Uzun bir araba yolculuğundan sonra nihayet iskeleye vardım. Bu konteynırlar çok önemli ve aşırı derecede çoklar. Her neyse... Ahh, (that's my man!) İşte tüm endamıyla karşımda duruyordu. Allah’ım, sen ne yaratmışsın; füze resmen—boy, pos, endam ve şekilli popo... Ehehheh, tamam yeter, bu kadar izlemek. Aslında ömrümün sonuna kadar izleyebilirim ama neyse, halletmem gereken çok iş var. Özellikle o iki salak nasıl bir tezgah yapmak istiyorlarsa, denetimleri bile söylemiyorlardı. Beren demese denetim olduğunu bilmeyecektim. Şaka şaka, ben her şeyi bilirim hehehe. Artık aşkımın yanına gitmeliyim. Arabayı park edip arabadan indim ve ona doğru yol aldım; sadece ona, bütün saflığımla, (I swear).
Adım adım yaklaşıyorum ona. "Tanrı seni nasıl özene bözene yaratmış evlat, içim gidiyor," diyorum. İnanmıyorlar. Adamlarımdan biri beni gördü, sanki beni beklemiyor gibiydi. Ee, biraz haklı da... Genelde denetim olduğunda Beren devreye girer, ben pek uğraşmam, sıkılıyorum. Ve benim yakışıklı olmayınca denetim uzamaz, iş çabuk biter diye de araya girmiyorum. Ama devrede benimki varsa didik didik her yeri arar tarar, ne varsa bulur. Ahh be, ben bu adama boşuna aşık olmadım! Adamımın bana uzun süre bakmasıyla yakışıklım bana döndü.
Ahh the man!I was lost in his eyes, looked at me and looked at me.
(Bu yazıdan sonra aklıma It's corn şarkısı geldi hfhfjjk)
Kaşları havalandı—ne kaşları havalandı! Beni beklemiyordu anlaşılan. Niye şaşırdı? Beni gördü diye tabi, neden olacak, aşık bana haa! Bu kadar bakışmak yeter. Adamıma döndüm ve anlatmaya başladı:
“Dilem Hanım, polis memurları denetim için gelmiş. Ben de Beren Hanımı aradım ama açmadı. Ben kendim hallederim diye düşündüm.” dedi.
“Mustafa Bey, Beren’e ulaşamazsanız ben varım. Beni aramanız lazımdı. Denetim benim için oldukça önemli, özellikle bu kadar büyük bir iş almışken. Siz yenisiniz, bilmiyor olmanız normal. Büyük işlerde mallar geldiğinde bizzat ben kontrol ediyorum. Ama şu an bunun bir önemi yok.” Hemen yakışıklımı es geçip diğer polis memuruna sorumu yönelttim. Biraz ulaşılmaz olmalıyız; “Armut piş, ağzıma düş” yok bebişlerim dimi? Erkekler bizi kolay lokma sanıyorlar ama biz de bok lokma olacağız onlara. Kısacası ulaşılmaz olacağız.
“Merhaba memur bey, bir sorun mu vardı?” dedim, masum masum. Adam tam konuşacakken Aral konuşmaya başladı.
“Dilem Hanım, ben Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele’den Aral Akhan. Memnun oldum.” dedi ve elini uzattı.
Allah kalbim, lenn napıcam ben? Ay, adım bir adamın ağzına bu kadar yakışamaz! Kalbim dum tek tek le halay çekiyor. Ahh, benim yakışıklım! Off yaaa, bu lavuk beni ne hale sokuyor yaa? Neyse, ciddi olma vakti.
“Memnun oldum Aral Bey. Eğer tanışma faslımız bittiyse, konu nedir? Çünkü bu konteynırlar 3 gün içinde yurt dışına çıkmalı.” dedim ciddiyetle. Hiç istifini bozmadan o da birden ciddileşti ve konuşmaya başladı. Lenn, senin ciddiyetini yerim.
“Dilem Hanım, bildiğiniz üzere kaçakçılık arttı. Biz de bunun üzerine deniz aşırı gelen konteynırların denetimini özellikle daha da arttırdık. Hatta tek tek bakmaya başladılar bile.” dedi, gözlerini benden ayırmayarak.
“Denetimi arttırmanız çok iyi ama benim konteynırlarımla ne ilgisi var? Ben koskoca kozmetik şirketinin sahibiyim. İzinlerim ve bir ton kontratlarım var. Bana haber verilmeden bu tarz bir kontrol hoş değil, ayrıca arama emrini görmek istiyorum.” dedim. Azcık üzerine gidiyorum ama ne yapabilirim, mecburum.
“Size haber vermesini adamınıza söyledim ama kendi halletmek istedi.” dedi.
Memurlardan birine işaret ederek izin belgesini istedi, adam da getirince bana gösterdi. Ehh be, bi bu eksikti dertsiz başıma. Hep dert, hep dert, offff... En azından tedbirliyim.
