9

7 1 0
                                        

Sabah şiddetli baş ağrım ile uyanmıştım. Salondaki koltuğun üzerinde sızıp kalmıştım. Zorla kalkıp kendimi mutfağa attım. Kahve içip kendime gelmeye çalıştım. Şuan hiçbir şey hatırlamıyorum. Dün ne olmuştu da bu kadar içmiştim. Kendime gelmek için kahvemi yudumlamaya devam ettim.

Sonunda kendime geldiğimde dün olanlar aklıma dolmuştu. Hoseok. O adam Hoseok'a bir şey yapmayacağını umuyordum. Odama girip banyoya ilerledim. Soğuk suyu açıp kendimi altına bıraktım. Soğuk su vücudumdan geçiyordu. Banyodan çıkıp üzerimi giyindim ve Jimin'i aradım.

"Efendim hyung"

"Hoseok'tan bir haber var mı Jimin?"

"Hayır hyung. Sen dün söyledikten sonra aradım bir daha aramaya cesaret edemedim üzgünüm. O da beni aramadı ya da arayamadı bilmiyorum. Hoseok'a bir şey olmayacak değil mi hyung"

Bir şey diyemeden kaldım. O adama hiç güvenmiyordum.

"Bir şey olmayacak tabiki Jimin merak etme"

Biraz daha konuştuktan sonra telefonu kapattım. Jimin de en az benim kadar tedirgindi. Onu anlayabiliyordum ama hiçbir şey yapamıyordum.

Telefonda gezerken Hoseok'un gizlice çektiği resimleri görmem ile tebessüm ettim. Ben uyurken birçok fotoğrafımı hatta fotoğrafımızı çekmişti. Onu şimdiden özlüyordum. Acaba şuanda nasıldı diye düşünmeden edemiyorum.

Evden çıkıp yürümeye başladım. Nereye gittiğimi biliyordum ama geri dönmek istemiyordum. Evinin önünde durup etrafa baktım. Dışarda değildi bahçeye bile çıkmamıştı. Kapıyı çalıp çalmamak arasında kalsam da kalbim çoktan karar vermiş ve kapıyı çalmıştı. Birinin kapıyı açmasını beklerken kimse kapıyı açmamıştı. Belki evde değildir diye düşünecektim ama Jimin'in dedikleri aklıma geldiğinde kafam karışıyordu.

Tam gideceğim sırada son kez eve göz gezdiridğimde perdenin birinin hafif açık olduğunu gördüm. Dikkatli baktığımda Hoseok'un beni izlediğini fark ettim. Beni görmesi ile perdeyi hemen kapattı. Evdeydi biliyordum ama neden kapıyı açmıyordu. Yeniden kapının önüne gelip kapıyı çaldım ve Hoseok'a seslendim. Kapının önüne oturup açmasını bekledim. Bir süre sonra kapının açıldığını gördüğümde hemen ayağa kalktım.

"Hoseok"

"Yoongi sen hâlâ gitmedin mi?"

"Gidemedim Hoseok. Seni görmek istedim."

Kapıyı kapatacağı sırada durdurup izin vermedim. İkimizde acı çekiyorduk biliyorum. Kapıyı geri açtığında hızlıca sarıldım ona. Karşılık vermek istediğini biliyordum ama yapmadı tam tersine itti beni. İlk başta şaşırsam da yüzünden bunu yapmak istemediği belliydi.

"Sana zarar vermek istemiyorum lütfen git"

"Gidemem Hoseok. Gideceksek birlikte gidelim"

Gözlerinde yaşlar akmaya başladığında sarılmak istedim ama beni yine durdurdu. Yakınımda olsa da dokunamadım ona.

"Hoseok!"

Bağırma sesi duymam ile arkama döndüm. Sanırım Hoseok'un babasıydı. Hiç görmemiştim ama yüzü tanıdık geliyordu. Hafızam yüzünden olmalı diye düşündüm. Sinirli şekilde geldi yanımıza.

"Ben sana kimseye kapıyı açmayacaksın demedim mi?"

"Ü-üzgünüm ba-"

"O içeri almadı ben girdim."

"Bu ne yüzsüzlük böyle. Oğlumla görüşmeyeceksin bir daha. Defol şimdi evimden"

Sert yüz ifadesi ile korkutacağını sanıyordu ama yanılıyordu. Böyle insanlar sadece sevdiklerine zarar veren, sadece kendini düşünen aciz insanlardı.

Young And Beatiful | Sope Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin