-Victoire –
Noel Balosuna günler kala, hala bir kavalye bulamamıştım ve Eva, bana birini ayarlamak için var gücüyle uğraşıyordu. Kendisi Hufflepuffdan bir çocukla gidecekti ve o çocuğu özellikle seçmişti. Çocuğun, kendi ortak salonlarında, Eva ile baloya gittiğini herkese duyurmasını istiyordu; böylece Ted ne kaybettiğini anlayabilirdi.
Ted'le aramızda konuşulanları Eva'ya anlatmamıştım. Ne söyleyeceğimi, kime inanacağımı bilmiyordum ki. Eva'nın anlattıkları, benim kafamdaki Ted profiline uyuyordu. Aslında, onu tanımadan önce olduğunu düşündüğüm kişiye uyuyordu demek daha doğru olur. Diğer yandan, Ted, bana olanları kendi açısından anlattığında; ona inanmamakta ve inadımı sürdürmekte çok zorlandım. O kadar samimi ve içtendi ve yanlış anlaşıldığı için o kadar kırgındı ki; ona inandığımı ve güvendiğimi söylemek geldi içimden. Yapamadım. Bir tarafta en yakın arkadaşımın anlattıkları vardı; diğer yanda ise, yalnızca birkaç aydır tanıdığım bir çocuğun söyledikleri.
Kalbim, bana Ted'e inanmamı söylüyordu. Eva'ya güveniyor olsam da, Ted'in –garip bir şekilde- asla bana yalan söylemeyeceğini düşünüyordum. Olayları bana anlatırkenki yüz ifadesi geliyordu aklıma; masum ve mağdur görünüyor, yanlış anlaşılmanın ve açıklayamamanın çaresizliği altında eziliyor gibiydi. İşte böyle düşününce, tamamen haklı olduğuna karar veriyordum. Sonra aklım, bana kalbimin hatalı olduğunu; olayları olmasını istediğim şekilde anlamaya çalıştığımı, ama aslında öyle olmadığını söylüyordu. O zaman inanmıyordum ona, yalan söylediğinden emin oluyordum.
Peki ya o muhteşem öpüşme? Bunu her ne kadar aklıma getirmemeye çalışsam da, beni öptüğü o ilk anda, sanki beni tamamlayan kişiyi bulduğumu hissetmiştim ve bu duygudan kurtulamıyordum. Bunu George ile defalarca yaşamıştım oysa ki. George ile birlikteyken, öpüşmek, ıslak bir histi sadece. Öpüşürken duyguların olmazdı. Sadece sevgililerin yaptığı bir eylemdi, bazen eğlenceli olabilirdi; ama çoğu zaman sıkıcıydı. Uzun sürmesinden hoşlanmazdım.
Ama Ted, her konuda olduğu gibi bu konuda da ezber bozandı. Acaba o da benimle öpüşürken böyle hissetmiş miydi? Onunla öpüşen tüm kızlara, böyle hissettirebiliyor muydu? Bu düşünce, içimde delice bir kıskançlığın yükselmesine neden oluyordu. Sanki o benimdi ve onu başkasıyla paylaşmak zorunda kalırsam delirecekmişim gibi hissediyordum. Çılgınca olduğunu biliyorum, ama öyleydi işte.
Baloya gelince; söylentilere göre George, en az benim kadar sarışın ve alımlı –muhtemelen benim kadar dikkat çekici olmayan- bir kızla baloya gidiyordu. Kızı çok kısa bir süre içinde ortamına almıştı ve herkese hayatının aşkı olduğunu söylüyordu. Haftalardır, beni gördükleri her anda, şov yapmaya, birbirlerine öpüp sarılmaya başlıyorlardı. Aslında, bunu daha çok George yapıyordu sanırım. Eva bana, benim olmadığım anlarda aslında çok sıkılıyormuş gibi göründüklerini söylemişti.
George'un bu ani ve ciddi görünümlü ilişkisinin bende ne gibi bir duygu yarattığını anlamak için insanlar bana sorular soruyor, onların olduğu her ortamda yüzüme bakıyor ve anlamaya çalışıyorlardı. Aslına bakarsanız, bence tek istedikleri iyi bir kız kavgası görmekti ve bunu bekliyorlardı. Ama ne George'u çıldırtmak umrumdaydı ne de yeni ilişkisi hakkında konuşmak. O kızın kim olduğunu, nasıl biri olduğunu zerre umursamıyordum. George'a karşı duygularım tamamen yok olmuştu.
Balodan birkaç gün önce, neredeyse 50. teklifimi falan aldım. Herkes George ile ayrıldığımızı biliyordu ve belli ki –özellikle son sınıflar- uzun süredir bekledikleri şanslarını denemek istiyorlardı. 49 kişiyi reddettikten sonra, 50.yi kabul ettim. Neden kabul ettim, ben de bilmiyorum. Birileriyle gitmem gerekiyordu işte, hepsi buydu. Onu kabul ettiğimde çocuk, saç tellerinden ellerine kadar kızardı. Başka bir cümle bile kuramadı. Gülümsedim ve onunla gideceğim için memnun olduğumu söyledim. Daha da kızardı. Dilini yutmuş gibiydi. Kabul etmeyeceğime inanıyordu herhalde. En sonunda, aramızda bir diyalog kurulamayacağını anladığımda, balo günü görüşeceğimizi söyleyerek yanından ayrıldım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tedoire -
Fanfic'Serinin enn merak ettiğim shiplerinden biri ve hakkında çok az hikaye var. tedoire fanlarının ateşini soğutacak bir hikaye yazıyorum:D Victoire, okulun şimdiye kadar gördüğü -muhtemelen- en güzel kız. Geçtiği her yerde gözler yalnızca onu görüyor...
