"Aç mısın?"
Evian, koltukta oturarak boş gözlerle halıyı izleyen Armonde'ye saatlerdir ilk defa bir cümle kurma cesareti bulmuşken, onun henüz yemek yememiş olması bahanesini kullanıyordu. Armonde evlerine gelmişti ve peşinden, zaman makinesiyle işini bitirdikten sonra da Evian.
Zaman makinesini düzeltememişti. Yıllardır gecelerini bitirdiği zaman makinesi, bu genç yaşındaki en büyük başarısıydı belki de ancak son yolcusu olan Jungkook'u uğurladıktan sonra hurda olarak bırakmak zorundaydı. Tamir edilemiyordu.
Belki de edilmemeliydi. İnsanlar başka zamanlarda yaşamamalıydı, bu evrenin kurallarına aykırıydı çünkü.
"Değilim." diye mırıldandı Armonde ve sehpada yanan tütsünün dumanlarına çevirdi bu sefer gözleri. Evin içini mükemmel bir amber kokusuna bulayan dumanlar yayılırken Evian, tütsü yakıp boş boş oturmanın sevgilisinin düşünceli olduğunda yaptığı bir aktivite olduğunu bilerek oturduğu koltuğun uzak kısmına oturdu. Bacaklarını bağdaş kurdu onun gibi ve arkasına yaslanıp o da tütsüyü izlemeye başladı.
"Bana güvenmiyorsun artık, biliyorum."
"Sana olan güvenimi öyle kırdın ki, affetmenin bir yolunu bulamıyorum. İnan bana, arıyorum ama bulamıyorum."
Derin bir iç çekti Evian ve olduğu durumun haksızlığıyla ellerini birleştirip parmaklarıyla oynamaya başladı. Suratına bakamıyordu Armonde'nin. Bunların hiçbirini kötü bir amaçla yapmadığını herkes bilse de tüm bunların koca bir hata olduğunu da herkes biliyordu.
"Bazen ruhlarımızın bağlı olması bile bir işe yaramaz, Evian. Gördüğün gibi. Beni kaybettin, beni öldürdün, sonra da aldattın." Gözlerini tütsüden yavaşça aldı ve solunda, uzak köşede dalgınca oturan Evian'a çevirdi gözlerini. "Söylesene, senin Bertina'dan ne farkın kaldı?"
Bu söz ağırdı.
Ama Evian bunu hak ettiğini bilerek kafasını eğdi ve dolu gözleriyle parmaklarına bakmaya başladı.
"Haklısın, kötü bir insanım."
"Değilsin. Maalesef kalbin gerçekten temiz." Tekrar iç çekti, sert sesiyle devam etti. "Ama hatalarından bir ders çıkarmanı bekliyorum artık."
"Çıkardım. Cenazeni hatırlayınca bile yeterince çıkardım."
Armonde gözlerini Evian'ın üzerinde gezdirdi. Şöyle bir düşününce, kendini Evian'ın kaybolduğu ve sonunda ölü bulunduğu bir ay düşünüyordu. Onun cenazesini gözleriyle gördüğünü ve bunu yapanın öz babası olduğunu... aklını kaçırmaması mümkün değildi. Evian iyi bile dayanmıştı. Evian gerçekten hep daha güçlüydü kendisine göre.
Affetmese de kalbi, onun okyanusundan gözlerini alamıyordu yine.
"Evian, o çocuğa sakın kötü davranma." diyerek konuyu değiştirdi. Durmak istemedi bunun üzerinde.
Kimden bahsettiğini gayet iyi biliyordu ikisi de. Jungkook.
"Belli ki büyümeye ihtiyacı var. Ona sinirlenirsen, sana daha çok sinirleneceğim."
Evian, her ne kadar Jungkook'a şuanda çok sinirli olsa da Armonde'ye uyarak kafa salladı. Onu terslemeyecekti.
Donarak ölmeden önce 'Beni bırak. Sen yaşa, lütfen.' diyen çocuk ile şuanki çocuğun aynı olduğuna inanmak da güçtü.
Kıskançlık bir insanı çok çirkinleştiriyordu.
-----
ŞİMDİ OKUDUĞUN
evian
FanfictionLise öğrencisi Jeon Jungkook, sokaktan sahiplendiği kedinin 1843'den gelen Prens Evian olduğunu öğrenir. ♥︎ 1. Kitap 22.06.2021 - 08.10.2021
