Omnia Mutantur, Nihil İnterit

49 11 17
                                        


“Bu bir hikâye değil. Bu, kendini kaybetmiş birinin iç sesi; kırık dökük cümlelerle hayata tutunmaya çalışan bir kalbin güncesi.''

Yedi yaşındaydım.
Pembe elbisemi giymiş, elimdeki pamuk şekerle gülümsüyordum.
Annem, “Gülümse bakalım!” demişti.
O anı hep hatırlıyorum.
Çünkü o gülümsemeyi o günden sonra bir daha bulamadım.

Sevgi neydi peki? Ya sevilmek?
Yedi yaşındaki bir kız çocuğu bu duyguyu unutur mu? Ya da nasıl tarif eder, hatırlar mı?
Sevgi, sevdiğin birine sarılmak mıydı?
Ondan güzel sözler duymak mı?
Sadece gözlerle anlaşmak mıydı?
Yoksa küçük bir kıza pamuk şeker almak mıydı?
Bu da bir mutluluktur, değil mi?

Anılar insanı mutlu eder mi? Belki eder.
Aslında mutluyum… ya da mutluymuş gibi görünmenin arkasına saklanıyorum.
Ama içten içe bu mutluluk beni paramparça ediyor.
Nasıl bir insan bu duyguyu unutur?
Ben, uzun zamandır bu duyguyu hatırlamıyorum.
Mutlu gibi görünmek ne kadar zor.
Sanki bir yük gibi geliyor bana.
Mutluluğu özledim.

Peki ya özlem?
O neydi?
“Hatırlıyor musun?” deseler, ne diyecektim?
"Hatırlamıyorum." demeyi çok isterdim ama kalbimin söküldüğünü hissetmiştim.
Bu duyguyla sevdiklerin gözünün önünde yok olurken, bu acıyı anlatamazsın.
Unutmak en büyük lütuf gibi gelir.
Keşke biri kalbimi sökseydi de bu acıyı hiç yaşamasaydım.
Bu, her zaman hatırlayacağım ve unutmayacağım bir anı.
Bu acı, içine işleye işleye artık işlemiyor bile.
Sanki alışkanlık haline geldi artık.
Üzüntü, acı, keder...
Sanki bana dost oldu.
Mutlu olmamı istemiyor.

Mutluluk neydi ki?
Sanki bütün duygular boş geliyor.
Hissizleştim mi?
Bilmiyorum.
Sanki bir boşlukta yuvarlanıyorum.
Sanki hiçlikteyim.

Hiçlik…
Seni yalnızlığa sürükleyen mi?
Yoksa duygularının katili mi?
Sana yalnızlığı getiren mi?
Herkesi yalnızlığa iten mi bu hiçlik duygusu?
Yoksa yalnız olduğunun kanıtı mı?
Yalnız mısın?
Hiç sevildin mi?
Yoksa sevginin ne demek olduğunu bilmiyor musun?
Ya da hayat sana adil davranmadığı için mi böylesin?

Sevgi nedir, biliyor musun?
Sevgiye aç bir çocuk gibi, sıcak bir sarılış mı bekliyorsun?
Daha ne kadar bekleyeceksin? Sonsuza kadar mı?
Hayatın bir satranç oyunu olduğunu ve senin de içinde bir piyon olduğunu ne zaman anlayacaksın?
Şah mat olunca mı?

Ben şah mat olalı çok uzun zaman oldu bu hayata karşı.
Bekliyorum…
Çok uzun süredir bekliyorum.
Kaderimi değiştirmeyi bekliyorum.
Vezirimi saklıyorum, piyonu tuzağa çekiyorum.
Pusuda bekliyorum…
Onu avucumun içine almayı bekliyorum.
Bu oyunu kazanan kişi olacağım günü bekliyorum.

İnsan hayatta çok yara alır.
Bir kaybedişte devrilecek biri değilim, asla da olmadım.
Bu kaderi bozarak kendi kaderimi yazıyorum.
Kısaca: ''ŞAH MAT.''

Kader ağlarını örüyor:
Ya hayatta kalacaksın,
Ya da bu hayatı sen kurup yöneteceksin.

Ben, Dilem YILDIRIM…
Bu satranç masasını yakacak, oynayan ve oynatılan bütün piyonları kendime esir edeceğim.

Bu oyuna sadece birkaç parça anıyla başlıyorum.
Hayal meyal olsa bile beni gülümsetmeye yeten anılarla kendimde güç buldum, buluyorum ve bulmak zorundayım.
Mutlu ediyor…
Ama bir o kadar da burukluk bırakıyor içimde.
Özlemek çok ağır geliyor.

Şimdi de hayatıma devam etmemi sağlayan tek kişi için savaş halindeyim.
O olmasaydı ne olurdu diye düşünüyorum bazen.
Ama düşünmemek daha iyi.

Zamanla yaşanılan olaylar insanda yara izi olarak kalıyor.
Acı bir yara…
Acı, ne anlamlı bir kelime.
Seni üzen, yaralayan ne varsa sana hatırlatıyor.
Hem bir dost, hem de bir düşman gibi.

Savaşmanın ne olduğunu bilmezken, acıyla ne olduğunu öğreniyorsun.
Çabalıyorum.
Savaşıyorum.
Kazanıyorum ve kaybediyorum…
Ama güçlü kalmayı öğreniyorum.
Çabalamayı öğreniyorum.
Umudumu kaybetmemeyi…
Ve bir parça mutluluğu öğreniyorum.

Yalnız savaşmak yoruyor.
Ama ben şanslıydım.
Yanımda benimle savaşan birisine sahibim.
Onsuz hayat bana çok daha ağır gelirdi.
Biz birbirimizi tamamlayan iki elma gibiyiz.

Beren benim tek varlığım…
Can yoldaşım, kardeşim, sağ kolum ve merkez parçam.
Biz bir bütünüz.
Birbirimize yettik.
Ve tek bizdik.

Şimdi de hikayemiz başlıyor.

“Acıyı güce dönüştür.
- Bizim için tek kural bu.-

REDAMANCYHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin