8.0

336 29 5
                                        

17.09.2022
(12:26)

Kamp alanına geldiğimizde, Kıvanç sweatinin şapkasını takmış ve iplerini çekerek sadece yüzünün açıkta kalmasına izin vermişti. Paçaları lastikli bir eşofman ve bilekli spor ayakkabılarıyla sanki alttan gelebilecek saldırılara da kendini önden hazırlamış gibi görünüyordu.

Sevgilim diye gülmek istemiyordum ama sweatin kapüşonunu o şekilde bağlaması benim için son nokta olmuştu. Kıkır kıkır kendi halimde gülerken Serpil bana yaklaştı ve "Cidden bu ortamdan rahatsız oluyorsa, çocuğu neden peşinden sürükledin?" diye sordu.

"Yani başta gelmek istemedi..." dedim, ardından Serpil Kiiro'nun kafesini ortadaki masanın üstüne bıraktı ve salyalarını kızımın üstüne akıtmaya dünden hazır olan Pars'a, "Pet kutusundan çıkarma, burada kaybolabilir," dedi. Ancak ona güvenmediği için kafesin başından da ayrılmadı.

Bir ara Pars'ı pataklamam lazımdı, gözlerinde kızımı kaçırmaya niyetli hain bakışlar görüyordum.

Ilgaz, Pars'ı iteklerken, "Merak etme," dedi ve Mırmır'ın kafesini Kiiro'nun kafesinin yanına bıraktı. "Ben ikisini de gözetirim."

Sonra Serpil'le konuştuğumuz konuyu unutarak, "Sen neden Hüso'yu getirmedin?" diye sordum.

"Kutusuna sığmadı hayvan. Adına alışmasa Garfield diyeceğim öyle büyüdü."

İstemsizce kahkaha attım, "Az yedirsene..." dedim.

"Sürekli yemek istiyor, yemek bulamayınca üstüme atlıyor. Üstüme atladığında ben ölüyorum zaten. Geceleri bazen yüzüme oturduğunda nefessiz kalıyorum, sonra halime acıyor herhalde ölmeyeyim diye bir süre sonra yüzümden kalkıyor."

Gülerek başımı iki yana salladım ve "Kiiro, Hüso gibi olursa hayal edemiyorum..." dedim.

"Olmaz bence, mizacı sakin bir kediye benziyor."

"Sakinliğe ihtiyacımız var diye karşıma çıkmış olabilir mi?" dediğimde, Serpil kenardaki taşın üstüne çıktı ve kolunu omuzuma atarak, "Kardeşim sakinlik arıyorsan bana niye gelmiyorsun?" diye sordu.

"Ne sakin insansın ya!" diye söylendiğim sırada, Alp, "Hollaa!" diye bağırdı. "Dağhan gel lan buraya şu çadırı kuralım."

"Bu niye holla diye bağırmaya başladı?"

"Erasmusla gelen Latin kızı tavlamaya çalışıyordu, diline de Hola demek yapışmış..." derken Serpil kıskıs gülüyordu. "Ama şansına küssün o kız kesin lez. Hissediyorum, radarım şaşmaz."

"Hadi ya?" diyerek, derin bir nefes aldım. "Cidden radarın hiç yanılmaz mı?"

"Yanılmaz. Mesela, Kıvanç'ın bir kız arkadaşı var ya, Kıvanç'ın paylaştığı fotoğrafın altında benim yorumuma yanıt veren..."

Gözlerimi kısarak yorumları anımsamaya çalıştım ve "İdil?" diye sordum.

"Heh o, isim hafızası olmayınca unutuyorum tabii..." dedi ve tekrardan güldü. "...fotoğraflarına falan baktım minnoş bir kız, tanışmak istedim de başı bağlıymış. Radarı yanılmayan ablan, ne öğrendi bil bakalım?"

"Umay'la sevgili olduğunu mu?" diye sordum. "Bu kadar uğraşmadan bana sorsaydın söylerdim ben sana..."

"Evet ama olsun, LGBT çevrem genişledi."

"Hiç sorma ya benim de..." dediğimde, Serpil kaşlarını çatarak bana baktı ve "Alemin içine girince ortam gülü mü oldun hemen?" diye sordu.

"Ya Serpil..." derken kahkahayı bastığımda, Alp sinir krizi geçirir gibi tekrar bağırdı. "Ulan dağ ayısı!"

Falcı | #texting ✅Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin