Sabah uyandığında hiç birşey hatırlamıyordu. Sanki tüm gece içip içip sarhoş olmuştu. Ama biraz düşününce sadece bilgisayarın başında uyuya kaldığını hatırladı. Masanın başından kalkıp gözünü ovuşturdu, kendine gelmek için yüzünü yıkamaya doğru lavaboya gitti.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Lavabonun kapısının önüne vardı ve ışıklarını açtı. İçeri girdiğinde gördüğü manzarayla şoka uğradı.
"ANASINI SIKIYIM NELER OLDU BURDA?"
Lavabosu resmen kan gölüne dönmüştü. Duşun içindeki çeşmeden kanlar akıyordu. Lavabo aynası paramparça bir şekilde yerdeydi. Duvarda kanlarla ingilizce bir şekilde "SENI OLDURMEYE GELDIM" yazıyordu. Gözlerini ovuşturup tekrar baktığında bişey olmadığını fark etti. Herşey yerli yerindeydi. Bu olay sabah sabah onu korkutmaya yetmişti de artmıştı bile. Ama az önce gördüklerinden de adı gibi emindi. Gördüğünün halisulasyon benzeri bir şey olacağını düşünüp yüzünü yıkadı. Kendine kahvaltı hazırlamak için mutfağa gitti. Dolaptan yumurta aldı ve tavanın içine kırdı. Duvarda asılı olan saat çok rahatsız edici bir ses çıkarıyordu. Kafasını kaldırdı ve saate baktı. Pilini çıkarmak için saati duvardan alırken, saatin 8.50 olduğunu gördü.
"Hayır lan okula geç kaldım!"
Saati ve içinden çıkan iki küçük pili masaya sertçe bıraktı. Yemeğini hemen yiyip üstüne formasını giydi ve okula doğru koşmaya başladı. Metroyla gidebilirdi ama onu da kaçırmıştı. Koştu ve koştu, 20 dakika sonra okula vardı. Sınıf kapısına gelince biraz soluklandı. Sınıfa girip öğretmenden özür diledi. Ve yerine oturdu. Dersi dinlemek istemediği için çantasını masaya attı ve kafasını çantaya yaslayıp gözlerini kapattı. Okula neden geldiğini bilmiyordu. Sanırım sadece yok yazılmamak içindi.
...
"Oh be zil çaldı şükür."
"Harbi ya ders çok sıkıcı geçti."
" Ben dinlemedim zaten uyudum." Jeongin sırıttı ve esnedi. Sıra arkadaşı olan Yeri ile konuşuyordu. Lavaboya gidip yüzüne bir avuç su attı ve Felix'in sınıfına doğru gitti.
Jeongin, Felix ile okulun bahçesinde dolaşmaya çıktı. Bahçede dolaşırlarken Jeongin'in gözü hep onu arıyordu.Yani Changbin'i. Ve en sonunda onu gördü. O da Minho ile takılıyordu.
Felix, Jeongin'in gözünün sürekli Changbin'de olduğunu fark etti.
"Ondan hoşlanıyorsun sanırım."
"Hah, ne dedin?"
"Changbin diyorum varya hani şu geçenki konserde şarkı söyleyen, ondan hoşlanıyor musun?"
" Hayır amk nerden çıkardın? Ben ve o seviyesiz şarkıcıdan hoşlanmak hahaha çok komik şakaydı."
"Tamam kanka sakin ol sadece sordum."
"Hoşlanıyorsun ama çok belli. Gözün onu arayıp duruyor."
"Sussana eşek hayır dedim işte."
"Peki peki." 'Hoşlanıyorsun işte aq.' dedi içinden Felix.
"Oğlum bi dakika sen Changbin'i nereden tanıyorsun?"
"Ne o niye sordun, hoşlandığın için mi?"
"Ya sus da düzgünce cevap ver işte."
"İlkokulda aynı sınıfa gidiyorduk oradan tanıyorum. Al bak verdim cevap."
"Hmm, tamam."
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Zil çaldı ve sınıflarına geçtiler. Öğle teneffüsü gelince Felix'le Jeongin yemekhaneye gittiler. Yemeklerini alınca oturacak masa aradılar. Oturacak hiçbir yer kalmamıştı. Etrafa bakındılar. Tek boş yer vardı ve o da Changbin ile Minho'nun yanıydı.
Oturacak bir yer kalmadığı için mecbur onların yanına gittiler ve oturmak için izin aldılar. Jeongin'in yüzü kızarmıştı. Felix bunu fark etmişti. Ve bilerek ikisini yan yana oturttu. Jeongin bu sefer daha çok kızarmıştı. Felix'in bunu kasıtlı yaptığını fark etti ve ona sert bir bakış attı. Yemeğini bir an önce bitirip kalkmak istiyordu.
Yemeklerini bitirip bahçeye çıkınca Jeongin ;
" Niye böyle yaptın lan?"
" Ney napmışım ki?"
" Bilerek bizi yan yana oturtturdun."
"Kimle nerde? Azcık açık konuş aq anlamıyorum." 'Her şeyin farkındayım hehe.'
"Off her neyse yok bir şey."
...
Son dersten sonra herkes evlerine dağıldı. Jeongin de metroya doğru yürüdü. Metroya bindi, gözlerine bir ağırlık çöktü ama uyumamaya çalışıyordu. Neyse ki eve varmıştı. Çantasını bir tarafa atıp duşa girdi. Çıktıktan sonra üzerini giyindi ve kendini koltuga attı. Bir dizi izlemek istedi. 'The Uncanny Counter' dizisini seçti ve izlemeye başladı. Sadece 3 bölüm izledi ve sonra uyuya kaldı.
bu bolum digerinden daha kisa oldu umarim begenirsiniz. yanliz hep jeongin uyuyunca bolumu bitiriyorum hehe. haftaya pazartesi 3. bolumu atcam. bu arada yeri yi arabozan yapabilirim emin degilim sizce yapayim mi 👍🏿💌 yorumlari ve oylari unutmayin ha