8.1

290 23 3
                                        

17.09.2022
(21:56)

Ortaya yaktığımız ateşin etrafına karışık bir şekilde dağılmıştık. Oynayacağımız oyunlar ve içme eğlencesinden dolayı, Kıvanç benden uzakta oturuyordu.

Aslında biraz karşımda da sayılırdı. Sanırım benden faydalanmak istiyordu. Ona bakarken pis pis sırıtmaya başladığımda, bana kaş göz işareti yaptı. Daha çok sırıtmaya başladım.

Kıvanç'ın bir yanında Ilgaz vardı, ve onunla cidden iyi anlaşmıştı. Zaten Ilgaz öyle bir insandı, anlaşması çok kolaydı. Her konu hakkında bir düşüncesi ve her düşünceye de saygısı olan, tartışmalardan uzak duran biriydi.

Serpil, Kıvanç'ın diğer yanında oturuyordu ve oradan kendime doğru sayacak olursam, Sude, Gökhan, Ferdi ve Mert aramızdaydı. Benim yanımdan devam ettiğinde ise Pars, Alp, Elif ve Levent, Ilgaz'ın yanına doğru uzanıyordu.

Geniş çemberimiz eğlenceliydi. Her taraftan farklı bir ses çıkıyor, insanlar gülüp eğleniyordu.

Aldığım derin nefesi yavaşça bırakarak gözlerimi Kıvanç'a çevirdim. Ilgaz'la her ne konuşuyorsa epey eğlendiği belli oluyordu. Sonra elini öne uzattı ve ellerini bilekte çaprazlayarak ileriye doğru sanki başka bir bileği büküyormuş gibi çevirdi. Gözlerimi kısarak izlemeye devam ettiğimde, Kıvanç ellerini iki yana açıp gülerek bir şeyler anlattı.

Sanırım aikidodan bahsediyordu. Bileği yakaladıktan sonra nasıl büktüğünü, bükerken devam eden hamleleri... Sırıtmadan edemedim.

"Sen bu çocuğa harbiden aşıksın, değil mi?" diye soran Pars'la irkilerek ona döndüm. O kadar süredir sessizdi ki bir anda konuşmasını beklemiyordum.

"Nereden çıkardın?" diye sordum. "Yani aşık olduğumu inkâr etmiyorum da, durup dururken ne alaka?"

"Ona bakarken olur olmadık sırıtıyorsun," dedi, ardından omuzunu omuzuma yasladı. "Bazen elini kolunu bir yere çarpıp, inlediğinde ona acısını hisseder gibi dönüp bakıyorsun. Her seferinde de nerede olduğunu iki saniye içinde buluyorsun."

"Sen bizi mi izliyorsun kardeşim?" diye sorduğumda, dudaklarıma minik bir gülümseme yerleşti.

"İnsanları gözlemlerim, beni bilirsin..." dedi. "Bu aralar çok dikkatimi çekiyorsunuz. Güzel bir enerjiniz var, her çift bu uyumu yakalayamıyor."

"Sağol, ne diyeceğimi bilemedim."

"Bunu söylediğim çiftlerin çoğu nazar değmesin diye hemen anlaşmazlıklarını sıralamaya başlardı. Bunu yapmadığına sevindim."

"Anlaşmazlıklarımız da bizim uyumumuz değil mi?" diye sordum. "Anlaşamadığımızda bile uyumlu olmamız önemli bir şey bence."

"Evet, haklısın."

Aramızda kısa bir sessizlik olduğunda, Pars devam etti. "Diğer meseleden ne zaman bahsedeceksin?"

"Hangi meseleden?"

"Seni vızır vızır geçen arabaların olduğu yola çıkarken duraksatan meseleden. Arka koltuktakilere bile emniyet kemeri taktırmana sebep olan düşünceden. Uzun zamandır ailenden bahsederken boş bakan gözlerine yerleşen hüzünden mesela."

Yutkunarak, kaşlarımı çattım. "Bu kadar gözlem fazla değil mi?" diye sordum. "Tüm gün oturup beni mi izliyorsun?"

"Bütün arkadaşlarımı izliyorum."

"Sebep?"

"Çevremdeki insanlar savaşlarını içlerinde yaşıyorlar..." dedi Pars, ardından omuzuma daha da yaslandı ve ilk önce Mert'i sonra da Alp'i gösterdi. "...şu ikisi sürekli kavga ediyorlar. Boktan sebeplerle hem de. Son kavgalarının sebebi neydi biliyor musun? Winx çakmağı. Alp, Mert'in çakmağını kaybetmiş. Mert'in çakmak koleksiyonu var ve en nadide parça da Winx çakmağıydı."

Falcı | #texting ✅Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin