12. Bölüm

16.6K 574 208
                                        

" Biraz kendinden bahsetsene bana, merak ediyorum. Ailenden hiç bahsetmedin bana mesela."

Asaf Akif'in sorduğu soruyla suratını öpmeyi kesti. Kendini anlatma düşüncesi germişti onu ama aralarında gizli saklı olmasın istiyordu.

" Annem ve kardeşim 2 yıl önce vefat etti babamda ben 5 yaşındayken öldü. "

Asaf kendini bildi bileli çalışıyordu. Yani 5 yaşındayken babası bir iş kazasında traktörün altında kalıp öldüğünden beri.

Bu sakat ayakla çalıştıkca dahada ilerlemişti topallaması, artık iyi olacağı varsa bile düzelme şansı yoktu.

Babası öldüğünde kardeşi daha yeni doğmuştu annesi ve kardeşine bakabilmek için canla başla çalışmış en sonunda bir marangozun yanına çırak girmişti.

Adam onu sevmiş bildiği her şeyi öğretmişti. En azından bir meslek sahibiydi şimdi.

Bu geçen yıllar koca bir adama çevirmişti onu. Eli tahtayla suntayla uğraşmaktan nasır bağlamıştı. Derisi kararmıştı. O yaşlı bir adam gibi gözükürken bu gülden çoçuk ona dokunmasına nasıl izin veriyordu anlamıyordu.

Belkide Tanrı ödül olarak göndermişti bu güzel çocuğu ona.

Ailesinin kaybı kalbini cayır cayır yakarken Akif'in aşkının ateşi düşmüştü şimdi yüreğine. Tek isteği ona yetebilmek, iyi bir koca olabilmekti. Onu da kaybederse ne yapardı bilmiyordu.

Çocuğa tüm bunları anlatıp üzmek istemiyordu. Onun omuzlarına bu yükü yükleyemezdi. Acıları kendisinde, mutluluğu çoçukta kalacaktı.

Zaten Akif ailesinin öldüğünü duyar duymaz Asaf'ın göğsüne kapaklanmıştı.

" Asaf çok özür dilerim. Artık ben varım, ailenim ben senin sakın üzülme olur mu?"

Üzülmemek elde değildi ama bu tombul çoçuğun varlığı yakıp geçtiği gibi bir esinti de veriyordu yüreğine.

Eliyle çoçuğun saçlarını okşayıp öpücükler kondurdu.

" Üzülmedim nûrum, hadi sen anlat nasıl bir çocuktun sen. Yine böyle afacan mıydın?"

Yüzüne bir gülümseme yerleştirdi hamen Asaf. Konu miniği olunca o gülümseme hiç eksik olmuyordu zaten yüzünden.

Çocuğun onu merak ettiği gibi o da Akif'i merak ediyordu. Bu ele avuca sığmaz çocuğun hep böyle olduğuna emindi. Nasırlı ellerini çocuğun tombul yanaklarına koydu.

Çocuk rahatsız olmasın diye ilk gecelerinden beri her gün ellerini vazelinliyordu. Tenini kızartmak istemiyordu. Seks dışında.

" Aslında hep yaramazdım, babam kızsada annem el bebek büyüttü beni. Hep üzerime düşerdi. Küçükken bir hastalık atlatmışım. O yüzden bir dediğimi iki etmedi.

Bir de şey annem beni kız bekliyormuş. Adımı Pelin koyacakmış hatta. Sonra erkek olunca annem çok üzülmüş bazen gizli gizli kızım diye severdi beni, babam duyunca çok kötü kavga ettiler. Babam ilk defa vurdu anneme. Bir dahada öyle demedi ama ilgisini eksik etmedi tabi.

O yüzden hep küçük kaldım ben."

Eğilip alnından öptü çocuğu. O da el bebek gül bebek bakardı miniğine. Hep çocuk kalmasını sağlardı. Üzmezdi ki hiç onu.

"Sen bana vurmazsın değil mi, canımı acıtmazsın? Annem dediki eşler birbirine vurmazmış. Ama çok sinirlenmiş ondan yapmış. Sen sinirlensende vurmazsın di mi?"

Çocuğun söyledikleriyle elleri titreyince ellerini geri cekti Asaf. Vurmak da ne demekti öyle. Dokunmaya kıyamadığına vuracak mıydı birde.

Ona meraklı gözlerle bakan oğlanı bağrına bastı.

AnsızınBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin