19.09.2022
(17:44)
Kıvanç'ın adresini verdiği restorandan içeriye girdiğimde, etrafa bakınırken biraz şaşkındım. Beklediğimden lüks bir mekandı, bir kere boğaza sıfırdı burası! Şaşkınlığımı belli etmemek için yüzümdeki ifadeyi koruyordum ancak hiç de buraya ait giyinmemiştim ki.
Serseri gibiydim! Kıvanç bana düzgün giyinmem gerektiği söylemiş olsaydı... Duraksadım. Söylemişti... Tabii ben dedemle buluşacağım için hiç umursamadan sweat ve kotu çekmiştim üstüme. İç çekerek kapıda bekleyen resepsiyona gülümsedim ve "Merhaba, rezervasyonum vardı," dedim.
"Merhaba, buyurun yardımcı olayım. İsim neydi?"
"Dağhan."
"Dağhan bey, rezervasyon sizin adınıza mıydı isminizi listede göremiyorum."
"Kıvanç olarak bakabilir misiniz?" dediğimde, garson hemen gülümseyerek, içerideki bir masaya işaret ettiğinde dedemin masada gergince oturduğunu gördüm. O da ne giyindiğine pek dikkat etmemişti ve etrafındaki insanlara bakarken iç çekiyordu. İster istemez güldüm. Gülüşümde, buraya gelmeden önce psikologa gitmemin de etkisi vardı.
Masaya doğru yaklaştığım sırada dedem, beni fark ederek önce kaşlarını çattı sonra halimi görünce yüzünde adeta vatan gülüşü belirdi. Derin bir nefes alarak masaya yerleştiğimde, bana baktı ve iç çekerek, "Gülümsüyorsun," dedi. "Dümdüz bakmandan çok korkmuştum."
"Neden?"
"O düz bakışların... Annenin kendini kaybettiği bakışlara benziyordu. Bana öyle baktığında ne yapacağımı şaşırıyordum, kızımdı sonuçta... Onun için her şeyi yapardım ama..."
Omuz silktim. Boğazımda acı bir tat vardı. "Ama kızın, benim babamı öldürdü..." diye fısıldadım. Psikoloğum inkârın beni bir sonuca götürmeyeceğini söylemişti. Benim tuhaf bir şekilde her şeyi kabullenmem ve bu işi mizaha vurabiliyor olmam bu acıyı aşabilmem için bir daldı ona göre. Bu yüzden onu dinleyecektim. Savunma mekanizmamı bu şekilde inşa edecektim.
En azından Kıvanç için kendimi aşmam gerektiğini biliyordum.
Annem gibi korkunç bir insan olmak istemiyordum. Takıntılarımın esiri olmak, kendi kendime delirmek istemiyordum.
Dedem iç çekerek, "Evine dönmeyecek misin?" diye sordu.
"O ev bana çok büyük geliyor, şu an Kıvanç'la yaşamaktan mutluyum," karşılığını verdim. "Ama sizinle görüşmeye devam edeceğim. Şokun ilk tepkisi olarak doğru düşünemedim, bazı şeyleri de kendime yediremedim hele beni kandırmanızı, yalan söylemenizi... Bunları hiç ama hiç sevmedim ve bu kalp kırıklığını ömrünüz boyunca geçiremeyeceksiniz ama ben de ömrüm boyunca size olan borcumu unutamayacağım..." derken, tek nefeste çok fazla şey söylemiştim.
Kelimeler, duygular... Dudaklarımdan birer birer akın etmişti masaya.
Dedem iç çekerek gülümsedi. Çok fazla iç çekiyordu.
"Ne borcu oğlum..." derken, gülümseyişi hüzünle parıldadı.
"Bana, annemin benden almaya çalıştığı hayatı elinizden geldiğince güzelliklerle doldurarak verdiniz. Ben bunu unutmam, unutamam da..." Derin bir nefes aldım. "Teşekkür ederim, her şeye rağmen beni büyüttüğünüz, iyi bir adam olmamı sağladığınız için."
"Böyle vedalaşır gibi olmuyor ama..." derken dedemin gözleri doldu.
Başımı iki yana salladım ve "Vedalaşmıyorum," diyerek öne uzandım ve elini tuttum. "Yeni bir başlangıç yapıyorum. Güzel bir başlangıç," diyerek gülümsedim.
Dedem de gülümsediğinde, içimde bir şeylerin soğumaya başladığını hissettim.
Bu serinliğin ardında Kıvanç'ın varlığını da hissediyordum. Yüzümdeki gülümseme daha da büyürken, "Yemek söyleyelim mi?" diye sordum dedeme.
"Ya buradan kalkıp şöyle kahvehaneye falan gitsek Kıvanç oğluma ayıp mı ederiz? Ben böyle bir yer ayarlayacağını bilemedim... Giydim kareli gömlek, çirkin bir pantolon tös tös geldim buraya... Bir de ne göreyim herkes maşallah şıkır şıkır gelmiş..."
"Ayıp olur, kalkmayalım. En azından bir yemek yiyelim. Böyle bir yeri ayarlamasında bile vardır bir düşünce..." diyerek istemsizce güldüm. "Açıkçası bana da şık giyin demişti ama ne bileyim... Tribe girip ergen gibi giyindim ben."
"Dedesi kılıklı seni..."
Omuz silkerek, elimi kaldırdım ve bize yaklaşan garsona, "Menü alabilir miyiz?" diye sordum.
"Hemen getiriyorum beyefendi..." diyerek geri çekildiğinde, dedem, "Zengin mekanların garsonları bile darlayıcı olmuyor. Oturduk buraya, yarım saattir konuşuyoruz menü bile getirmediler..." dedi.
Bu hikayenin üstünden çok fazla zaman geçtiğini yeni bölüm yazarken fark ettim. 2022 yılının Eylül ayından bu yana bu hikâyeyi bitirememek de... Her halde wattpad kariyerimin en uzun soluklu kitabı haline geldi. Neyse ki gelecek bölüm final...
Aslında eskiden yazmayı planladığım şeyleri hatırlayabilseydim finale daha vardı ama hatırlayamadığım için kimseyi de bekletmek istemedim açıkçası.
O yüzden, gelecek bölüm final :')
Sizi seviyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Falcı | #texting ✅
Aktuelle Literatur"İnsanları kandırıp paralarını almaya utanmıyor musun?" 09.08.2022
