Hap kutusunu açtım.
İçindeki beyaz haplara bakıp yutkundum, kutunun içinde hapları elime döktüğümde zaten titreyen vücudum daha çok titremeye başladı.
Avucumun içinde duran bir sürü hapı ağzımın içine attım, masamın üzerinde duran şişeyi de elime aldığımda korkudan delirmek üzereydim.
Suyun kapağını açıp ağzımdaki hapları yutacaktım ki yeniden ablamın ölü bedeni geldi gözlerimin önüne. O bunları hak etmemişti, o ölmeyi değil sevdiği kızı öpmeyi hak etmişti.
Ben de sevdiğim kızı öpmeyi hak etmiştim...
Ağzımın içindeki bütün hapları çöp kutusuna boşalttım, su içip ağzımdaki iğrenç tadın gitmesini sağlarken nefes nefeseydim. Babama inat ölmeyecektim, ablamda elde ettiği başarıyı bende edemeyecekti.
Üstümdeki kıyafetleri çıkartıp rahat kıyafetler giyip çantama gerekli eşyaları sıkıştırdım ve odamın camını açtım. Atlasam ölmezdim o kesindi, korktuğum şey atladığım zaman bir yerimin burkulacak olmasıydı. Yine de her şeyi göze alarak sırtıma çantamı taktım ve içimden dualar ederek aşağıya atladım.
Hayat ilk defa bana güldü ve ayağımı burkmadan aşağıya iniş yapmayı başardım, babamlar evin arka tarafındaydılar bu yüzden beni duymaları imkansızdı. Bahçe kapısını açıp deli gibi koşmaya başlarken neredeyse mutluluktan ağlamak üzereydim, babam daha önce hiç evden kaçmadığım için böyle bir şey yapacağımı aklının ucundan bile geçirmemiş olmalıydı.
Bir süre koştum, ardından yorulunca dinlenmek adına dizlerimin üstüne çöktüğümde hemen yan tarafımda duran mağaza camına ilişti gözlerim. Berbat bir haldeydim, dudağım patlaktı ve gözlerimin içi kızarmıştı. Saçlarım da on gündür taramamışım gibi gözüküyordu.
Halimi umursamamaya çalışarak ayağa kalktım ve ne kadar yorulmuş olsam da koşmaya devam ettim. Ymir'in evi uzaktaydı, ne kadar hızlı koşarsam ona o kadar çabuk ulaşır ve gitmesini engellerdim.
Ne kadar koştuğumu bilmiyordum ama çok yorulmuştum, yorgunluktan sendelediğim sırada Ymir'in oturduğu evin sokağına sonunda girdim.
Ymir oradaydı, elinde bavulu arkasına dönüp yürüyordu.
"YMIR!"
Şaşkınlıkla arkasına döndü, beni gördüğü an gözleri ne hissettiğini anlayamadığım duyguyla aralandı. Çanta artık fazla ağır geldiği için çantayı sırtımdan çıkarıp fırlattım ve koşmaya devam edip kollarımı boynuna doladım.
Ve dudaklarımı o bir şey söyleyemeden onun dudakları ile buluşturdum.
Karnımda bir şeylerin kıpırdandığını hissediyordum, tüylerim diken diken olmuş ve gözlerim dolmuştu. Yıllardır odamda yatağımın altında tek başıma dizi izlerken birbirlerine duygusal bağ hisseden çiftin gerçekten neler hissettiğini merak ettiğim duyguya sonunda ulaşmıştım.
Öyle bir histi ki, dünyadan soyutlandığımı ve kurtulduğumu hissetmiştim.
Dudaklarımı onun dudaklarından ayırdığımda bana dolu gözlerle bakıyordu, ellerimi yanaklarının üzerine koyup konuşmaya başladım.
"Ne olduğu önemli değil, geçmişinde ne yaşadığını bilmiyorum ama onlar da önemli değil, cinsiyetin önemli değil, gitmen veya kalman da önemli değil. Önemli olan tek şey sensin ve ne yaparsan yap yanında olacağım. Gidersen yanında geleceğim, kalırsan yanında kalacağım. Beni istememen umurumda değil, senin yanında seninle olmak istiyorum."
Ymir "Historia... Bunu itiraf edeceğime inanamıyorum ama sana aşık oldum..." dediğinde istemsizce dudaklarımın kenarı kıvrıldı. Aşkı hissedebiliyordum, inanabiliyor musunuz?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
where is historia
Novela Juvenil"Ben Historia Reiss, bu gece sokakta başıma herhangi bir şey gelirse Ymir yüzünden olmadığını kabul ediyor ve kendisini suçlamaması için elimden gelen her şeyi yapacağıma, bu gece onunla bu şehre güzel bir şekilde veda etmesine yardım edeceğine yemi...
