarak yataktan çıkmak için hareketlendim. "Açım ben." dedim dudaklarımı büzerek ve baş ağrımın hâlâ devam ediyor olmasıyla üzerini ilikleyen Evian'a döndüm. "Ayrıca başım ağrıyor."
"Öncelikle kimseye görünmeden saraydan çıkmalısın. Paul'un evinde yaparsın kahvaltını."
"Bence ben bu sarayda hizmetçi falan olabilirim... Ya da köpek? Köşede dururum, n'olur burada yaşayayım."
Güldü hâlâ üzerini iliklerken. "Kalk hadi, giyin."
"Önce tuvalete gitmem gerek."
Çenesiyle odanın içindeki bir kapıyı gösterdi. "Şurası."
"Sağolun kralım." diye sarayda olmamın gazıyla rol yaparak hızla adımladım lavaboya. Evian ise arkamdan gülüyordu.
"Çok soğuk değil mi hava?" dedim oda fazla geniş olduğundan hâlâ yürürken.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
evian
Fiksi PenggemarLise öğrencisi Jeon Jungkook, sokaktan sahiplendiği kedinin 1843'den gelen Prens Evian olduğunu öğrenir. ♥︎ 1. Kitap 22.06.2021 - 08.10.2021
