Sizi şu sıralar çok bekletmiş olsamda sağlam bir senaryoyla gelmek istiyorum o yüzden de düşünmeye ihtiyacım vardı.
Neyse ki artık çok daha hızlı bir şekilde bölüm atıcam.
Keyifli okumalar dilerim şimdiden ✨
Lavaboya vardığımda kapıyı açıp içeri girdim . Bir yandan da fazlasıyla stres içindeydim. Tanıdık bir ses geldi sondaki kabinden, " Sonunda geldin Jungkook?" Kemerini düzeltirken çıktı kabinden. Gözlerini bana dikmesiyle olduğum yere çakılmış hissettim. Derince yutkunup ona doğru adımladım.
Sertçe yutkunup ona doğru adımladım.
- Ne söyliceksen söyle artık?
Beklentiyle bana bakıp biraz düşündü. Yaklaşık bir iki dakikanın ardından söze başlamak adına derin bir nefes alıp konuştu
- Sana söylemem gereken iki şey var...
Beklentiyle ona bakıp " dinliyorum?"
- Öncelikle birincisi, Jungkook sana geçmişimizden bahsetmem gerekiyor. Aksi takdirde beni hiç bir zaman anlayamacak ve sürekli yargılayacaksın. İkincisi ise-
- İkincisine falan gerek yok! Bizim bir geçmişimiz yok Kim Taehyung! Duydun mu? Sen bana o iğrenç iftirayı arttığından beri insan içine çıkamaz oldum. Dahası öyle olsam bile bu ne senin ne de o sikik arkadaşlarının ağızlarına sakız edebilecekleri bir konu değil. Kendinizi ne sanıyorsunuz bilmiyorum ama zerre umrumda değil ne seninle olan sözde geçmişim, ne de söyleyeceklerin! Oldu mu, yeterince açık konuştuysam ben çıkıyorum.
Elimi çıkış kapısına koymamla Taehyung'un elini elimin üstüne koyup oradan çekmesi bir oldu. Ne yapıyorsun demeye varmadan da cebinden çıkardığı anahtarları diğer eline alıp hızlıca kilide yerleştirdi ve kapıyı kilitledi. Şaşkınlık ve sinirle karışık bir şekilde ona adımlayıp olabildiğince sert bir şekilde konuşmaya başladım.
- Kim Taehyung, sen çok olmaya başladın. Beni derhal çıkar burdan yoksa bu yılın Daegu devlet lisesi milli gayi sen olursun!
Şeytani bir gülüşle bana bakıp karşılık verdi:
- Bu okuldaki insanların hiç biri umurumda değil, bazıları hariç tabii!
Sondaki cümlesini bastırarak ve gözlerini iyice gözlerime dikerek söylemişti. Tanrım bu adamın kokusu ... Hayır Jungkook kendine gel, şu an burda zorla alı konuldun ve derhal bir çözüm bulman gerekiyor. Bende aynı şekilde daha çok dibine sokularak söze girdim:
- Kimin sikinde olduğu umurumda değil. Sen adî pisliğin tekisin ve beni de derhal burdan çıkarıyorsun!
Kendimden yeterince emin konuşmuş olmama rağmen hala neye gülüyordu bu? Sanki daha sokulabilir mişiz gibi iyice yaklaşıp devam etti:
- Bir şartla.
Nefesi yüzüme çarpıyor ve ferah kokusu başımı döndürüyordu. Aramızda santimler varken mantıklı düşünebilmem mümkün değildi fakat tavrımı koymaz ve ona teslim olursam kolay lokma olacak, hakkımdaki tüm söylentileri de doğrulamış olacaktım. İyi de bu şu anda ne kadar umurumda? Bir cevap beklediğini fark edince kendime gelip devam ettim:
- Ne olursa olsun kabul etmeyeceğim, yine de içinde kalmasın söyle!
Aynı gülüşle daha da yakınlaşarak devam etti:
- Benimle bir mekana gelecek ve orda sevgilim rolünü oynayacaksın. Aksi takdirde buradan çıkamaz ve sana geçen sene attığım iftiranın tek sebebinin ikimizin sözde sevgili olmamızdan. Attığım iftiranın sebebinin ise kendimi affettirme çabamdan doğduğunu söylerim!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gum Horoscope/Taekook
FanfictionJimin, "Bu sadece bir fal Kook, o kadar da takma kafana lütfen." Evet haklıydı ama eğer sizde benim yerimde olsaydınız; size okulda gay iftirası atan biri yüzünden, sevmediğiniz halde sırf okulun ve ailenizin çenesinin kapanması için karşı cinsten...
