"Ymir, artık gidecek bir evim yok. Yalvarırım evim sen ol..."
Başımı olumsuz anlamda sallayıp ondan ayrıldım, az önce yanağımda olan eli havada kalmıştı ve bana şaşkınlıkla bakıyordu.
Onu yanımda götüremezdim, ben değer verdiğim insanlar benim yanımdayken tehlikedeler diye giderken Historia'yı yanıma alamazdım. Historia'nın gözündeki yaşlar daha çok akmaya başlarken "Özür dilerim." dedim ve arkama dönüp yürümeye başladım. O ana kadar sabırla tuttuğum gözyaşlarımı serbest bırakıp dudağımı dişlerken Historia'nın "Neden!" diye bağırmasıyla dişlerimi dudaklarıma daha çok geçirdim, hıçkırığımı serbest bırakmamam gerekiyordu.
"Neden, neden! Sana başıma gelecek her şeye hazır olduğumu söylemiştim!" Bağırmaya devam ediyordu ama yine de durmadım, gözyaşlarım da durmadı. Sesinden anladığım kadarıyla daha çok ağlamaya başlamıştı, çatlak çıkan sesiyle daha çok bağırmaya başladı. "Gitme lütfen! SÖZ VERMİŞTİN!"
Adımlarımı hızlandırdım ve sonunda koşmaya başladım, Historia'yı tamamen arkamda bırakmıştım. Dakikalarca hıçkırıklarla önümü dahi görmeden koşmaya devam ederken beynimde yankılanan ses bana "Korkaksın." diyordu. "Korkaksın ve bir hiç olarak buradan gideceksin."
"SUS ARTIK!"
Sokağın ortasında umursamadan çığlık attım ve dizlerimin üzerine düşüp ellerimi saçlarıma geçirdim, kaçarak tam bir aptallık yaptığımın farkındaydım. İçimde şu ana kadar biriktirdiğim tüm çığlıkları serbest bırakıp saçlarıma geçirdiğim ellerimi kanayana kadar yere vurmaya başladım. O esnada duyduğum havai fişek sesleriyle ağlamaktan görüşüm bulanıklaşsa da kafamı kaldırdım ve bu saatte uzakta bir yerlerde atılan havai fişekleri izlemeye başladım.
Annie ve Bertholdt ne çok severdi havai fişekleri, gözlerimin önüne Bertholdt'un da havai fişek gösterisi sevmesine rağmen onları izleyen Annie'yi izlemesi geldiğinde çenem daha çok titremeye başlamıştı.
İnsanların mutlu hayatlarını bozmaktan başka hiçbir işe yaramamıştım. Ne yaşamayı hak ediyordum, ne de ölüp Annie ile aynı yere gitmeyi hak ediyordum.
Havai fişekleri izlemeyi bırakıp başımı geriye çevirdim, kimse yoktu ve Historia uzaklarda bir yerlerde korkup kaçtığım için tek başına kalmıştı. Titreyen, üstü soyulup kanayan ellerime baktım ardından.
Ondan neden kaçtığımı çok iyi biliyordum.
Bir insan...
Bir insan birkaç saattir tanıdığı bir kıza aşık olabilir miydi?
Hayatımda hiç aşık olmamıştım, aşık olacağım kişinin de yolda bana bisikletle çarpan bir kız olacağını hiç düşünmemiştim. Şimdi ise ilk defa aşkı bulduğumu hissetmişken onun canını yakmamak için ondan kaçıp gitmiştim.
Geri zekâlının teki olduğumu düşünüyordunuz, değil mi?
Çünkü tam olarak öyleydim.
Kendi kararlarını doğru düzgün veremeyen, verdiğinde de aptalca davranan bir geri zekâlıydım.
"Unutma, Annie onu yalnız başına bıraktığın için kendi başına öldü."
Beynimde yine o ses yankılandı, hızla çarpmaya başlayan kalbimle ayağa kalkmaya çalıştım. Historia'yı yalnız başına bırakmıştım, üstelik tüm gece onunla beraber olacağıma söz vermişken...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
where is historia
Teen Fiction"Ben Historia Reiss, bu gece sokakta başıma herhangi bir şey gelirse Ymir yüzünden olmadığını kabul ediyor ve kendisini suçlamaması için elimden gelen her şeyi yapacağıma, bu gece onunla bu şehre güzel bir şekilde veda etmesine yardım edeceğine yemi...
