Savaş!!

51 1 2
                                    

Bölüm 3

Medya:Çok amaçlı savaş aleti.İtina ile kullanılır :)

Keyifli okumalar :)

Toplantımızı sorunsuz halletmiştik ama  patroncuğumun! Sağı solu belli olmazdı ki.Toplantı salonu boşalmış,bende son kez çevirdiğim metinlerle orijinallerini karşılaştırıyordum,bir hata olmamalıydı.Kontrollerimi bitirip,başımı kaşıya kaşıya odadan çıktım.Lobiye geldiğimde sekreterin olmamasına şaşırmıştım ama önemsemedim

“Hişşt azgın” diyen sese kafamı kaldırdığımda önümde beliren adamı görememiştim çünkü üstüme atılanla ani refleksle gözlerimi kapamıştım.Gözlerimi açtığımda Levent’in elinde bir kova vardı.Ben mi?Sırılsıklamdım.Kahretsin!!

“Delirdin mi ADAMMM!!!”diye bağırmamla sesim tüm şirkette yankı yapmıştı.Levent yüzünü buruşturup,kulaklarını tıkamıştı.Cevap beklediğimi anlayınca ellerini kulaklarından çekti ,eski haline büründü ve alaycı bakışlarını ok gibi gözlerime yolladı.Bir de üstüne göz kırptı

“Ödeştik” dediğinde ses etmedim.Evet mantıklıydı,ödeşmiştik

“Evet,sıra bana geçti”

“Bence burada bitirelim.Sonrasına karışmam yoksa”

“Korkan kim zampara”

“Anlaştık o zaman azgın” dedi ve durdu

“Bir dakika sen bana zampara mı dedin?”

“Bir dakika siz bana azgın mı dediniz?” dediğimde güldü ve yanıma geldi.Kahverengi gözlerini gözlerimden çekmiyordu,kirpikleri….Kız ASYAAAA!!!.Saçımda bir el hissetmemle sinirle düşünürken çektiğim gözlerimi tekrar Levent’in gözlerine diktim

“Faul şakaya gelmez patron” dedim ve ellerimle onu ittirdim.Yine…yine…yine gülerek bana bakıyordu

“Çok eğlencelisin” dediğinde güldüm.Görürsün sen eğlenceyi.Ay sen beni tanımıyorsun be adam,ben sana neler edeceğim dur.

Günün üçüncü toplantısını iple çekiyordum ve sonunda gelmişti kollarıma.Detaylı olmasa da çat pat Çince biliyordum ve soluğu Levent’in ofisinde almıştım.Levent “kıvırabilir misin?” dediğinde balıklama atlamıştım,şaşırsa da gülümseyen gözlerle kabul etmişti.Bir de aklınca bana laf atmıştı

“Azgın,yenilgiyi kabul ettin sanırım” Bense hiçç istifimi bozmadan yorgun gözlerle ona döndüm

“Levent Bey gerçekten sizle uğraşamayacak kadar yorgunum” dediğimde aslında şaşırdığım bir durum olmuştu.Levent ok gibi yerinden fırlayıp,yanıma ışık hızına kafa atacak bir hızda gelmişti

“İzin vereyim çık.Asya bak sağlık şakaya gelmez ben…” deyip durmuştu ama gözlerinde saf endişe vardı.Ennn içten duygularım “Kız Asya bak adam senin için ne kadar endişelendi etme eyleme be maviş” dese de benim mavi gömleğimi batırmıştı bu patron zamparası.Tamam kıyafet getirttirmiş olabilirdi ama bu hatalı olduğunu göz ardı edeceğim manasına gelemez değil mi anacım.Yok öyle hemen af,bizde cezalar müebbet.Belgeleri almış,işin maliyetini kontrol edecektim,Levent’in azıcık batışına sebep olacaktım çünkü…İşte öyle çok masraflı değildir herhalde…Yuhhhuhhh para mı lan o?Heee…Şimdi ne bok yiyeceğimi sevgili nöronlarıma danıştım ama aldığım yanıt arı vızıltısı kadar boştu.Ama bir filmde geçen bir sözü hatırladım “İnsanlar kendilerinde suç aramaktansa başkasına suç atmayı sever” bende şimdi tam da öyle yapacağım.Levent beni ısladı,Levent bana –ayy yine tepem attı- az-gın dedi.Yani başına ne gelecekse,hak etti…Tamam yüzbinler kaybedecek kadar hak etmemiş olabilir…Ay banane ayol,yemişim parasını.Kapım açıldığında belgeden başımı kaldırıp içeri dalan patroncuğuma baktım.Yine gözlerinde endişe saklıydı

AYYY BENİ SEVMEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin