2. bölüm: "İlk Adım"

25 2 0
                                    

🍊

Almila ve ben birbirimizi seviyorduk ve liseye başladıktan sonra da sevgili olmuştuk. Küçüklükten beri ayrılmamıştık.

Ailelerimiz hem dosttu hem de evlerimiz yan yanaydı. İstesekte ayrılamazdık. Aslında Almila çok inatçı ve dediğim dedik bir kişiliğe sahipti. Yani ayrılmak isteyen o olsaydı büyük ihtimalle ayrılmış olurduk. Ama o eminim ki beni kendinden bile çok seviyordu. Bende onu öyle seviyorum ama daha önce de şimdi de herkes sizden olmaz deyip kestirip atıyordu. Hatta ailelerimiz bizi hâlâ yakın arkadaş olarak biliyordu.

Hava kararmaya başlarken ben eve ulaşmıştım.
Yan taraftaki bebek mavisi eve baktım. Bizim sarı renkli evle yan yanaydı ve arka bahçeleri ortak gibi bir şeydi. Özellikle hafta sonları iki aile hep beraber olurdu.

Anahtarımı çantamdan alıp kapıyı açtım.

"Ben geldim." diye seslendim.

"Hoş geldin oğlum. Üzerini değiştir, ellerini yıkadı da bana yardım et."

Odama çıkıp üzerimi değiştirdim. Boyum olmasaydı beni çöp adam diye falan seslenirlerdi bana herhalde. Düşüncemle sinirim bozuldu ve ağzımdan küçük bir kahkaha çıktı.

"Aptalın tekisin oğlum sen. Çöp adamı bırak senden anca çöp olur."

Banyoya girip aynanın karşısında durdum. Ellerimi lavabonun kenarlarına koydum. Dikkatle kendime baktım. Kaşlarıma kadar uzanan dalgalı saçlarım ve şeffaf çerçeveli gözlüklerim vardı. Yakından bakmayan herkese göre açık kahve ama aslında ela gözlerim vardı. Almila'ya göre tüm erkekleri kıskandıracak bir burnum vardı. Ama bence sıradandı işte.

Elim gözlüğüme gitti, onu çıkarıp kenara koydum. Ellerimi sonra yüzümü yıkayıp kuruladım. Alnımdaki saçların uçları ıslanmıştı ama sorun etmedim. Gözlüğümü takıp odama geçtim. Tül perde arkasından onun penceresine baktım ve hemen gözlerimi kaçırdım. Yatağın üzerideki telefonumu alıp aşağı indim. Mutfağa geçip anneme sofrayı kurmasında yardım ettim. Babam da o ara gelmişti. Yemeği yerken her zamanki sohbetimizi de etmiştik.

Odama tekrar çıktığında telefonum çaldı. Ekranda 'Gürkan Abi' yazıyordu. Yanıt verdim.

"Efendim Abi?" dedim. Cevap gelmedi. Tekrar konuşayım derken Almila'nın sesi geldi.

"Abim mahallenin sahasına gidiyormuş da sende gelir misin diye soruyor." Demek ki İstanbul'dan dönmüştü.  Gürkan abi bilinen bir takımda futbol oynuyordu. Her boşluğunda buraya geliyordu. Gelince de onunla mahalle sahasında oynuyorduk tabiki.

"Gürkan Abi nerede?"

"Şey ayakkabılarını giyiyor. Telefon hopölerde şu an." Almila'yı umursamıyor gibi yaptım ama sesini duymak gülümsememe neden olmuştu.

"Geri dönme sevindim Gürkan abi. Yazın seni göremedik. En son yazın şu övüp bitiremediğin hareketi öğretiyordun. Ama yüzünü gören cennetlik oldu sayende."

Gürkan abi kahkaha attı. Bende keyiflenmiştim.

"N'apalım oğlum. Yazın bizi saldılar mı da geleyim. Maçtan maça koştuk. Bizim koç boş bıraksa yardımcısı anamızı ağlatıyordu. Şu an buradaysam elini aç şükret yani."

"Tamam abi anladım ben ne kadar buradasın." Masa sandalyesine oturdum.

"Önümüzdeki hafta sonu tekrar gidiyorum. Hazırlık maçlarımız var. Koçtan zor izin aldım. -Almila hadi sen geç içeri. Ben biraz geç gelirim. Kapıyı kitle güzelce dinlen. Annemler iş seyahati için şehir dışındalar.-"

Portakal ŞekeriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin