Jungkook "hyung ben karakola gidiyorum" dediğinde ona baktım "neden?" güldü "jimin'in yanına" kafamı salladım "tamam" dediğimde kolumu tuttu "sende gel" kafamı salladım "ne yapıcam ben orada" omuz silkti "komiser min ile konuşursun" göz devirdim.
Kolumu çekti "hadii" kafamı salladım "iyi" diyerek onu takip ettim, zaten yakınımızda olduğu için 15 dk yürümüştük.
İçeri girdik, etrafa baktığımda müdür Lee geldi "hoseok" güldüm "müdür Lee" bu adamı hiç sevmiyordum, yılışık ve yavşaktı, kolunu omuzuma koydu "seni burada görmek şaşırtıcı, bir şey mi oldu" kafamı salladım "ziyarete geldim" diyerek geri çekildim.
Jungkook gitmişti, tanrım ölücem, parfümü üstüne boşaltmıştı resmen, yoongi daha hafif parfüm kullanıyordu ve kokusu hoştu ama bu adamın parfümü beni öldürmeye yeterdi.
Güldü "seni ziyarete gelmeyi düşünüyordum, bu gece işin varmı seni içmeye götüreyim" kafamı salladım "evet var, çok doluyum bu ay" kafasını salladı "boş olduğun bir gün gideriz" kafamı salladım "elbette" diyerek kaçış yolu aradım.
Yoongi'yi gördüğümde "gitsem iyi olur, arkadaşım bekliyor" diyerek yoongi'nin yanına neredeyse koştum "yooniee" koluna girdim, şaşkınca "hoseok" güldüm "benim, götür beni buradan" kafasını salladı, odasına götürdüğünde diğerleri de buradaydı.
Yoongi'nin kolundan çıktım "tanrım sonunda" namjoon "hoseok nerede kaldın" dediğinde kafamı salladım "yavşak Lee beni tuttu" güldüler.
Yoongi belime sarıldı "neden haber vermedin" omuz silktim "jungkook getirdi yoksa gelmeyecektim" saçlarımı öptü "otur hadi" dediğinde kafamı salladım.
Boş koltuğa oturdum, etrafa baktım tahta fotoğraflar ile doluydu, diğerleri de yemek yiyordu, jimin "hoseok hyung ne istiyorsun" ona baktım "kahve fena olmazdı" dediğimde yoongi "sütlü kahve getirsene jimin" jimin kalktı "iyi de sen sütlü kahve içmiyon ki" dediğinde yoongi "hoseok için gerizekâlı" jimin göz devirip gitti.
Jin "müdür lee den nasıl kaçtın, kesin içki içmek için davet etti" dediğinde kafamı salladım "adamı sadece 1 defa gördüm ve bir daha da salmadı, yoongi olmasa kurtulamazdım, yapışmıştı bana" jungkook " bay lee yi gördüğüm gibi kaçtım ama hoseok hyung benim kadar şanslı değildi" dediğinde güldüler.
Namjoon "neyse geçti gitti, şimdi hoseok hyung'un çıkmasını bekleyecek" kafamı salladım "ığğ cidden sülük gibi yapışıyor" dediğimde yoongi "ben hallederim" ona baktım, geriye yaslanıp sigarasını aldı, yaktığında kafamı çevirdim, galiba bu adamın sigara yakmasına fetişim çıkmıştı.
Jimin kahve ile geldi, uzattığında aldım "teşekkür ederim" gülerek jungkook'un yanına gitti, jin namjoon'a birşeyler yediriyordu, taehyung gülerek onları çekiyordu, jimin ve jungkook ise ayrı bir dünyadaydılar.
Yoongi "çok garipler" dediğinde kafamı salladım "evet" güldü "her gün gelmelisin" ona baktım "neden" dediğimde sigarasını söndürdü, naneli şeker alarak ağzına attı, kollarını kafasının arkasına koydu "günümü güzelleştiriyorsun" kafamı eğdim.
Kalkarak yanıma geldi, yanağımı öptü "çok tatlısın" gözlerimi kaçırdım, gülerek burnunu saçlarıma dayadı "seni seviyorum" dediğinde ona baktım, omuz silkti "ne, biliyorsun" kafamı salladım, yaklaşarak yanağını öptüm, çok utanıyordum ve kelimelerim yok olmuştu.
Sıkıca sarıldığında kafamı boynuna sakladım, belimi okşamaya başladığında gözlerimi kapatarak anın tadını çıkardım.
/
