"Birlikte planlayarak." Dedi.
Şimdi ise hayatı boyunca zorbalık görmüş lakin renkli doğmuş bir oğlanın, pislikler içinde yaşamış bir herife renkleri öğretme çabasına girişi.
Ne de uyumsuz bir ikiliydi bu böyle.
_____________________
Overhaul × Deku
...
Soğuk oda, karanlığa boğulmuş oda. Sadece makina sesleri ve sedye de yatan bitkin vücudu, ah Tanrım. Şu an bir ölüden farkı yoktu kendisinin.
İzuku durmadan makinaya bağlı olduğu bu süreçte Overhaul ile olan son tartışmasını düşünüyordu, neden Eri'nin kanında ısrarcıydı... Sanki İzuku'yu korumaya çalışıyordu. Düşünceleri vücudunun uyuşması ile yavaş yavaş yok oluyordu.
Daha fazla düşünmeden boşverdi ve kanını çekip alan makinaya baktı, sikik şey. Ne de acıtıyordu zaten parçalanmakta olan bu narin, solgun beyaz tenini.
Artık benimsemişti burayı, hayatının bir temeli yapmıştı. Her yeri dokunduğu gibi ayrı soğuk olan oda, pis sedye, iğrenç makina sesi. İzuku ölmek istedi. Zaten boğulur iken, su olmayan bu yerde boğulmak istedi.
Ağır adım sesleri duyuldu tekrardan, Overhaul geliyordu. İzuku onu adımlarından bile tanıyordu artık, üç ay tam tamına üç ay olmuştu... Lakin sanki yıllardır burdaymış gibi alıştı bu pis yere, bazen kendisine bunları yapan adamın bile iyi yönleri olduğunu düşünecek kadar çıldırmıştı.
Belki de sadece gerçekleri görmek yerine kafasında kurduğu tatlı yalanlara inanıyordu zavallı, hak etmiş miydi bunları? Sormadan edemedi kendisine.
O sırada Overhaul kapıyı araladı, onun gelmesiyle birlikte açılan loş ışık da bir hayli göz bozucu ve rahatsız ediciydi oğlan için.
İzuku gözlerini kapadı, uzun süredir karanlıktaydı.
"Bayılacak gibisin, süre doldu zaten. Dikil."
İzuku cevap veremedi, hâli de yoktu zaten. Dikleşmeye çalıştı lakin geriye doğru devrildi, ne zaman bu kadar güçsüz olmuştu. Ah, pardon... O hep çelimsiz ve güçsüzdü.
Gözleri doldu kendi düştüğü durumu fark edince, çaresizce yanaklarından akan sıcaklığı hissedişini tattı dudaklarında.
"Cidden..."
Overhaul çilli oğlanın yanına yaklaşarak kolunda ki iğneleri hızla çektiğinde, oğlan odaya acı dolu bir inleme bıraktı.
Overhaul oğlana sarıldı ve sırtını sıvazlayarak onu yavaşça dikleştirdi.
"Shh... Shh... İyisin, iyi olacaksın."
"İ-iyi-hıck! Olmayacağım.! Ölüyorum ben!"
Overhaul kaşlarını çattı, öyleyse neden hâlâ küçük kızı teslim etmiyordu? O teslim etsin diye bizzat ondan birkaç gündür fazla kan alıyordu ama nafile.
İzuku canından değerli gördüğü Eri'yi ölse bile teslim etmezdi, bugün nihayetinde fark etmişti Overhaul onun teslim etmeyeceğini.
Overhaul ses etmedi, sessizce çocuğa sarılmaya devam etti. Bir süre odada çocuğa sarılarak, çocuğun gözyaşı dolu haykırışlarını dinledi...
__________________________
Öğlen saatleri, güneş güzelce parlaya dururken, İzuku zorla izin alarak çıktığı bahçede Eri ile birlikte su savaşı yapıyordu.
Önceki odadaki tatsızlıktan bir anda bu duruma geçişleri gerçekten inanılmazdı, İzuku tüm çabası ile küçük kızın yanında değişip onu mutlu etmeye çalışıyordu.
Overhaul ise bunca acı içinde İzuku'nun küçük kızla attığı gülüşleri anlamıyordu, nasıl hâlâ gülebiliyordu?
"Ahah! Al bakalım Eriii-Chann!"
İzuku Eri'nin üstüne su tutup onu devirdikten sonra, tüm gücüyle kızı kollarından kaldırarak dönmeye başladı.
Küçük kız kahkahalarla, kıkırdayarak şikayet etti İzuku'dan.
"A-ama hile yapıyorsun İzu-chan! Haha!"
İzuku küçük kızın kendisine gülümsemesi üzerine ona karşılık vererek içten büyükçe gülümsedi. Eri'ye gülmeyi öğrettiği için çok memnundu.
Eri'yi yere indirip onun ıslak beyaz saçlarını okşadıktan sonra tekrardan güldü, yüzüne yapışmıştı sanki gülümseme. Şu an o kadar mutluydu ki bugün aldırdığı kanı unutup gitmişti, tek isteği şu an yorgunluktan bayılmamaktı.
Hızlıca Eri'ye çaktırmadan kaçmak zorundaydı, Overhaul'a dönerek göz kırptı.
Overhaul fark etti, sanırsam artık yeni anlaşma şekilleri olmuştu bu.
"Eri, İzuku'yu almak zorundayım."
Eri somurttu, yine de korkuyordu Overhaul'dan. Ses etmedi ve üzgün sesiyle konuştu.
"Ona zarar ve-vermeyeceksin değil mi..?"
Overhaul kıza yaklaşarak onun saçlarını karıştırdı, yaptığı tek şey İzuku'yu taklit etmekti şu an.
"Hayır vermeyeceğim."
Eri gülümsedi.
"Onu odasına götür, İzuku sen benle gel."
Overhaul'un adamı Eri'yi aldığında, İzuku gitmeden son bir defa tebessüm etti kıza, Eri de ona.
"Onu iyice kurut, kawai-chan!"
İzuku Overhaul'un adamlarına takma ad takmıştı, her birine hemde... Deli çocuk.
Bir süre sonra önceki kahkahalardan eser kalmamış, rüzgarın sesi etrafı esir almışken İzuku yere düştü.
"Tanrım... Çok yoruldum!"
Overhaul sandalyesine geri oturdu.
"Biliyorsun, hem kan verip hem de bir çocukla ilgilenmek büyük iş. Dayanabilmene şaşıyorum daha doğrusu."
"Sen de uyuşturucu yapma o zaman."
"Yapmam lazım."
İzuku güldü.
"Öldürsene beni, o zaman iki litre kanın olur anında."
Overhaul aniden duyduğu şey ile duraksadı, hiç beklemiyordu.
Ve neden bilmezdi ama oğlanın bu cümlesinin neden bu kadar dehşet bir şekilde göğsünü acıttığını...
Bahçede oluşan sessizliği, hoşça esen rüzgarın sesi bozmaya devam etti.
_______________
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Ben ölmüşüm lan, yorum feln da yok her zaman ki gibi ="D neyse yazm...