Gökyüzü kan kırmızısına dönmüştü.
Sanki yukarıda bir şey ölmüş... ve ardında sadece kanını bırakmıştı.
Ama asıl mesele gökyüzü değildi.
Asıl mesele... aşağıdakilerdi.
Kalbi yorulmuş insanlar.
Ağlayanlar.
Kaybedenler.
Onları susturmak kolaydır.
Bir s...
"Hoş bulduk. Yiyecek bir şeyler getirdim." dedi içeri geçerek.
Ben koltuğa yayılırken hafif bir tebessümle teşekkür ettim.
"Karhan?"
"Efendim?"
"Bu... ilk paranormal olay mı? Yani polis tarihinde?"
"Hayır."
Kaşlarını çattı. "O zaman neden herkes bu kadar korkuyor bu olaydan?"
Bu sorunun cevabını ben de bilmiyordum.
"Bilmem."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Başka ne yaşandı?" diye sordu tekrar.
"Nasıl yani?"
"İlk değil dedin ya..."
"Ha." dedim başımı hafifçe sallayarak. "Yanlış bilmiyorsam polis kayıtlarına geçen ilk paranormal olaylardan biri, Estefanía Gutiérrez Lázaro vakası."
"O kim?"
Derin bir nefes aldım, anlatmaya başladım.
"Madrid'de yaşayan genç bir kız. Ailesiyle birlikte Vallecas'ta bir apartman dairesinde yaşıyor. Paranormal olaylara merak salıyor. Bir gün okulda arkadaşlarıyla Ouija tahtasıyla ruh çağırmaya çalışıyorlar. Öğretmenleri yakalayıp tahtayı parçalıyor ama iş işten geçmiş oluyor."
Ersin sessizce dinliyordu.
"O günden sonra kızda garip şeyler başlıyor. Uykusuzluk, halüsinasyonlar, nöbetler... Geceleri yüzü olmayan varlıklar gördüğünü söylüyor. Onu çağırdıklarını..."
"Saçmalık gibi..." diye mırıldandı.
"Öyle düşünmüşler zaten." dedim. "Ailesi doktora götürüyor, hastanelere götürüyor... ama hiçbir şey bulunamıyor. Sonra bir gün kız kardeşine saldırıyor. Ağzından köpükler çıkararak."
Ersin'in yüzü gerildi.
"Ertesi gün komaya giriyor... ve ölüyor. Ölüm nedeni: açıklanamayan."
Odanın içinde kısa bir sessizlik oluştu.
"Garip olan ölümünden sonra başlıyor." dedim.
Ersin başını kaldırdı.
"Ailesi evde sesler duymaya başlıyor. Çığlıklar, kahkahalar... Kendi kendine hareket eden eşyalar. Kapılar açılıp kapanıyor. Bir gün duvardaki fotoğrafı yanıyor... ama sadece yüzü."
"Yok artık..." dedi kısık sesle.
"Polis çağrılıyor. Gelen ekip bile rapora açıklayamadıkları şeyler yazıyor. Kilitli dolap kapıları kendi kendine açılıyor. Duvardaki haç düşüyor... ve sanki pençeyle çizilmiş gibi izler bırakıyor."
Ersin yutkundu.
"Sonra ne oluyor?" dedi.
"Aile evi satıp taşınıyor. Ve olaylar... bitiyor."
Kısa bir sessizlik daha oldu.
"Ben olsam korkudan ölürdüm." dedi omuz silkerek. "Ailesi iyi dayanmış."
"Öyle." dedim sadece.
Gözlerim yavaşça masaya kaydı. Getirdiği yiyecekler hâlâ oradaydı.
Ben o kadar saf değildim.
Hiç tanımadığım birinin getirdiği hiçbir şeye güvenmezdim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Yanan resim
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.