Gece uyuyamadığım için geç yatıp geç kalktım. Aklımdaki düşünceler rahat bırakmıyordu. Gece Hoseok'a babası bir şey demiş miydi? Ya da yapmış mıydı? Beni gerçekten seviyor muydu? Gibi şeyler kafamda dönüp duruyordu. Saate baktığımda öğleni geçtiğini gördüm. Telefonu elime aldığımda Hoseok aramıştı. Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Sadece tebessüm edip yatağımdan kalktım.
Esnedikten sonra mutfağa inip kendime bir kahve yaptım ve bu sırada Hoseok'u aradım. Telefonu çalmasına rağmen açmadı. Bir şey olması durumu aklıma geldikçe delirecek gibi oluyordum. Birkaç dakika sonra geri döndüğünde derim bir nefes aldım.
"Hyung işteyim. 1 saat sonra seninle konuşmak istiyorum. Dün geceki sahilde buluşabiliriz miyiz?"
"Tabiki orada görüşürüz"
"Görüşürüz"
Sesi kötü gelmiyordu. Belki de babası görmemiştir. Bunu umarak kahvemi yudumlarken Hoseok'a nasıl açıklama yapacağımı düşünüyordum. Doğruyu mu söylemem gerek yoksa yalan mı? Doğruyu söylersem belki benden uzaklaşabilir ya da sorun olmadığını söyleyebilir. Yalan söylersem bir daha görüşmeyebiliriz.
Şöyle ki ikimizde anıları hatırlamaya başlıyoruz. Belki de o günü o da hatırlamıştır. Ya da hatırlamamıştır. Neden bu kadar fazla olasılık var. Hoseok ile konuşana kadar için rahat etmeyecek gibi. En iyisi doğruyu söylemek. İki türlü de bende uzaklaşabilir. En azından doğruyu söylemiş olurum. Ve içim rahat olur.
Bunları düşünürken Hoseok'un çıkış saatinin yaklaştığını gördüm. Ne kadar süredir burada oturup bunları düşünüyordum. Soğuyan kahvemi döküp yatağımı topladım. Dolabımdan siyah pantolonumu ve beyaz tişörtümü üzerime geçirip evden çıktım. Arabaya binip sahile doğru sürdüm. Yakınlarda park yeri bulup arabayı park ettim ve sahile doğru yürüdüm.
Geldiğimde Hoseok daha gelmemişti. Şirketi buraya yakın değildi. Nasıl gelicekti? Babası benimle buluşacağını öğrenirse ne olur?
Yanıma oturan kişi ile düşünceler aklımdan uçup gitti. Siyah takım elbisesi ile Hoseok yanımda oturuyordu. Bir süre ikimizde konuşmadık.
"Dün gece olanları hatırlıyorum"
Diye konuşmaya başladığında kafamı ona çevirdim. Hoseok'ta bana doğru döndü ve yüzüme bakarak konuşmaya başladı.
"Dediklerimin hepsinde ciddiyim. Senden hoşlanıyorum ve senin benden uzak durman canımı yakıyor. 1 hafta boyunca senden bir mesaj bekledim belki bir yere gideriz ya da sadece konuşuruz diye ama hiçbir şey olmadı. Dün Jimin aradığında seni göreceğim için mutluydum ama sen benden uzak durdukça... "
Cümlesini tamamlamadan kafasını başka yere çevirdi. Konuşacağım sırada yönettiği soru ile cevaplamak için bekledim.
"Neden uzak duruyorsun?"
"O anı hatırlıyor musun bilmiyorum Hoseok. Belki de hatırlamdığın için seviyorsun beni ama ben ne zaman seni görsem o an aklıma geliyor ve kendimi suçlu hissediyorum"
"Kazadan bahsediyorsan her şeyi hatırlıyorum ama senin suçun değil kavgayı başlatan benim"
İkimizde sustuk. Çok saçma sebepten kavga ediyorduk. Bunu anladığımda gülmemi tutamadım ve gülüşüm kahkahaya dönüştü. Hoseok ne oluyor der gibi yüzüme bakıyordu. Kahkahamı durdurup Hoseok'a döndüm.
"Geçmişte olan olay yüzünden birbirimizi üzüyoruz ve ikimizde birbirimizi severken"
Sondaki cümlem ile gülümseyerek kafasını başka yere çevirdi. Utandığını görebiliyordum. Kumun üzerindeki elinin üzerine elimi koyduğumda bakışları bana döndü. Yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum. Gülümseyip ellerimizi birleştirdi. Şuan da lise zamanlarımdaki gibi hissediyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Young And Beatiful | Sope
FanfictionGenç ve yakışıklı olmadığım zaman beni sevecek misin? Acı çeken ruhumdan başka hiçbir şeyim kalmadığında beni sevecek misin?
