Sınıfa girmeden önce son bir kere bana dönüp gülümsedi. Daha sonra ise sınıfın kapısını açıp beni de omzumdan güç alarak içeri çekti. Gülümseyerek içeri girdim. En arka sıraya doğru ilerlerken duvar kenarında en arka sıranın bir önünde oturan Evren'i ve yanında ona hızlı hızlı bir şeyler anlatan Yasemin'i görünce dişlerimi sıktım. Ben dişlerimi sıktığım anda Yüce'de benim kolumu sıktı. Küçük bir çığlık atıp ona döndüm.
''Ne yapıyorsun be hayvan herif ?''
''Daha sınıfa yeni girdik ve sen saniyesinde ilk kurallarımızdan birini bozdun ben sana ne dedim ?''
''İyi de öldürücü bakışlar atmadım ki'' dedim cümlenin sonunu uzatarak.
''Dişlerini sıktın bunu da kurallarımızın arasına koyuyorum ki dişlerini sıktığın zaman kabız olmuş gibi bir görüntün vardı hayatını kurtardım bence. Ve ne zaman böyle bir hareketini görürsem kolunu sıkacağım alışsan iyi edersin.''
Derin bir nefes alıp yanaklarımı şişirdim ve sesli bir şekilde oflayarak sıraya oturdum. Fizikçi içeri girdi klasik öğrenci öğretmen konuşmalarından sonra dersi anlatmaya başladı. Derslerimi düşürüp annemden tonlarca laf yememek için ellerimi çeneme koyup derse odaklanmaya çalıştım. 20. dakikadan sonra hocanın anlatım şeklinden dolayı dersten soğumuş etrafa dersi kaynatacak kimse yok mu der gibi çaresiz bakışlar atıyordum. Yüce'yle konuşmak için kafamı yan tarafa çevirdiğimde ağzı açık uyuduğunu gördüm. Hayır yani dalga geçmiyorum cidden pozisyonu oydu. Milletin sıra arkadaşı tatlı tatlı uyur kız ona bakarken aşık olur ama bende öyle mi ? Tabi ki hayır yani şu yanımda mağara ayısı gibi uyuyan çocukla aramda bir şey mi olacaktı ? Kesinlikle hayır.
Tam onu uyandıracağım anda fizikçimiz sıramızın başında dikilerek öksürmeye başladı. Yüce ise hiç oralı olmadan kafasını camdan tarafa çevirip uykusuna devam etti. Sınıftan birkaç kız kıkırdarken ben ise hocaya cici cici bakıyordum. Hoca sinirlenmeye başlayınca tekrar Yüce'ye dönüp omzundan dürttüm. Mırın kırın edip kafasını iyice sıraya gömerken bu sefer ''Yüce uyansana lan rezil oluyoruz'' diye fısıldadım. Bu sefer koluyla beni ittirdi. Hoca Yüce'nin olduğu tarafa geçip'' Yüce'' diye bağırır bağırmaz ayağa kalkıp hazır ola geçti. Ben gülmemek için kafamı sıraya yaslayıp dudaklarımı dişlerken o ise çılgın fizikçimizle cebelleşiyordu. Hoca tahtadaki soruyu yapmasını isteyince kafamı kaldırdım ve tahtaya baktım öldürseler bu soruyu yapamazdı. Bir kere en berbat dersi fizikti yani imkanı yoktu. Bana ona acımamı ve bir şeyler yapmamı haykıran gözlerle bakarken sınıfta gözlerimi gezdirdim. Ama konuyu kaynatacak bir tane bile öğrenci bulamayınca başımı olumsuz anlamda salladım. Gözlerini kısıp bana baktıktan sonra aklına ibnelik geldiğini gösterecek şekilde pis pis sırıttı. O an dedim aha yandık eyvah Sude sen dağ bayır bul yolunu kaç kurtar kendini. Bir hocaya bir bana baktıktan sonra konuşmaya başladı.
''Hocam 2 yıl boyuna fizik öğretmenim oldunuz hatta bu yıl bitince 3 olacak az çok fiziğimin kötü olduğunu biliyorsunuzdur. Tabi ki bu fiziksel anlamda fiziki değil çünkü bana bir bakın fizik desen var karizma falan filan hepsi.'' Kurduğu cümleden sonra şöyle baştan aşağı bir süzdüm çocuğu. Cidden haklıydı yani yiğidi öldür hakkını yeme. Tekrar konuşmaya devam etti. ''Hem hocam benim fiziğim güzel olduğu kadar sizin fiziğiniz de çok güzel'' Ona sen mal mısın o hoca 60 yaşında bir moruk der gibi baktım tabi o bunu fark etmeden tekrar konuşmaya başladı. ''Hatta sizin fiziğinizin güzel olduğu kadar Sude'nin fiziği de güzel bacakları falan maşallah yani hocam.'' Kurduğu cümleden sonra sınıftakiler ki buna kızlar da dahil bacaklarıma bakmaya başladı. 'Okul eteğinin Allah belasını versin yönetim istifa yönetim istifa' diye içimden geçirerek eteğimi çekiştirmeye başladım. ''Tabi Sude'nin fiziğinin güzel olduğu kadar bu sınıftaki herkesin fiziği güzel bir kişi hariç onun da ismini söylemek istemiyorum ama baş harfi Evren.'' Bu sefer hepimizin bakışları Evren'e kayarken bunun gayette güzel bir yalan olduğunun hepimiz farkındaydık. Evren bir süre Yüce'ye sikici bakışlar attıktan sonra sınıfta gözlerini gezdirdi. Gözlerimiz buluşunca tebessüm edip tekrar Yüce'ye döndüm. ''Yani hocam aslında Miranda Kerr'in fiziği de muhteşem'' dediğinde sınıftaki erkeklerden ''Aynen lan, taş gibi hatun bide bizim sınıftakilere bak' tarzında cümleler duyuldu tabi biz kızlar olarak buna göz devirip Yüce'ye döndük. ''Yani hocam boş verin ben fiziksel anlamda iyiyim ama'' diye cümlesine devam edecekken elimi kaldırıp ''Hocam soruyu ben çözeyim bence arkadaş konuyu buradan alır Çin seddine kadar götürür.'' dedim. Hoca kafasını onaylar bir biçimde sallayınca tahtaya kalkıp soruyu çözdüm kalemi masaya koyarken teneffüs zili çaldı ve hepimiz derin bir nefes aldık.
