21.09.2022
(21:15)
Dağhan: Bebeğim, eve geliyorum. İstediğin bir şey var mı?
Kıvanç: Seni?
Dağhan: Eh, ben zaten yoldayım.
Kıvanç: Biliyorum ama ekstra istiyorum desem.
Dağhan: Ekstra yolda olamıyorum ama olabildiğince hızlı gelmeye çalışacağımın sözünü verebilirim.
Kıvanç: Ve tamamen dikkatli. Yollara bakmadan atlama sakın!
Dağhan: Saçmalama Kıvanç öyle bir şey yapmam.
Kıvanç: Biliyorum. Yine de uyarmak istedim. Ben söyleyince daha bir yapmıyorsun. Hoşuma gidiyor.
Dağhan: Bundan zevk alıyorsun, biliyorum ya!
Kıvanç: Bildiğini biliyorum...
Kıvanç: Bu arada yemek yedin mi?
Dağhan: Hayır, açım!
Kıvanç: Kaynanan seviyormuş o zaman. Gerçi annem homofibik ama bilmiyorum hangi kaynana seni seviyorsa...
Dağhan: Kesin Zehra'nın annesidir. Bayılıyordu o kadın bana.
Dağhan: Ne zaman Zehralara gitsem baklaavalar börekler diziyordu önüme.
Kıvanç: Anma şu kızı ya... İki dakikalık keyfim kaçtı.
Dağhan: Merak etme yanına geldiğimde iki yüz bin dakikalık keyif vereceğim sana.
Kıvanç: Ver bakalım.
Adımlarımı daha da hızlandırarak dikkatli bir şekilde karşıdan karşıya geçtim ve Kadıköy'ün ara sokaklarında keşfettiğim kısa yol sayesinde doğruca Kıvanç'ın, gerçi artık oraya sadece onun eviymiş gibi bahsetmemi istemiyordu. Kıvanç'ın değil bizim evimiz demeliymişim.
Diyebilirdim elbette.
Benim için ev zaten Kıvanç'tı. Onun olduğu her yer benim evimdi.
Bunu biliyordum, hatta bilmekten ve kabullenmekten daha başka bir şeydi. Hissediyordum. Onun yanına vardığımda, kollarının arasına girdiğimde ve kokusunu aldığımda dünya eskisinden daha parlak, daha hoş sesleri olan bir yer haline geliyordu.
Kendi kendime gülümseyerek, onunla ilk karşılaştığım yerin önünde öylece kaldım. Evde olduğunu biliyordum ama sanki bir anda karşıma çıkabilirmiş gibi onun her zaman oturup fal baktığı masaya göz attım. İnsanlar o burada değilken bile onun hakkında konuşuyorlardı.
Yüzümdeki gülümseme saçma sapan bir sırıtışa dönüşürken, iç çekerek apartman kapısına yöneldim.
Hayatımın öyle bir yerinde beni kendi yoluna dahil etmişti ki, kaybolmaya hazır olduğum o yolda bana yol gösteren en parlak yıldız haline gelmişti. O olmasaydı, yaşadığım ve başıma gelen bunca şey arasında; dünyam nasıl bir yer olurdu acaba?
Eski sevgilim onun yüzünden benden ayrılmasaydı, hâlâ onunla mı olurdum? Bu düşünce suratımı buruşturarak başımı iki yana sallamama sebep oldu. Vaktinde onu sevmiştim, ancak sevmeye değer birisi değildi. Hiç tanımadığı bir falcının lafıyla benle ayrılmıştı ve belki de bu, başıma gelen en güzel şey olmuştu.
Kıvanç'sız hayatımın nasıl olacağını düşünmeye çalışırken bile bütün hayallerimi ele geçiriyordu.
Kapıyı anahtarla açmak yerine zile bastığımda içerden Kıvanç'ın sesi yükseldi.
"Kim o?"
"Benim..." diyerek kapıya yaklaştığımda, birkaç saniye içinde Kıvanç kapıyı açarak bana kocaman bir ifadeyle gülümsedi.
"Hoş geldin!"
Kollarındaki Kiiro da yüksek perdeden miyavlayarak beni selamladığında, aynı heyecanlı solukların arasında karşılık verdim. "Hoş buldum."
Ardından ilk önce Kıvanç'a uzandım ve onu dudaklarından nazikçe öperek, geri çekildim. Parmaklarım Kiiro'nun kulaklarının arasında gezindiğinde küçük kızım da keyifle mırlandı.
Kapının kenarında ayakkabılarımı çıkartırken, Kıvanç, "Bugün acayip bir yoğunluk vardı, ekinokstan dolayı sanırım herkesin fal baktırası gelmiş..." diyerek konuşmaya başladı. "Bu arada Lale hanımla konuştum, bir akşam yemeğine bekliyor bizi. Tabii, Zehra'nın annesi gibi ziyafetler seremeyiz önüne ama..."
Elimi Kıvanç'ın omuzuna koyarak Kiiro'yu kollarının arasından alıp yere bıraktım ve onu nazikçe duvara yaslayarak tam karşısına geçtim. Sekoya sevgilim benim ona bakmak istediğim şekilde bana tepeden bakarken, iç çekerek ellerimi boynuna yerleştirdim ve yüzünü kendime yakınlaştırırken az önceki öpücüğün aksine daha hoyratça bir öpücükle dudaklarına kavuştum.
Cıvıl cıvıl konuşmayı seven sevgilimin canını bir isimle sıktığım için bu, benim ondan özür dileme şeklimdi ve zaten Kıvanç'ta bunu bekliyormuş gibi kollarını belime sardığında ona mümkünmüşçesine daha da yaklaştım. Vücutlarımız bir bütün olurken, kısa bir nefes almak için dudaklarından ayrıldım ve tekrar yaklaşırken, "Olmayı hayal ettiğim tek yersin, Falcı..." diye fısıldadım. Narin dudaklarını nazikçe öperek bir kez daha geri çekildim.
"Senin uzattığın bir bardak su bile ziyafettir benim için. Kendine bunu yapma, beni kıskanmanı eğlenceli buluyorum ama sen... Benim için ne anlama geldiğini bilmiyorsan, o zaman mahvolurum."
Kıvanç başını yana eğerek bana baktı ve dudakları hafifçe kıvrılırken, "Belki duymak istiyorum," dedi.
"Her şeyimsin," dedim, tek nefeste ve dudaklarına uzandım. Başını geri çekerek, "Daha içten söyle," dedi.
İstemsizce güldüm ve gözlerimi kısarak gözlerine baktım. "Sen benim evimsin Kıvanç." Sesimin titrediğini hissettim. Bir keresinde babamın, anneme bunu söylediğini anımsıyordum. Bütün bedenim ürperirken, alnımı Kıvanç'ın omuzuna yasladım ve iç çekerek, "Hem de öyle bir evsin ki, kollarının arasında olmak beni her şeyden koruyabilirmiş gibi hissediyorum..." dedim. Ardından başımı kaldırıp, çenemi omuzuna koydum ve ona baktım. Bana kısılmış gözlerle bakıyordu.
"Sen de böyle hissediyor musun?"
"Seni ilk gördüğüm andan beri..." karşılığını verdiğinde, kaşlarımı kaldırdım. "Ne demek istiyorsun?" diye sordum. O beni, ben onu fark etmeden önce görmüştü ancak sadece dikkatini çektiğimi söylemişti.
"Cinciklerim söylemişti," dedi ve hafifçe güldü. "Kapının önüne atıldıktan sonra ilk defa nefes aldığımı hissettim. Göğsümden öyle bir yükü kaldırdın ki... Kaslı kollarını bu sayede fark ettim..." diyerek daha da güldü. Ardından başını hafifçe iki yana salladı ve "Öyle oldu," dedi. "Seni ilk gördüğümde, içimden bir ses bir daha karşılaşacağımızı söylüyordu," dedi. "Tekrar ve tekrar karşılaşacağımızı... Öyle de oldu."
"Cinciklerin iyi çalışıyor," diyerek güldüğümde, Kıvanç da güldü.
"Bana getirdiği en güzel şey sensin."
"Asıl sen..." diye mırıldandım ve dudaklarına uzandım. Bu sefer geri çekilmedi. Aksine dudaklarını bana sundu ve içimi titreten bir öpüşmenin ilk adımını attı.
Final :)
Bu da böyle bir final olsun be :) Veda cümlenizi bu satıra bırakabilirsiniz. :)
Sizi seviyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Falcı | #texting ✅
Ficción General"İnsanları kandırıp paralarını almaya utanmıyor musun?" 09.08.2022
