6 | welcome to 1843

18.2K 2K 2.5K
                                        

Yüzyılın en önemli icadı olan zaman makinesini Google Map ile aradığıma inanamıyordum.

"Nerede bu siktiğimin makinesi?"

Dağda, ormandaydık.

Nayeon yanımdaydı ve sırtımızda gerekli eşyalarımız, kitaplarımız için büyük sırt çantamız varken, ormanda Evian'ın bize tarif ettiği zaman makinesini arıyorduk. Kedi sırtımdaydı, çantamdaydı ve üst vücudunu çıkarmıştı dışarıya. Ensemde tüylerini hissediyordum. Bize makinenin 1843'de de ormanda olduğunu, kimseye görünmeden göstereceği eve gitmemizi söylemişti. Tarih de vermişti makineye girmemiz için. 13 Şubat 1843.

Bize bir koordinat vermişti. Yirmi birinci yüzyılda koordinat diye bir şey kullanılmıyordu ancak Google Map'e girdiğimizde bize bir ormanın içini gösterdi. İki farklı dönemden de gelsek bir şekilde anlaşmıştık.

"Birkaç yıla burası otel olur. Makinenin koordinatını değiştir."

Kendi kendime ormanın ortasında şu makinenin yerini bir türlü bulamadığımızdan söylenip duruyordum. Elimdeki telefona bakıyordum bir yandan, yakın gözüküyordu.

Ailemize sinemaya gidiyoruz diyerek çıkmıştık. Sonuçta onlara göre gidiş geliş saatimiz değişmiyordu. Oysa haftalarca kalacaktım orada. Ayrıca Evian bizi birinin görmemesi ve kimseyle muhattap olmamamız için de uyarmıştı. Kıyafetlerimiz bile yeterince belli ediyormuş gelecekten geldiğimizi.

"Buldum!" diyerek işaret parmağı ile bir yeri işaret eden Nayeon'a baktım. Sırtımdaki kedinin de gözleri karşımızdaki şeye döndü merakla.

Bulduğum metal ve boyumuzdaki cisme yaklaştık hızla. Asansöre benziyordu. "2021'de asansör diyoruz biz buna." Kaşlarımı çatsam da görünüşünü fazla takmadan kapısını açtım. Sonuçta daha farklı bir şey bekleyemezdik. Ne olacaktı ki başka?

Kapıyı açtığımda yine asansör kapini gibi bir şeydi bu. Yüzlerce tuşlar, kollar, sayılar vardı. Kabinin içine girmeden etrafı incelemeye başladım. Dardı burası. Girebilmemin imkanı yoktu.

"Gerekirse beni o krallıkta kral yapın, yine girmem buraya."

Klostrofobim vardı. Giremezdim. Öylece baktım ve Nayeon yanıma geldi. "Gözlerini kapa ve gir." Kafamı iki yana salladım. Bu sefer sırtımdaki kedinin bir patisi omzumda hissettim.

"Miyav."

Dediğinden bir şey anlamasam da güven verdiğini hissettim ve derin bir nefes aldım. O kadar yol gelmiştik. On dokuzuncu yüzyıla aptal bir klostrofobi yüzünden gidememem rezillik olurdu.

Gözlerimi kapadım ve Nayeon yanımda olduğunu belli edercesine koluma girerken benimle birlikte kabine girdi. En azından iki kişi dokunuyordu ve varlıklarını hissediyordum. Kötü değildi o kadar.

Evian yine anlatmıştı burada yapacaklarımızı. Nayeon, onun bahsettiği gibi 13 Şubat 1843'e tarihi girdi ve birkaç tuşa basıp, ardından kırmızı bir kolu çekti. Gözlerim kapalı olduğundan sesleri duydum ve ardından sesin kesilmesi ile işin bittiğini anladım. Kedi hala sırtımda, heyecanlı bir şekilde dururken gülümsedim.

Makine sarsılmaya başladı, ve fazlaca takırtı sesleriyle gürültü oluştu bir anda. Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırırken gözlerimi açtım refleksle. Nayeon da benim gibi şaşkındı ama yine de kolumu bırakmazken fazla sarsıntı sebebi ile midem bulandı ve dört bir yanımı saran metal duvarlara elimi yasladım düşmemek için.

"Bu ne be! Ayran gibi çalkalandım."

"Bir dahakine düzgün bir makine yap!"

"Miyav!"

evian Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin