15)

394 17 3
                                    

"Hadi uyan güzelim sabah oldu"

Beni öpen dudakların ve sesin sahibini görmek için gözlerimi açmıştım beni öperek uyandırmıştı bana kırılacağını düşünmüştüm ama öyle olmamıştı karnımda hafif bir ağırlık hissetmemle ürküp karnıma bakmıştım ona bir şey olacak diye ödüm kopuyordu gördüğüm şeyle yumuşacık olmuştum Yoongi başını karnıma koymuştu ağırlığını vermeden, gözlerini kapatmış onu duymak istiyormuş gibi bütün dikkatini karnıma vermişti bir şeyler mırıldanıyordu ama anlayamıyordum belirgin karnımı okşayıp masaj yapar gibi hareketler yapıyordu sanki onunla iletişime geçmeye çalışıyordu "Pf, hadi ama" demişti ne bekliyordu ki daha yedi aylıkken çıkıp gelmesini mi "Neyi bekliyorsun ki" demiştim tavana bakarak "Kızımın tekmesini bekliyorum fakat inat ediyor" demiş karnıma sürtünmüştü "İlk tekmesini yakalayamadım bari bir tane yakalayabileyim" başını karnımdan çekmiş bana bakmıştı "Onun tekmelerini sadece sen hissediyorsun" ben hissediyordum fakat acısınıda ben çekiyordum nasıl olsa beş aylıkken ki tekmesi ve yedi aylıkken ki tekmesi aynı değildi artık vücudu güçlenmeye başladığı için artık çok acıtıyordu "Ama artık tekmeleri acıtıyor" demiştim oturur vaziyette durmuştum kedi gibi yanıma gelip dibime girmiş sürtünmüştü yüzünü boynuma gömüp öpmüştü "Keşke çektiğin acıları bana aktarabilsek" keşke öyle bir şansımız olsaydı bebeği de Yoongi'ye doğurturdum onun hastane odasında bağırışlarını ve çığlıklarını duymak bana keyif verirdi hep acıları ukeler çekiyordu semeler sadece hayattan zevk alıyorlardı semelerden nefret ediyordum bütün acıları ukelere çektiriyolardı ama benim Yoongi'm öyle değildi eğer elinde olsaydı bebeğimizi kendi taşırdı

*:..。o○ ○o。..:*

Yoongi:

Evden ayrılmış benden ve adamlarımdan başka kimsenin bilmediği garajın kepengini kaldırıp, rutubet kokan ve havasız olan yere girmiştim burayı Jimin'de bilmiyordu genelde burada takılırdım dilimde ki şarkıyı mırıldanarak ellerimi arkaya başlamış sandalyede ağzı yüzü kan olan Jo-Hyu'nun yanına adımlıyordum adamlarımın eve ateş açtığı gün ölmemişti ve bu benim işime geliyordu ona her zaman buraya gelerek acı çektiriyordum, burası babamın eski evinin garajıydı, burayı silah deposu veya işkence yeri olarak kullanıyordum dağlık bir yerdeydi bu yüzden burada rahatça çığlık attırabiliyordum Jimin burada yaptıklarımı öğrense benden çok korkardı sandalyede bağlı bir şekilde uyuyan Jo-Hyu'nun yanına gelmiş ayağına basmıştım küçük bir inilti bırakıp başını kaldırmıştı "Beyefendimizle ilgilenildimi" demiş cebimden bir sigara paketi çıkarmıştım "Kapa çeneni Min"

"Sana dün bir şey sormuştum hatırlıyor musun?" demiş bir dal elime alıp yakmıştım "Hatırlıyorum ve Jimin'e dokundum" kaşlarımı çatıp sert bir bakış atmıştım sinir bozucu bir şekilde sırıtmış ve egolu bir şekilde küçük bir kahkaha atmıştı "Ve istekliydi" sinirlerimi bozuyordu kendini geriye atmış iyice yaslanmıştı "Ona tam olarak istediğini veremiyorsun" diyip sırıtmaya devam etmişti dün ağzını burnunu dağıttığım için burnu kanamıştı temizlenmediği için orda kurumuştu "Dudaklarıma karşılık verişinden belliydi zaten" sigarayı yere atmış üzerine basıp söndürmüştüm yakalarından tutarak sarsıp sert bir yumruk atmıştım burnu yeniden kanamaya başlamıştı "Bir daha Jimin'in adını o pis ağzına almayacaksın anladın mı beni" sırıtışı kaybolmuştu "Sen soruyosun bende cevap veriyordum ne uzattın" başını eğmiş yere bakmıştı saçından tutup başını kaldırmış suratına bir tane daha yumruk atmıştım yanından ayrılırken sandalyeye tekme ayıp yere düşürmüştüm büyük bir çığlık atmıştı adamlarımdan birisi gelip kaldırmaya geldiğinde "Bırak dokunma öyle kalsın" demiş silahlarımın bulunduğu yere adımlamıştım kontrollerini yapmam gerekiyordu en iyisinden en kötüsüne doğru her hafta sıralıyordum en iyi çalışanları ön planda bırakıyordum acil bir durumda kolayca ulaşabilmem için, duvarda ki son model silahı elime almış biraz inceleyip garajın kepengine adımlamıştım silahları denemem için özel bir yer vardı ağaçlık ve ıssız bir yerdi adamlarımdan ikisi yanıma adımlamış birisi sağımda birisi solumda duruyordu her zaman benimle gelirlerdi bir aksilik olursa diye ve sıra sıra bütün silahları bana denemem için verirlerdi garajı açıp çıkmamı sağlamışlardı bugün bir tıhaf duruyorlardı sanki garajın kapısını bana yaranmak için açmış gibi duruyorlardı dışarıya çıkıp garajın arkasında ki alana adımlarken onlar arkamda durmuş bir birlerine
bakmışlardı çok zor duyulan bir ses tonuyla konuşuyorlardı "Ne konuşuyorsunuz orada? Gelin buraya!" demiştim bana korkarak bakışlar atarak yanıma gelmişlerdi "Sorun ne?" demiştim birbirlerine bakıp yudunmuşlardı "Beklemekten nefret ederim!" diye bağırmıştım sağda ki nefes verip konuşmuştu "Efendim, silahlardan bazıları eksik" nasıl eksik olurdu bir sürü koruma tutmuştum ne işe yarıyorlardı boşu boşuna para vermiyordum değil mi? "O korumalar ne sikim yapıyor!" elimde ki silahı onlara doğrultup "Siz neredeydiniz?" demiştim aklımda bir sürü soru vardı onların işleri neydi burada ben her zaman burada olamıyordum silahı yanlarına fırlatmıştım sinirlerim bozulmuştu alnımı okşarken "Bana korumaları getirin!" demiştim silahlara özel koruma tutuyordum fakat kimse siklemiyordu bile eğer o silahlar polisin eline düşerse benden şüphenirlerdi başlarını sallayıp yanımdan ayrılmışlardı oflayıp yere attığım silahı elime almıştım hedef olarak kullanılan kartona ateş etmiştim, iyi çalışıyordu fakat yine ateş edeceğimde tutukluk yapmıştı, bunu riskli bölüme ekleyecektim

*:..。o○ ○o。..:*

Jimin

Odada yüzüncü turumu atıyordum çok sıkılmıştım tam yüz kere odada dönüp enlerini ölçmüştüm Yoongi de evde yoktu nerelerdeydi bilmiyordum aynı filmi iki kere bitirmiştim elimi siyah saçlarıma daldırıp taramıştım aklıma yeni yemekler ve tatlı tarifleri denemek gelmişti fakat çok üşengeçtim çok üşeniyordum yanımda ki koltuğa oturup oflamıştım koltuğa uzanmış ondan sonra ters dönmüştüm koltukta çok sıkılıyordum belki böyle bazı şeyleri farklı görebilirdim saçlarım yer çekiminin etkisi ile yerle birleşmişti kollarımı iki yana açmış koltuğa atmıştım canım her zamankinden daha çok sıkılıyordu televizyona bakmış siyah ekranda yansıyan göröntüme bakmıştım benimle beraber Mingi'de ters dönmüştü bu yüzden fazla durmamış hemen geri kalkmıştım ona zarar verebilirdim ve bunu hiç istemezdim ve ismine net karar vermiştik Mingi olacaktı kulağa çok güzel geliyordu, ismi çok huzurlu ve sakin bir vibe veriyordu umarım ismi gibi çok huzurlu ve sakin olurdu yanımda ki küçük yastığı karnımın üzerine koymuştum aniden çalan zilin sesiyle ayağa kalkmıştım yastığı koltuğa fırlatıp terliklerimi yerde sürükleyerek minik adımlarla kapıya ilerlemiştim kimdi ki bu Yoongi daha yeni gitmişti ve nereye gitmişti eğer kısa bir yere gittiyse o olabilirdi nereye gittiğini sormayı da unutmuştum kapının önünde geldiğimde ilk önce kapı deliğinden bakmaya çalışmıştım gelen kişiye Yoongi olmadığı kesindi
kapıyı istemsizce açmıştım karşımda elinde bir bebek olan Bayan Min'i beklemiyordum bu bebek nereden çıkmıştı ben daha doğurmamıştım ki
bebek üç dört aylık gibi görünüyordu çok küçüktü ve kız dı Bayan Min benim komutumu beklemeden içeriye adımlamaya başlamıştı bende onun peşinden yürümüştüm benimde peşinden geldiğimi görünce arkasına dönmüş bebeği bana uzatmıştı sorar bir şekilde bebeğe ve ona bakmıştım "Bu senin antrenmanın olacak" demişti ne demeye çalışıyordu nasıl yani  ne antremanı bebek mi biraz daha bebeğe bakmış elinde ki çırpınan bebeği kucağıma almıştım "Mingi doğana kadar bu bebekle alıştırma yapıcaksın" gülümseyip bebeği kucağıma yerleştirmiştim iyice "Geceleri tekrardan gidecek zaten" demişti uykusu gelmiş olacak ki kucağıma iyice sinmiş, mayışmıştı ve küçülmüştü benimde kızım böyle kucağımda uyuyacaktı düşünmesi çok tatlı ve güzeldi beni tanımadığı için yüzüme öylece şaşkın bir şekilde bakıyordu gözleri o kadar temiz, ışıltılı ve siyahtı ki kendi yansımamı görüyordum gözlerinde, korktuğu için dayanamamış ağlamaya başlamıştı ancak ben onu çok sevmiştim o beni neden sevmemişti ki yoksa iyi bir baba olamayacakmıydım bütün bebekleri korkutuyordum yoksa korkunçmu görünüyordum

Çok fazla kucağımda tutmuştum rahatsız olmuştu Bayan Min'e uzatmıştım istemsizce boş boş yüzüme bakmıştı "Onu sana alıştırma yapman için getirdim Jimin" demişti haklıydı ama bebekleri ağlarken kucağımda tutmak hapiste tutmakla aynı şey gibi geliyordu sonuçta seni sevmediği için ağlıyordu daha fazlada kucağında tutmanın anlamı yoktu "Kendi bebeğin doğduğunda da her ağlayınca bana mı vereceksin?" demişti bunda da haklıydı benim kendi bebeğim olduğunda kolayca susturabilmem için vermişti nasıl olsa bana, o yüzden benim susturmam gerekiyordu alışmam için, sonuçta her gece uykumdan uyanıp onu uyutacaktım yada çalışacaktım "Sakinleştir bakalım nasıl yapıcaksın göreyim" ben yapamazdım ya susturamazsam Bayan Min'e rezil olursam bana hiç bir şey yapamıyor deyip benden nefret ederse, kucağımda ki küçülmüş bir şekilde bağıra bağıra ağlayan bedene baktığımda ellerini yumruk yaptığını görmüştüm minik parmaklarını sinirle birbirine bastırmış başının yanına koymuştu, bir süre minik yumruğunu izlemiştim

"Peki, sana bu seferlik yardım ediyim" demiş yanıma gelip kucağımda ki küçük bedeni kendi kucağına almıştı biraz ilerleyip koltuğa oturmuştu bende yanına oturmuştum

Sadece ne yaptığını izliyordum

Kucağında ki bebeğin sırtına hafif ve yavaş bir şekilde vuruyordu ve sıska küçük bedeninin sarsılmasına neden oluyordu "Belkide uykusu gelmiştir ama uyuyamıyordur o yüzden huzursuzdur" demiştim "Olabilir" diye mırıldanmıştı sessizce, ağlaması benim kucağımda ki kadar fazla değildi arada susuyordu ama yine başlıyordu bir kaç kere daha sırtına küçük küçük vurduktan sonra aniden susmuştu gerçekten anneler sihirliydi ben kaç saat uğraşsam susturamazdım, bir kaç minikçe vurmayla susmuştu "İstersen Mingi'nin beşiğine yatıralım"
demişti, Bayan Min kalkıp bebeği bana uzatmıştı bu sefer çok sakindi simsiyah gözleri bu sefer korkuyla değil huzurla bakıyordu bana pembe battaniyesinin içinde küçük küçük tekmelenip duruyordu çok tatlıydı

Bölüm kısa mı??

Mafia BabyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin