Kebeleklerim, kuzuşlarımmm<333 Merak etmeyin angst değil sonu heheeee;) Nasıl da şaşırttım vminle. Biraz duygulanirsiniz maximum. Onun haricinde taekook fiction bu bunu unutmayın. Medyadaki şarkıyı da parantez içinde uyarı yaptığım yerde kapatıp bahsettiğim şarkıyı açsanız daha iyi olur. Lütfen yorum ve oy atmayı unutmayın. Kurban olurum sizeeee<3
Gerçekten belki tanrının seçtiği bir insan olabilirdi. Hem bu kadar yakışıklı, hem sesi güzel hem de bir şeytan tüyü vardı onda...'
Jimin's pov:
Ona karşı sadece ben mi böyle hissediyordum emin değildim. Onu sabah uyurken izlediğimde bile bir yandan yapmamam gerekse bile onu hemen uyandırmamıştım. Sapık gibi bile hissetmiştim.
Uzun zaman Kanada'da yaşadıktan sonra artık ülkeme dönmeye karar vermiştim. Ve gördüğüm en güzel Koreli erkek olabilirdi kendisi. Kanada da güzel insanlar vardı elbet. Hem de ne güzel insanlar vardı. Ama Taehyung sanki parlıyordu.
Gece gündüze dönerken sanki gökyüzüne güneş değil de o çıkmalıydı. Açıkçası onunla da eğlenceli bir vakit geçiriyorduk. Birlikte verdiğimiz küçük konserden sonra yemeği yemek için küçük masaya karşılıklı oturmuştuk. Ama sanki masada bir şey eksikti. Gördüğüm küçük bir pet şişeyi elime aldım ve "Bir dakikaya geliyorum" dedim soran gözlerle bakan yüzüne.
Eminim ne yaptığımı deli gibi merak ediyordu. Evden çıktım. Yandaki evimin bahçesinden aldığım en sevdiğim çiçeklerden birini şişeye koyup eve geldiğimde masaya ortamıza yerleştirdim. "İşte şimdi oldu" dedim. Ama beklediğim gibi gülümsemiyor, aksine gözleri dolu dolu çiçeğe bakıyordu.
Tae's pov:
Masanın üstüne koyduğu Lavantayla gerçekten bir an öleceğim sandım. Her kokladığımda gözümün önüne gelen görüntüler daha da kesinleşiyordu.
Hayır özlemiyordum onu. Sadece alışmıştım varlığına. Öyle olmalıydı. Artık başka bir hayatım vardı başka bir insan vardı karşımda, istesem de dönmeyecektim ona. Birden gözlerimin dolmaya başladığını fark etmemle birlikte Jimine bakmaya karar verdim.
Ama o çoktan büyük bir hayal kırıklığıyla bana bakıyordu. Baktığımı farkedince gülümsemeye çalıştı. "Bir sorun yok ya? Lavantaları sevmiyorsan başka bir çiçek koyabilirim" Elini pet şişeyi tutmak için uzattı.
Elini tuttum, "Gerek yok, sadece biraz kafam karışık ve lavanta kokusu da biraz etkiliyor beni." İkna olmadığına emindim ama öyleymiş gibi kafasını salladı. "Hey sorun değil, hem bana öyle gelmedi. Unutamadığın birisi mi var? Bana söyleyebilirsin elimden geleni yaparım." Bunları derken ellerimi tuttuğunu fark etmemiştim.
Kafamı salladım. Demek ki o kadar belli oluyordu. Anlatmam gerekecekti yani.2 gün sonra
Jk's pov:
Güçlü kalmalıydım evet. Her ne kadar acı çekiyor olsam da ben bir kraldım. Sevdiğim adam benden uzakta bir evde kalmayı istiyordu. Evet adresine kadar hepsi elimdeydi.Düzenli olarak çevreyi gözlemleyen adamlarım ertesi gün onun orada olmadığını söylediler. İzini de kaybettirmek istediyse demek ki o kadar bile değerim yokmuş dedim. Evet hata yapmış olabilirdim. Herkes hatalar yapardı. Aşkından geceleri ağlıyor olabilirdim, dualar ediyor olabilirdim. Herkes aşık olurdu. Belki de olmazdı.
Çünkü o bana olmamıştı.
Aşkta gurur yoktur ki. İki kişi birbirini sever ve her şeyi alttan alır. Yapılan hiçbir kötülük bilerek yapılmamıştır ki. Sarılıp ağlamak varken kaçıp gitmek nedendir?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Cariye
FanfictionJeon krallığının yeni kralı çok acımasızdı ama kıyamadığı tek bir şey vardı... smut içerir femtae